1
قَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّت۪ي تُجَادِلُكَ ف۪ي زَوْجِهَا وَتَشْتَك۪ٓي اِلَى اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ ١
Kad semiallâhu kavlelletî tucâdiluke fî zevcihâ ve teştekî ilallâhi vallâhu yesmeu tehâvurekumâ, innellâhe semî’un basîr(basîrun).
DOĞRUSU Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve nihayet (işini) Allah’a havale eden kadının başvurusunu kabul etmiştir;[⁴⁹⁷⁵] zira Allah ikiniz arasında geçen konuşmayı işitiyordu: Çünkü Allah her şeyi işitendir, her şeyi tarifsiz görendir.[⁴⁹⁷⁶]
[4975] Lafzen: “İşitmiştir”. Baştaki kad edatı bir yana, hemen arkadan gelen “Allah ikiniz arasında geçen konuşmayı işitiyordu” cümlesi tercihimizin gerekçesini teşkil eder. Aksi tekrarı ifade eder. Âyet, Allah Rasûlü’nün terbiye ettiği nesle mensup bir kadının, hak ve hukuk konusundaki tavizsiz duruşu ve destânî özgüveninin ifadesidir. [4976] Bu haksızlığın kendisine yapıldığı hanım Havle bt. Sa‘lebe’dir. Eşi Evs b. Samit “Sen bana anamın sırtı gibisin” diyerek zıhar yemini yapar. Daha sonra Havle’ye birliktelik teklif ettiğinde bu kez o reddeder ve “Hükmü Rasulullah versin” der. Kocası, “Ben söyleyemem” der. Havle olayı Allah Rasûlü’ne taşır ve Nebi ile arasında şöyle bir konuşma geçer: - Ya Rasulallah! O beni aldığında gençtim, güzeldim, alımlıydım. Ona birçok çocuk verdim, yaşım da ilerledi. O zaman sevdiğiydim, şimdi anası oldum: beni sokağa bıraktı. #AD? -Vallahi talak vermedi! -Haram olmuşsun, bu konuda bir şey inmedi! -Bir daha düşün, kurban olayım ya Rasulallah! -Kendi görüşüm böyle! -Ama, bana muhtaç küçük bir yavrum var: eğer ona versem telef olur, yanıma alsam aç kalır. #AD? -Allah’ım! Halimi Sana, yalnız Sana havale ediyorum! (Taberi) Bu diyalogdan bir müddet sonra, Havle, bu âyetlerin indiği müjdesini alır. Dahası, “hakkını ve hukukunu arayan kadın” olarak hem Kur’an’a hem de tarihe geçer.— M.İslamoğlu
58:1