Naziat 46 Ayet Mekke · النازعات
79

Naziat

Söküp Çıkaranlar · Mekke
79
Söküp Çıkaranlar · Mekke
النازعات
46
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالنَّازِعَاتِ غَرْقاًۙ ١
Ven nâziâti garkâ(garkan).
ŞAHİT olsun[⁵⁵⁴²] (muhatabın yüreğine) dalıp (küfrü oradan) şiddetle söküp çıkaran[⁵⁵⁴³] (uyarı âyetleri)! [5542] Krş: 77:1, not 1. İlk beş âyetteki sıfatların mevsufları zikredilmemiştir. Bunlar melekler, yıldızlar, ok atan mücahitler veya kabzedilen ruhlar olarak yorumlanmıştır. Oysa ki Kur’an melekleri dişi olarak tasavvur edenleri reddeder (43:19). Yıldızlara ve ruhlara öznelik (müdebbir) yakıştırmak da Kur’an’ın genel kabullerine aykırıdır. Bizce bu sıfatların mevsufu benzerleri gibi vahiy veya vahye burada olduğu gibi olumlu veya ‘Âdiyât’ta olduğu gibi olumsuz tepki veren insanlardır. Sıfatlar hem geçişli hem geçişsiz okunabilir. [5543] Veya geçişsiz anlamıyla: “..söküp alan..”— M.İslamoğlu
79:1
2
وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطاًۙ ٢
Ven nâşitâti neştâ(neştan).
Ve (mü’min gönüllere) müjde dolu bir umudu usulca getirip bırakan (rahmet âyetleri)!— M.İslamoğlu
79:2
3
وَالسَّابِحَاتِ سَبْحاًۙ ٣
Ves sâbihâti sebhâ(sebhan).
Ve (o umutla hayat denizine) açılıp yüzdükçe yüzen (mü’min)ler!— M.İslamoğlu
79:3
4
فَالسَّابِقَاتِ سَبْقاًۙ ٤
Fes sâbikâti sebkâ(sebkan).
Ve (hayır yolunda) birbirleriyle yarışan öncüler!— M.İslamoğlu
79:4
5
فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْراًۢ ٥
Fel mudebbirâti emrâ(emren).
Derken, onların peşinden işleri yoluna koyan artçılar (şuna şahit olsun):[⁵⁵⁴⁴] [5544] Aşağıdaki âyetler yeminin cevabı olarak okunmalıdır, açıklamamızın gerekçesi budur.— M.İslamoğlu
79:5
6
يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ ٦
Yevme tercufur râcifeh(râcifetu).
O gün, şiddetle sarsan güç her şeyi sarsacak;[⁵⁵⁴⁵] [5545] Râcife-râdifenin muhtemel vurguları arasında şunlar sayılabilir: sûra ilk üfürülüş-kıyametin kopması, yeryüzü-dağlar, gökyüzü-yıldızlar, yerkürenin hareketi, bunun ikinci safhası, yani kıyametle birlikte yeryüzünün yok olması…— M.İslamoğlu
79:6
7
تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ ٧
Tetbeuher râdifeh(râdifetu).
onun peşinden daha büyük sarsıntılar gelecek;— M.İslamoğlu
79:7
8
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ ٨
Kulûbun yevmeizin vâcifeh(vâcifetun).
işte o gün kalpler çarpılmış (gibi) titreyecek;— M.İslamoğlu
79:8
9
اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ ٩
Ebsâruhâ hâşiah(hâşiatun).
onların gözleri yıkılmışlığı, bitmişliği temsil edecek.[⁵⁵⁴⁶] [5546] Dünyada huşu‘un izzet ve şeref, âhirette ise zillet ve meskenet oluşuyla ilgilidir bkz: 88:2, not 3.— M.İslamoğlu
79:9
10
يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِۜ ٠١
Yekûlûne e innâ le merdûdûne fîl hâfireh(hâfireti).
Onlar (hâlâ) diyorlar ki: “Ne yani, şimdi biz çukuru boyladıktan sonra yeniden eski halimize mi döneceğiz?— M.İslamoğlu
79:10
11
ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً نَخِرَةًۜ ١١
E izâ kunnâ izâmen nahıreh(nahıreten).
Tamamen çürüyüp bir külçe kemik haline gelsek de mi?”— M.İslamoğlu
79:11
12
قَالُوا تِلْكَ اِذاً كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ ٢١
Kâlû tilke izen kerretun hâsireh(hâsiretun).
(Ve) ekliyorlar: “O zaman desene bu ikinci bir hüsran olacak!”[⁵⁵⁴⁷] [5547] Alaycı bir küstahlıkla.— M.İslamoğlu
79:12
13
فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ ٣١
Fe innemâ hiye zecretun vâhıdeh(vâhıdetun).
Sözün özü: o (kalk emri), sert ve kesin bir komuttan ibarettir.— M.İslamoğlu
79:13
14
فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ ٤١
Fe izâ hum bis sâhireh(sâhireti).
İşte o zaman onlar, faltaşı gibi açılmış gözlerle mahşer meydanında beliriverecek.[⁵⁵⁴⁸] [5548] Veya sâhirah kelimesinin kök anlamına istinaden: “ bir meydana atılacak”.— M.İslamoğlu
79:14
15
هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ٥١
Hel etâke hadîsu mûsâ.
MÛSA kıssasından[⁵⁵⁴⁹] haberin var mı?[⁵⁵⁵⁰] [5549] Hadîsin “hâdise” ile lafzî alâkası için bkz: 66:3, not 5. [5550] Hel ile sorulduğu için muhataptan “elbette gelmişti” cevabı ister.— M.İslamoğlu
79:15
16
اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ ٦١
İz nâdâhu rabbuhu bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).
Hani Rabbi, iki kat kutsal kılınmış bir vadide[⁵⁵⁵¹] ona şöyle seslenmişti: [5551] Tuvânın kök anlamına dayanarak: “iki kat, kat kat, kıvrım kıvrım, dürüm dürüm”. Tercihimiz, bu vadinin birden fazla kutsal kılınışına dayanmaktadır. Kur’an’da mukaddes sıfatı aynı olaya dair iki kez Tuva vadisi için (diğeri 20:12), bir kez de Filistin toprakları için kullanılır (5:21). Tuva vadisi için Kasas 30’da mubarek sıfatı kullanıldığına göre Kur’an bunları birbirinin yerine kullanmaktadır. Aynı sıfat Mekke için de kullanılır (3:96). Buraların kutsallığı kendiliğinden bir kutsallık değil -ki öyle bir kutsallık yoktur- el-Kuddûs olan Allah’ın kelâmının inişi dolayısıyla ‘verilen’ bir kutsallıktır. el-Mukaddesin anlamı da zaten budur.— M.İslamoğlu
79:16
17
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ ٧١
İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.
“Firavuna git, çünkü o haddini aştı;— M.İslamoğlu
79:17
18
فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ ٨١
Fe kul hel leke ilâ en tezekkâ.
ve ona de ki: ‘Gönlün var mı arınmaya?— M.İslamoğlu
79:18
19
وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ ٩١
Ve ehdiyeke ilâ rabbike fe tahşâ.
İmdi (cevabın evetse), ben seni Rabbine doğru yönelteceğim ve sen de kendine çekidüzen vereceksin!’[⁵⁵⁵²] [5552] Bunları söyleyen Hz. Musa’nın, bir prens olarak büyütülen eski bir saraylı olduğunu unutmayalım.— M.İslamoğlu
79:19
20
فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْـكُبْرٰىۘ ٠٢
Fe erâhul âyetel kubrâ.
Nihayet ona o ilâhî kudret delilini gösterdi;[⁵⁵⁵³] [5553] “İlâhî kudret delili”, yani âyet. Asâ ve beyaz el, Hz. Musa’ya peygamberlik delili olsun diye Allah tarafından verilmiş olan âyet idi.— M.İslamoğlu
79:20
21
فَـكَذَّبَ وَعَصٰىۘ ١٢
Fe kezzebe ve asâ.
fakat o yalanladı ve sert çıktı;[⁵⁵⁵⁴] [5554] Veya: “Dikleşti”. ‘Asânın “değnek/kazık gibi oldu” anlamına istinaden.— M.İslamoğlu
79:21
22
ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ ٢٢
Summe edbere yes’â.
sonra hışımla orayı terk etti;— M.İslamoğlu
79:22
23
فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ ٣٢
Fehaşere fe nâdâ.
derken (adamlarını) topladı ve bağırıp çağırdı;— M.İslamoğlu
79:23
24
فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ ٤٢
Fe kâle ene rabbukumul a’lâ.
üstelik (bir de) “Ben sizin en büyük rabbinizim!” dedi.[⁵⁵⁵⁵] [5555] A‘lâ, sebeb-i na‘t/sebeb-i sıfat olarak anlaşılmalıdır. Zira gökleri ve yeri yaratmadığını Firavun’un kendisi de bilmektedir. Hiksoslar Mısır’dan çıkarıldıktan sonra, Mısır’ın yönetimini ele alan Kamosa Hanedanı’na mensup firavunlar kendilerini “yaşayan tanrı” ilan ettiler.— M.İslamoğlu
79:24
25
فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ ٥٢
Fe ehazehullâhu nekâlel âhıreti vel ûlâ.
Allah da onu kıskıvrak enseleyip dünya ve âhirette ibretlik bir cezaya çarptırdı.— M.İslamoğlu
79:25
26
اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟ ٦٢
İnne fî zâlike le ıbreten li men yahşâ.
Şüphesiz bunda Allah’a karşı içten bir saygı duyanlar için sayısız ibret vardır.— M.İslamoğlu
79:26
27
ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠ ٧٢
E entum eşeddu halkan emis semâ’(semâu), benâhâ.
YARATILIŞ açısından siz mi daha zorlusunuz, yoksa gök kubbe[⁵⁵⁵⁶] mi?[⁵⁵⁵⁷] Göğü O İnşâ etti; [5556] 29. âyetin delâletiyle es-Semâ’daki belirlilik ahd içindir: “bilinen ve görülen gök” anlamına. [5557] Yani: Bu kadar sağlam olanı İnşâ eden, sizi öldükten sonra yeniden diriltemez mi? İlk muhatapların 10-11. âyetteki inkârlarını red. Allah için ‘zor’ yoktur, dolayısıyla göğü ve insanı yaratması arasında da fark yoktur. Bu yüzden eşeddin bu bağlamdaki doğru karşılığı “sağlam”dır. Bu âyet Mü’min 56-57 ile birlikte okunmalıdır. Bencil ve küstahça bir böbürlenmeye dayalı insanı hakikatin tek ölçütü ilan eden hümanizmi red. Aynı zamanda insanın efdaliyyet ve eşrefiyyet düşüncesine Kur’anî bir endaze.— M.İslamoğlu
79:27
28
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ ٨٢
Refea semkehâ fe sevvâhâ.
onu (içinde gök cisimleri) yüzecek şekilde yükseltti[⁵⁵⁵⁸] ve dengeli bir iç düzene kavuşturdu; [5558] Semkin “balık” anlamındaki semekin mastarı oluşuna dayanarak.— M.İslamoğlu
79:28
29
وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ ٩٢
Ve agtaşe leylehâ ve ahrece duhâhâ.
onun gecesini adım adım kararttı, aydınlığını kıvamında çıkardı.— M.İslamoğlu
79:29
30
وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ ٠٣
Vel arda ba’de zâlike dehâhâ.
Ve onun ardından yeryüzünü yuvarlatarak bir düzene koydu;[⁵⁵⁵⁹] [5559] Dahv, “dolamak, döşemek, sarmak”. Edhiye, devekuşunun yumurtasını kumda gömdüğü yuva. Yumurta o yuvaya kendi şeklini verdiği için tabiatıyla o yuva da yumurta gibi küreseldir. Midha (ç. medâhi) ceviz gibi yuvarlak taşlarla oynanan bir tür iptidaî golf oyunu (Lisân). Buradaki dehâ ile Şems 6’daki tahâ arasında hem mahreç yakınlığı hem mâna benzerliği vardır. Her ikisi de yeryüzünün yuvarlaklığına delâlet ederler (Bkz: 91:6’nın not 6). Hiç kuşku yok ki bu o günün insanı için mucizevî bir ihbardır.— M.İslamoğlu
79:30
Yükleniyor...
Naziat
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle