1
الٓـرٰ۠ كِتَابٌ اُحْكِمَتْ اٰيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَك۪يمٍ خَب۪يرٍۙ ١
Elif lâm râ kitâbun uhkimet âyâtuhu summe fussılet min ledun hakîmin habîr(habîrin).
Elif-Lâm-Râ![¹⁶⁸¹] ÖYLE bir kitaptır ki (bu), her hükmünde tam isabet sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından, âyetleri şüpheden arındırılmış ve hayatta karşılığı olan doğru hükümlerle sabitlenmiş,[¹⁶⁸²] dahası ayrıntılı ve anlaşılır kılınmıştır[¹⁶⁸³]
[1681] Mânası her ne olursa olsun, Allah Rasûlü’nün bir tek harfini bile zayi etmeden vahyi ulaştırdığını îmâ eder. Ayrıntılı bir açıklama için iniş sürecinde ilk geçtiği 68:1’in ilk notuna bkz. [1682] Âl-i İmran 7. âyetteki âyâtun muhkemâtun ibaresi, bu anlamın bir başka formla ifadesidir. “Hükümde tam isabet kaydetme” mânasındaki hikmetten türetilmiş olan ihkâm, hüküm ile o hükmün nesne ve öznesi arasındaki uyum, olgu ile ilke, hayat ile hakikat, lafız ile mâna arasındaki ‘ideal denge’ ve ‘âzamî yarara’ tekabül eder (Bkz: 2:269, ilgili notlar). Âyet, hakîm olan vahyin yine hakîm Allah’tan geldiğini beyan eder. [1683] Fussılet için bkz: 41:3, not 6. Muhkem müteşabihin, Mekkî Medenî’nin anasıdır. Zımnen: Kur’an sadece tefsirin nesnesi (müfesser) değil, esasen tefsirin öznesi (müfessir) olan bir hitaptır. Zira Kur’an, varlığın hakikatini tefsir eder.— M.İslamoğlu
11:1