Mürselat 50 Ayet Mekke · المرسلات
77

Mürselat

Gönderilenler · Mekke
77
Gönderilenler · Mekke
المرسلات
50
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ ١
Vel murselâti urfâ(urfen).
ŞAHİT olsun[⁵⁴⁹⁶] iyilik yaymak için art arda[⁵⁴⁹⁷] gönderilen (bu vahiyler)! [5496] Yüksek bir belâgatın ifadesi olan ilâhî yeminler, varlığı oluşturan her unsurun “şahitlik” vasfını ifade eder. Tek sahip O’dur; gerisi hep şahittir. İnsan da şahitler kervanına bilinçli olarak katılmalıdır. Tefsir otoriteleri, ilk beş âyette yer alan sıfatların mevsufu konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bunlara “melekler”, “rüzgârlar” veya “kâmil ruhlar” diyenler olduğu gibi, ilk ikisi melekler diğerleri rüzgâr veya ilk ikisi rüzgâr diğerleri melekler, ilk ikisi melekler müteakip üçü âyetler diyen de olmuştur. Tercihimizin gerekçesi için mevsufsuz sıfatlarla başlayan beş sûrenin ilki olan ‘Âdiyât 1’in notuna bkz. [5497] Hem ‘urfen masdarına mef’ul mânası vererek, hem de ism-i masdar anlamıyla. Kıl art arda, peş peşe dizildiği için at yelesine ‘urf denilmiştir.— M.İslamoğlu
77:1
2
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ ٢
Fel âsıfâti asfâ(asfen).
Ardından bir fırtına gibi ortalığı kasıp kavuranlar!— M.İslamoğlu
77:2
3
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ ٣
Vennâşirâti neşren.
Ve (ilâhî mesajı) yaydıkça yayanlar!— M.İslamoğlu
77:3
4
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ ٤
Fel fârikâti ferkâ(ferkan).
Peşinden (hak ile bâtılı) seçip ayıranlar!— M.İslamoğlu
77:4
5
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْراًۙ ٥
Fel mulkıyâti zikrâ(zikren).
derken (insanı) tarifsiz (güzellikte) bir öğütle buluşturanlar;— M.İslamoğlu
77:5
6
عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ ٦
Uzren ev nuzrâ(nuzren).
(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...— M.İslamoğlu
77:6
7
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ ٧
İnnemâ tûadûne levâkı’(levâkıun).
ELBETTE,[⁵⁴⁹⁸] tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir: [5498] İnnemâ, sünnete dayalı mushaf yazımı gereği mushaf içinde birleşik yazılsa da hasr belirten innemâ edatı değil, inne ve mâdan oluşan iki ayrı edattır ve “elbette” ve “şey” ile karşılanmıştır.— M.İslamoğlu
77:7
8
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ ٨
Fe izen nucûmu tumiset.
Yıldızlar söndürüldüğü zaman;— M.İslamoğlu
77:8
9
وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ ٩
Ve izes semâu furicet.
ve gök yarıldığı zaman;— M.İslamoğlu
77:9
10
وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ ٠١
Ve izel cibâlu nusifet.
ve dağlar un ufak edildiği zaman;— M.İslamoğlu
77:10
11
وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ ١١
Ve izer rusulu ukkıtet.
ve bütün elçiler (tanıklık) vaktinde toplandığı zaman…[⁵⁴⁹⁹] [5499] Veya: “Vakti geldiği zaman”. Tercihimiz Ferrâ’nın tercihidir.— M.İslamoğlu
77:11
12
لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ ٢١
Li eyyi yevmin uccilet.
Peki, bütün bunlar hangi gün gerçekleştirilecek?— M.İslamoğlu
77:12
13
لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ ٣١
Li yevmil fasl(fasli).
(İyi ile kötü arasındaki) Ayrım Günü.— M.İslamoğlu
77:13
14
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ ٤١
Ve mâ edrâke mâ yevmul fasl(fasli).
Sahi, bu Ayrım Günü’nün dehşetini sen nereden bileceksin?— M.İslamoğlu
77:14
15
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٥١
Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!— M.İslamoğlu
77:15
16
اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ ٦١
E lem nuhlikil evvelîn(evvelîne).
Ne yani, Biz (o yalanlayanların) öncülerini helâk etmedik mi?— M.İslamoğlu
77:16
17
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ ٧١
Summe nutbiuhumul âhırîn(âhırîne).
Sonrakileri de onların peşine diziveririz:— M.İslamoğlu
77:17
18
كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ ٨١
Kezâlike nef’alu bil mucrimîn(mucrimîne).
işte günahı hayat tarzı haline getirenlere böyle davranırız.— M.İslamoğlu
77:18
19
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٩١
Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!— M.İslamoğlu
77:19
20
اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ ٠٢
E lem nahlukkum min mâin mehîn(mehînin).
Sizin yaratılış sürecinizi basit ve zayıf bir sıvıdan başlatmadık mı?[⁵⁵⁰⁰] [5500] Min edatı, sürecin başlangıcına (ibtida) delâlet eder. Bu âyeti Enbiya 30 ile birlikte okumak daha açıklayıcıdır: “(hareket edebilen) her canlıyı sudan var ettik.”— M.İslamoğlu
77:20
21
فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ ١٢
Fe cealnâhu fî karârin mekîn(mekînin).
Ki Biz o sıvıyı (rahim gibi) sağlam bir karar mahallinde korumaya aldık;— M.İslamoğlu
77:21
22
اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍۙ ٢٢
İlâ kaderin ma’lûm(ma’lûmin).
tabii ki önceden belirlenmiş bir süreye kadar…— M.İslamoğlu
77:22
23
فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ ٣٢
Fe kadernâ fe ni’mel kâdirûn(kâdirûne).
Bütün bunları Biz takdir ettik;[⁵⁵⁰¹] ve ne muhteşemdir Bizim takdirimiz! [5501] Yani: Kudretimizden bir kudret sayesinde, büyüyüp gelişmesini takdir ettik.— M.İslamoğlu
77:23
24
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٤٢
Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!— M.İslamoğlu
77:24
25
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتاًۙ ٥٢
E lem nec’alil arda kifâtâ(kifâten).
Değil mi ki yeryüzünü, çekim gücü olan bir toplanma alanı yaptık;[⁵⁵⁰²] [5502] Kifât; hem “yerçekimi” yasasını ifade eder, hem de kefetten fiâl kalıbıyla, “farklı şeylerin bir araya gelmesini” veya “bu işin gerçekleştiği alanın adını” ifade eder. Bir sonraki âyetin de delâlet ettiği gibi, mü’min olsun kâfir olsun insanların bir arada yerçekimi yasasına bağlı olarak yaşamasının Allah’ın takdiri olduğunu ifade eder.— M.İslamoğlu
77:25
26
اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتاًۙ ٦٢
Ahyâen ve emvâtâ(emvâten).
diriler ve ölüler için.[⁵⁵⁰³] [5503] Belirsiz olması, “bildiğiniz ölüm ve hayat değil” anlamını içerir. Çevirimizin gerekçesi budur. Bir önceki âyetin “Yeryüzünü cazibe merkezi yaptık” şeklindeki alternatif mânasını tercih edersek, bu âyetin açılımı “bu yüzden dirileri de ölüleri de kendine çekmektedir” şeklinde olur.— M.İslamoğlu
77:26
27
وَجَعَلْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتاًۜ ٧٢
Ve cealnâ fîhâ revâsiye şâmihâtin ve eskaynâkum mâen furâtâ(furâten).
Ve orada başı yüce heybetli dağlar var ettik; ve size billur gibi suları sebil ettik.[⁵⁵⁰⁴] [5504] Sekaytuhu, “ona su sundum” anlamına gelir. Eskaytuhu, “ona sudan bir pay verdim” anlamına gelir (Furûk). Başı yüce haşmetli dağlar rahmet bulutlarının altına başını tutuyor da, şerefini Allah’tan alan insan akleden kalbini neden vahyin rahmet bulutlarının altına tutmayıp hakikati yalanlıyor? Vahiy bir dağa inseydi dağ haşyetten paramparça olurdu (59:21). Fakat insana indiği halde insan neden vahye karşı taş kesilir? Bulut dağa nâzil olur vahiy insana. Bulutu çeken dağ yeşile kavuşur, vahiy hakikatine yüreğini tutan insan cennete kavuşur. Aksi halde dağ nasıl kıraç kalırsa, insan da cennetinden olur.— M.İslamoğlu
77:27
28
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٨٢
Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!— M.İslamoğlu
77:28
29
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ ٩٢
İntalikû ilâ mâ kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
HAYDİ artık, yalanlayıp durduğunuz (Hesap Günü’ne) doğru ilerleyin bakalım!— M.İslamoğlu
77:29
30
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ ٠٣
İntalikû ilâ zıllin zî selâsi şuâb(şuâbin).
(İnsanın duygu, düşünce ve eylemini kuşatan) üç boyutlu gölgeye doğru ilerleyin![⁵⁵⁰⁵] [5505] Yani: cehennem dumanının yakıcı, boğucu ve kör edici gölgesine... Zımnen: zira siz dünyadayken fıtrat, hilkat ve akleden kalbinizin üzerini küfür perdesiyle örterek onu vahyin ışığından mahrum bırakmıştınız.— M.İslamoğlu
77:30
Yükleniyor...
Mürselat
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle