Felak 5 Ayet Mekke · الفلق
113

Felak

Açılma · Mekke
113
Açılma · Mekke
الفلق
5
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ ١
Kul eûzu bi rabbil felak(felakı).
(EY muhatap!) De ki:[⁵⁹⁴⁰] “Sığınırım ben[⁵⁹⁴¹] (yokluk gecesini) yararak varlığı çıkaran sabahın Rabbine: [5940] İbn Mes’ud’un rivayetine göre Rasulullah şöyle buyurmuştur: “Bana “de ki” denildi, ben de size “Deyiniz ki” diyorum”. Bu, Kur’an kıraatına değil de Allah Rasûlü’nün bu sûreyi dua ve istiaze niyetiyle okuma tavsiyesine hamledilmelidir. Kaldı ki, “de ki” emri, yalnızca ilk muhataba değil tüm muhataplaradır. Parantez içi açıklamamız da buna matuftur. İbn Mes’ud’a nisbet edilen nüshalarda Felak ve Nâs’ın yer almadığı şayiası hakkında en doğru ve en güzel cevap İbn Hazm’ın verdiği, bunun İbn Mes’ud’a atılmış bir iftira olduğu ve rivayetin de uydurma olduğu yönündeki cevaptır. Anlaşılan o ki, muhtemelen rivayetin otoritesi sarsılır kaygısıyla rivayete kıyılamamış, bunun İbn Mes’ud gibi Kur’an’ın yetiştirdiği seçkin bir sahabiye kıymak mânasına geldiği de gözardı edilmiştir. [5941] İsti’âzenin akla abdest aldırma işleviyle ilgili bkz: Besmele’nin notu (s. 2-3) ve 16:98, not 108.— M.İslamoğlu
113:1
2
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ ٢
Min şerri mâ halak(halaka).
O’nun yarattığı her şeyin şerrinden![⁵⁹⁴²] [5942] Allah’ın fiilleri özünde hayırdır. Bu yüzden şer, Yaratan’a değil yaratılana isnat edilmiştir. Buna rağmen şer yaratılanın cevherinde olan bir şey değildir, ona ârız olan bir şeydir. Zira şer esasen görecedir. Yaratılanı mâ hulika lehine (yaratılış amacına) uygun kullanmada şer yoktur, onu yanlış kullanmak şerre yol açar. Parçada şer görünen, bütünde hayır görünür. Kulun baktığı yerden şer görünen, Allah’ın bak dediği yerden hayır görünebilir. Yaratılanın şerri, kişinin zifiri bir gecede duyduğu korkuya benzer; aslında bu korkunun gerçek gerekçesi gece değil, bilinmezlik, yani cehalettir. Bir sonraki âyet de zaten bu örneği verir.— M.İslamoğlu
113:2
3
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ ٣
Ve min şerri gâsikın izâ vekab(vekabe).
Ve[⁵⁹⁴³] (aklı-iradeyi) bastırdığı zaman zehirli-zifirî bir (cehalet) karanlığının şerrinden! [⁵⁹⁴⁴] [5943] Buradaki vav, tefsiriyye vurgusuyla “mesela” şeklinde de anlaşılabilir. Bu durumda bu ve devamındaki âyetler, ikinci âyette şerrinden sığınılan varlıklar içinden verilen örnekler olmuş olur. [5944] Ğask, “karanlıkla dolup taşmak” kökünden. Gariptir ki İbnu’l-Enbarî, Türk lisanından geçtiğini rivayet eder (el-Ezdâd). “Kokuşmuşluk, zehirlilik, buz gibi olmak, şiddet” kelimenin anlam alanına dahildir (Zeccâc ve İbn Fâris). Gece, bilinmeyen ve görünmeyenden duyulan korku ve endişeyi artıran unsurdur (Kurtubî). İlk muhataplar geceyi öylesine öcüleştirdiler ki, onu bir tür “şer ilâhı” gibi görmeye başladılar. Dinlenme vakti olarak insana Allah’ın ikram ettiği geceye şer ilâhı rolü yüklemek, hiç şüphesiz akıl ve iradeyi bastıran cehalet karanlığının şerrine maruz kalmaktır.— M.İslamoğlu
113:3
4
وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ ٤
Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden![⁵⁹⁴⁵] [5945] Veya neffâsâttaki dişilliği cinsiyet mânasında alarak: “Düğümlere üfleyen (kalbin akılla olan düğümünü çözerek erkeği baştan çıkaran) kadınların şerrinden”. Ebu Müslim bunu tercih etmiştir (Nkl: Râzî). Belirlilik takısıyla gelen en-Neffasât (t. neffâse) o gün tüm muhatapların bildiği bir işleme tekabül eder ki, bu da kehanet ve sihirbazlıkla uğraşan kişilerdir. Neffâse tıpkı allâme gibi her iki cins için de kullanılan bir mübalağa kalıbıdır (Tefsiru Cüz’i-’Amme). Düğümlere üfleyenler, insanlar arasındaki akrabalık ve muhabbet bağlarını koparmak için karanlık yöntemler kullanırlar. Nefs, “dili oynatarak tükürür gibi yapıp tükürmeden üflemek” anlamına gelir. Son âyette hâsidin izâ hased denilerek şerrin isnad edildiği fiil zikredildiği halde, bu âyette neffasati iza nefesne denilmeyerek şer doğrudan faile isnat edilmiştir. Düğümlere üfleyenlerle görünmeyen varlıklar arasındaki ilişkiyi şu âyet bağlamında anlamak gerekir: “birbirlerine yaldızlı yalan telkin eden insan ve cin şeytanları” (6:112). Bu âyet Nas sûresindeki “insanların göğüslerine vesvese verenler” (5) âyeti ışığında anlaşılmalıdır. Bu “düğümler” iç-benin (nefsin) kördüğümleridir ve onlara üfleyenler de duygu ve düşünce dünyasındaki düğümleri ve sorunları çözme iddiasıyla insanları aldatan umut tacirleri ve sahtekârlardır. Ya da insanın şahsiyet ve onurunu, söz ve sebatını dağıtma çabasıdır. Buna, karşıt cinslerin birbirlerinin duygularını, cinselliği kullanarak kirletmeleri de dahildir. Sözün özü: bu, insanın duygularını karıştırma girişiminin her türünü kapsar. Duygu kirlenmesi bunun sonucudur. (Duygu ve düşünce kirliliğinden kurtulmada İsti’âze’nin rolü için bkz: Besmele’nin notu, s. 2.)— M.İslamoğlu
113:4
5
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ٥
Ve min şerri hâsidin izâ hased(hasede).
Ve haset ettiğinde[⁵⁹⁴⁶] hasetçinin şerrinden![⁵⁹⁴⁷] [5946] Bu ibâre “hasedini dışa vurduğunda” veya “hasedine yenildiğinde” şeklinde anlaşılabilir. Bu durumda şerli olan, insanın içinde bir zaaf olarak uyuyan haset duygusu değildir; asıl şerli olan, o duygunun faal hale gelerek sahibinin vicdan ve aklını esir almasıdır. [5947] Haset, hasetçinin haset ettiğine dua, kendisine bedduadır. Haset, özü itibarıyla Allah’a itirazdır; kime, neyi, ne kadar vereceğine itiraz. Haset hastalığının ilacı, hasetçinin haset ettiğine dua etmesidir. Haset “kıskanmak” değildir. Kıskanmak, ğayrettir. Ğayret, elindekini sakınmak, üzerine titremektir. Bu bağlamda yakın kavramların karşılıklarını vermek isabetli olacaktır: Hased: bende yok onda da olmasın. Buhl: Bende var onda olmasın. Şuhh: Onunki benim olsun. Ğıbta: Onda var bende de olsun. Sehavet: Bende var onda da olsun. Îsâr: Benim değil onun olsun. Cûd: bende yok ama onda olsun. Fakr: Onda yok bende de olmasın.— M.İslamoğlu
113:5
Felak
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle