Beyyine 8 Ayet Mekke · البينة
98

Beyyine

Kanıt · Mekke
98
Kanıt · Mekke
البينة
8
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
لَمْ يَكُنِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ مُنْفَكّ۪ينَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ ١
Lem yekunillizîne keferû min ehlil kitâbi vel muşrikîne munfekkîne hattâ te’tiye humul beyyineh(beyyinetu).
İNKÂRDA ısrar edenler, -ister kitap ehline isterse şirki hayat tarzı edinenlere mensup olsunlar-[⁵⁸³⁶] kendilerine hakikatin açık delili[⁵⁸³⁷] gelinceye kadar çözülecek değillerdi![⁵⁸³⁸] [5836] Kitap ehli ile müşriklerin üzerinde birleştikleri inkâr, son Rasul ve son vahiydi. Müşrikler şirki hayat tarzı haline getirdikleri için böyle adlandırıldılar. Kitap ehli bazen şirke düşseler de şirki hayat tarzı haline getirmedikleri için farklı bir kategoriye tâbi tutuldular (Krş: 2:105). [5837] el-Beyyine burada “herhangi bir delili” değil, belirliliğin de delâlet ettiği gibi “her delili” kapsar. Bir sonraki âyet bu delilin “risalet” olarak tecelli ettiğini söyler (Krş: Ferrâ). [5838] Bazı müfessirler bu sûrenin ilk üç âyetine mâna vermekte hayli zorlanmışlar ve bunları Kur’an’ın en zor âyetleri saymışlardır (Vahidi’den nklen Râzî). Özellikle munfekkîn kelimesi onları çok yormuştur. Tercihimize alternatif olabilecek iki mâna daha vardır: 1) “..kendilerine hakikatin açık delilleri gelinceye kadar (kendi inanç sistemlerinden) kopmayacaklardı”. Bu vakıaya aykırıdır. Zira müşriklerin yarısı ve kitap ehlinin çoğu Nebi geldikten sonra da inkârı sürdürdüler. Zaten âyetin girişindeki ellezine keferu süren durumu ifade etmektedir. Kaldı ki, sûrenin 4. âyeti benzer bir mânayı zaten söyleyecektir. 2) “..kendilerine hakikatin açık delili olan (nebî) gelinceye kadar (onun geleceğini ilan etmekten) geri durmadılar.” Bu mânâ kitap ehli için geçerli olsa da, ihmal edilebilir bir azınlık dışında müşrikler için geçerli değildir. Zira onlar nebî beklemiyorlardı. Tercihimiz, bu üç âyetteki ihtimalleri teke indirmek için onlarca sayfa tahlil yapan İbn Teymiyye’nin de katılarak naklettiği hocası İbnu’l-Cevzi’nin tercihine yakındır. İbnu’l-Cevzi munfekkîni munfasılîn ve zâilîn olarak mânalandırır (et-Tefsiru’l-Kebir VII, 3-27). İbn Teymiyye tercihine “İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor” âyetini şahit gösterir. Fakat bizce “başıboşluk” değil, infial kalıbının da delâlet ettiği gibi “çözülme ve dışlanma” söz konusudur. Burada dile gelen hakikat, şu âyette ifadesini bulur: “Helâk olan açık bir delil ile (beyyinetin) helâk olsun, yaşayan da yine açık bir delil ile yaşasın” (8:42).— M.İslamoğlu
98:1
2
رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفاً مُطَهَّرَةًۙ ٢
Resûlun minallâhi yetlû suhufen mutahharah(mutahhareten).
(O delil); tüm şaibelerden arınmış sayfaları Allah’tan kendilerine ileten bir elçidir;[⁵⁸³⁹] [5839] Krş: 2:213.— M.İslamoğlu
98:2
3
ف۪يهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌۜ ٣
Fîhâ kutubun kayyimeh(kayyimetun).
(o vahiylerin) içinde (önceki) kitapların ölmez yitmez (değerleri) bulunur.[⁵⁸⁴⁰] [5840] Son vahiy kutubun kayyimeh, tüm vahiylerin kalıcı değerlerini içinde barındırır; İslâm da dînun kayyimun (98:5) olarak tüm şeriatların kalıcı değerlerini içinde barındırır.— M.İslamoğlu
98:3
4
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُۜ ٤
Ve mâ teferrekallezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câet humul beyyineh(beyyinetu).
Ama önceki vahiylerin mensupları durdular durdular da, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri[⁵⁸⁴¹] geldikten sonra ayrılığa düştüler.[⁵⁸⁴²] [5841] Bu “belgeler” önceki vahiylerde bildirilen gelecek elçilerle ilgili bilgiler olmalıdır (Eski Ahid: Tesniye 18:15-19; İncil: Yuhanna, 14:16, 26,30; Matta, 24:14-15). [5842] Zımnen: İnsanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan çağlar üstü islâmın amacı insanlığı ortak doğrular üzerinde birleştirmekti, fakat maksadı anlamayan müntesipler onu ihtilaf ve ayrılığa dönüştürdüler. Kur’an bunun sebebini de söyler: “aralarındaki kıskançlık yüzünden” (2:213). Bunun temelinde de hakikate teslim olma değil, hakikati teslim alma hastalığı yatmaktadır. İlâhî hikmet açısından bu, Allah’ın farklılığa izin vermesinin ve insan için takdir ettiği iradenin doğal bir sonucudur (11:118 ve 2:253). Bu da ilâhî hakkaniyetin şuurlu varlıklardaki yansıması olan diyalektiğin bir gereğidir. Âlemlerin Rabbi aklın inkişafını bu yasaya bağlamıştır.— M.İslamoğlu
98:4
5
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ ٥
Ve mâ umirû illâ li ya’budûllâhe muhlisîne lehud dîne hunefâe ve yukîmûs salâte ve yu’tûz zekâte ve zâlike dînul kayyimeh(kayyimeti).
Oysa kendileri yalnızca Allah’a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O’na mahsus olduğuna iman edip bâtıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek,[⁵⁸⁴³] arınmak ve artmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı: İşte insanlığın ebedî değerler sistemi budur.[⁵⁸⁴⁴] [5843] Salât’ın “ibadet” anlamı için bkz: 19:59, not 65. [5844] Dînu’l-kayyimeh, takdiren dînu’l-milleti’l-kayyime olarak anlaşılabileceği gibi, sûrî izafet tabir edilen ve Arap dilinde örneği çokça görülen bir sıfat tamlaması türü olarak da okunabilir. Çevirimizin gerekçesi de budur.— M.İslamoğlu
98:5
6
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۜ ٦
İnnellezîne keferû min ehlil kitâbi velmuşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ, ulâike hum şerrul beriyeh(beriyyeti).
Elbette inkârda ısrar edenler, -ister kitap ehline isterse şirki hayat tarzı haline getirenlere mensup olsunlar- içinde ebedî kalmak üzere Cehennem ateşinin bağrına düşecekler: Onlar bütün yaratıkların en şerlileridir.[⁵⁸⁴⁵] [5845] Zımnen: şeytandan da şerlidirler; zira en iyi bozulunca en kötü olur. Burada küfür bir önceki âyette tarif edilen ihlas ve hanifiyyetin zıddıdır. “Canlıların en şerlisi”, Allah’ın hakkını inkâr edendir. Allah’ın hakkını inkâr eden kimin hakkını teslim eder ki?— M.İslamoğlu
98:6
7
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۜ ٧
İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ulâike hum hayrul beriyyeh(beriyyeti).
Şüphesiz iman eden ve imanına uygun davrananlar da var; işte onlar bütün yaratıkların en hayırlılarıdır.[⁵⁸⁴⁶] [5846] Zımnen: Meleklerden de hayırlı. Hasenât ile sâlihât arasındaki fark için bkz: 103:3, not 5.— M.İslamoğlu
98:7
8
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ ٨
Cezâuhum inde rabbihim cennâtu adnin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), zâlike li men haşiye rabbeh(rabbehu).
Rableri katında onların ödülleri, zemininden ırmakların aktığı ölümsüz güzelliğin üretildiği tarifsiz cennetlerdir; orada sonsuza kadar kalacaklardır: Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan memnun olmuştur.[⁵⁸⁴⁷] İşte bütün bunlar, Rablerinin sevgisini yitirmekten korkanlar içindir. [5847] Veya: Onlar Allah’tan memnun oldukları için Allah da onlardan razı olmuştur. Zımnen: Ey ‘Allah razı olsun’ diyen: Allah’tan razı mısın sen?— M.İslamoğlu
98:8
Beyyine
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle