وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ ٥٢
Ve mâ huve bi kavli şeytânin recîm(recîmin).
dahası bu kelâm, Allah’ın kendisine sığınanları şerrinden emin kıldığı[⁵⁶⁰⁵] şeytanın sözü de değildir.[⁵⁶⁰⁶]
[5605] Racîmin açılımı. Bu âyette şeytan, 19. âyetteki meleğin mukabili olarak yer alıyor. [5606] Şeytanın vahyin iniş sürecinde ilk defa geçtiği yer. Çok sağlam ve uzun ip, halat” anlamına gelen eş-şetanu köküne nisbet edilir. Bu tanıma uygun olduğu için Arapça’da çok özel bir yılan türüne de şeytan denilir. Bu yılanın özelliği sinsi olup uyurken insanın ağzından midesine akması, aniden ve gizlice sokması ve göreni hayrette bırakan at yelesi gibi bir yeleye sahip olmasıdır. Şetane an, “uzaklaştı”, şâtın, “haktan uzaklaşan” demektir (Lisân). Kur’an’da haktan uzak düşen görünür ve görünmez, somut ve soyut her varlık için kullanılmıştır. Kelimenin “habis, melun” anlamındaki İbranca bir kökten türetildiği de söylenmiştir. Eğer kelime ş-t-n değil de ş-y-t kökünden türetilmişse, o zaman kök anlamı “yanmak, öfkeden yanıp tutuşmak” anlamına gelir. Kur’an’da İblis’in Allah ile ilişkisinde “İblis”, insan ile ilişkisinde “şeytan” sıfatı kullanılmıştır. Bakara 34. âyet birincisine, aynı sûrenin 36. âyeti ise ikincisine örnektir. Görünen-görünmeyen, insan-cin her tür varlık için kullanılır. Kur’an’a göre şeytan insanın sahici ve gerçek bir “düşman ötekisi”dir. “O sizin apaçık düşmanınızdır” âyetleri bunu teyit eder. Zira insan “ötekisiz” yapamaz. Eğer şeytan olmazsa insan hep kendi türünden birilerini “düşman öteki” ilan eder ve onu şeytanlaştırır. Bu giderek kendine döner ve sürecin sonunda insan kendi kendisinin şeytanı olur.— M.İslamoğlu