Mearic 44 Ayet Mekke · المعارج
70

Mearic

Yükseliş Yolları · Mekke
70
Yükseliş Yolları · Mekke
المعارج
44
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ ١
Se ele sâilun bi azâbin vâkı’n(vâkıın).
BİRİSİ çıktı, tarifsiz azap olayını sordu, acele gelmesini istedi.[⁵²⁹⁴] [5294] ‘Azâb’ın bâ ile geçişli yapılması, seele fiilinin “sordu”, “istedi” ve “acele etti” mânalarının tümünü birden kapsadığına delâlet eder. 1-4. âyetler arasında, azabın hemen gelmesini isteyen kişiye, zımnen şu cevap veriliyor: ‘Allah’ın zamanı çoktur.’— M.İslamoğlu
70:1
2
لِلْـكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ ٢
Lil kâfirîne leyse lehu dâfi’(dâfiun).
Evet, (o azab) inkâr edenlere müstehaktır, kimsenin ona (karşı) kendini savunmaya mecali yoktur.— M.İslamoğlu
70:2
3
مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ ٣
Minallâhi zîl meâric(meârici).
(O azap) Allah’tan gelir; nice yüceliklerin sahibi olan (Allah’tan):[⁵²⁹⁵] [5295] Veya: “tüm yücelişlerin (son durağı) olan”; veya “katına yükselişin birden fazla yolu bulunan”. Zi’l-me’âric, hiçbir insanî yücelişin Allah’tan kopuk olamayacağını ifade eder. Bununla, zâtının değil, mahlukatın tekâmül yeteneği kastedilmiştir. Delili bir sonraki âyettir. Bu ibâre, hem vahyin birden fazla geliş yöntemine (42:51), hem tek Allah’a ulaşan birden çok imkânına yorulabilir (Krş: 29:69).— M.İslamoğlu
70:3
4
تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍۚ ٤
Ta'rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe seneh(senetin).
O yüceliklere, bütün melaike[⁵²⁹⁶] ruh ile birlikte,[⁵²⁹⁷] süresi (dünyaya göre) elli bin yıl olan bir günde[⁵²⁹⁸] yükselir.[⁵²⁹⁹] [5296] Melâike ile melek arasındaki fark için bkz: 2:30, not 42. [5297] Vav harfinin “beraberlik” (maiyyet) anlamına dayanarak. Ruh vahiy meleğinden daha çok “vahiy” anlamına gelse gerektir (Krş: 16:2; 40:15; 42:52; 97:4). [5298] Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar. Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar. [5299] Bu âyet, “O’na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise imana uygun eylemlerdir. Gizliden gizliye çirkin tuzaklar tasarlayanlara gelince: onları şiddetli bir azap beklemektedir” (35:10) âyeti ışığında anlaşılabilir. Nadr b. Haris’in, “Ey Allah! Eğer bu Kur’an senin katından geldiyse, üstümüze gökten taş yağdır veya bizi acı bir azaba uğrat!” (Krş: 8:32) demesi üzerine nâzil olmuştur. Allah’tan insana rahmet ve vahiy nâzil olur, insandan Allah’a dua ve ubudiyet çıkar.— M.İslamoğlu
70:4
5
فَاصْبِرْ صَبْراً جَم۪يلاً ٥
Fasbir sabren cemîlâ(cemîlen).
Artık (sen ey muhatap), güzel bir sabırla diren![⁵³⁰⁰] [5300] Muhalefet ahlâkına atıf. Kötülere karşı mücadele çirkin değil “güzel” olmalıdır.— M.İslamoğlu
70:5
6
اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يداًۙ ٦
İnnehum yerevnehu baîdâ(baîden).
Çünkü onlar (Hesap Günü’nü) çok uzak bir ihtimal olarak görüyorlar;— M.İslamoğlu
70:6
7
وَنَرٰيهُ قَر۪يباًۜ ٧
Ve nerâhu karîbâ(karîben).
Biz ise onu çok yakın görüyoruz.— M.İslamoğlu
70:7
8
يَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ ٨
Yevme tekûnus semâu kel muhl(muhli).
O GÜN gökyüzü yanık yağ tortusu gibi kıpkızıl olacak.— M.İslamoğlu
70:8
9
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ ٩
Ve tekûnul cibâlu kel ıhn(ıhni).
Bütün dağlar hallaç pamuğu gibi atılmış olacak.[⁵³⁰¹] [5301] Yumuşaklık ifade eden ‘ıhn sözcüğünün “yün”e hamli kıyasîdir. Bu yüzden “pamuk” karşılığını tercih ettik.— M.İslamoğlu
70:9
10
وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يماًۚ ٠١
Ve lâ yes’elu hamîmun hamîmâ(hamîmen).
bir dost başka bir dostu soramayacak.[⁵³⁰²] [5302] Aynı hakikate dair bir âyet için bkz: 43:67.— M.İslamoğlu
70:10
11
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ ١١
Yubassarûnehum yeveddul mucrimu lev yeftedî min azâbi yevmi izin bi benîh(benîhi).
Onlar birbirlerinin görüş alanında olacakları (halde böyle olacak). O gün günahı tabiat edinmiş kişi, azaptan kurtulmak için fidye vermek isteyecek öz evladını,— M.İslamoğlu
70:11
12
وَصَاحِبَتِه۪ وَاَخ۪يهِۙ ٢١
Ve sâhıbetihî ve ahîh(ahîhi).
eşini, kardeşini,— M.İslamoğlu
70:12
13
وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ ٣١
Ve fasîletihilletî tu’vîh(tu’vîhi).
kendisine sığınak olmuş bütün yakınlarını;— M.İslamoğlu
70:13
14
وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۙ ثُمَّ يُنْج۪يهِۙ ٤١
Ve men fîl ardı cemî’an summe yuncîh(yuncîhi).
dahası yeryüzünde yaşayan herkesi (fidye vermek isteyecek), tâ ki kendisi kurtulabilsin.[⁵³⁰³] [5303] Zımnen: İnkârcı kişi kendi kurtuluşu için en yakınları da dahil tüm dostlarını hatta tüm insanlığı satışa çıkaracak.— M.İslamoğlu
70:14
15
كَلَّاۜ اِنَّهَا لَظٰىۙ ٥١
Kellâ, innehâ lezâ.
Fakat ne mümkün! Elbette (onu bekleyen), değdiğini çarpan tarifsiz bir alevdir;— M.İslamoğlu
70:15
16
نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ ٦١
Nezzâaten liş şevâ.
derisini kavuran bir alev;— M.İslamoğlu
70:16
17
تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ ٧١
Ted’û men edbera ve tevellâ.
o, (hakka) sırt dönenleri ve (vahiyden) yüz çevirenleri kendine davet eder;[⁵³⁰⁴] [5304] Parantez içi açıklamalarımız Katâde’nin görüşüne dayanmaktadır (Taberî). Kâfirin yüz çevirmesi (idbar) mü’minin ilişki kesmesini (âyet 42) gerektirir. (Tevelli, idbar ve istikbarın farkı ve bu tavırlara mukabelenin mahiyetiyle ilgili bir not için bkz: 74:23, not 16.)— M.İslamoğlu
70:17
18
وَجَمَعَ فَاَوْعٰى ٨١
Ve cemea fe ev’â.
zira o, (serveti) toplayıp biriktiriyordu.[⁵³⁰⁵] [5305] Ceme‘a fe ev‘â, bir şeyi bir kabın içinde biriktirmektir (Krş: 84:23). Vi‘â’ hem “kab, torba, zarf” hem de “yaradan akan irin, cerahat” anlamına gelir. Zımnen: Duran su nasıl kokuşursa, paylaşılmayan servet de öyle kokuşur.— M.İslamoğlu
70:18
19
اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ ٩١
İnnel insâne hulika helûâ(helûan).
KUŞKU yok ki insan pek tatminsiz yaratılmıştır:[⁵³⁰⁶] [5306] Sadece burada geçen helû‘, Ferrâ’ya göre “sürekli yakınmak, sızlanmak, tatminsizlik” (ed-dacûr) mânasına gelir. Kelime Müfredât ve Külliyyat’ta hiç yer almamış, İbn Âşûr ise üç sayfadan fazla yer ayırmış. Fe’ul vezninden olan kelime hem özne, hem nesne anlamı taşır. Bu bizi şu anlama ulaştırır: Özünde tatminsiz olan, bunun cezası olarak da tatminsizliğe maruz kalan. Bu tatminsizlik insan için bir fırsattır, eğer doğru kullanırsa. Doğru kullanmanın yolu devamındaki âyetlerde gösterilir. Zımnen: Bana neyle tatmin olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Allah rızası ve cennetten aşağısıyla tatmin olan ucuza gitmiştir. “Yükseliş yollarının” sahibi Allah’la tatmin olana ise o yollara koyulup yükselmek düşer.— M.İslamoğlu
70:19
20
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ ٠٢
İzâ messehuş şerru cezûâ(cezûan).
Başına bir kötülük geldiği zaman vaveylayı basar;— M.İslamoğlu
70:20
21
وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ ١٢
Ve izâ messehul hayru menûâ(menûan).
ama bir iyiliğe nail olduğu zaman da onu herkesten kıskanır.— M.İslamoğlu
70:21
22
اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ ٢٢
İllel musallîn(musallîne).
Namazla dik duranlar[⁵³⁰⁷] müstesna: [5307] Musallîn sözcüğüne verdiğimiz anlam için bkz: 87:15, not 15 ve 5:12, not 20.— M.İslamoğlu
70:22
23
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ ٣٢
Ellezîne hum alâ salâtihim dâimûn(dâimûne).
Onlar ki namazlarında titiz ve devamlıdırlar.[⁵³⁰⁸] [5308] Namaz, tatminsizliği Allah ve cennetle tatmin olma yolunda bir teşvik kılan imkân. Dünya hayatını, gök iğnesiyle âhiret atlasına günde beş kez dikmektir.— M.İslamoğlu
70:23
24
وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ ٤٢
Vellezîne fî emvâlihim hakkun ma’lûm(ma’lûmun).
Onlar ki, malları üzerinde belirli (kimselerin) hakkı olduğunu (bilirler):[⁵³⁰⁹] [5309] Buna göre zekât varsılın yoksula bir ikramı değil, yoksulun varsılın malındaki hakkıdır.— M.İslamoğlu
70:24
25
لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ ٥٢
Lis sâili vel mahrûm(mahrûmi).
Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların…[⁵³¹⁰] [5310] Servetini harcayanlar ile servetin harcadıkları arasındaki fark böyle anlaşılır.— M.İslamoğlu
70:25
26
وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ ٦٢
Vellezîne yusaddikûne bi yevmid dîn(dîni).
Yine onlar ki Hesap Günü’nü gönülden tasdik ederler;— M.İslamoğlu
70:26
27
وَالَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ ٧٢
Vellezîne hum min azâbi rabbihim muşfikûn(muşfikûne).
ve onlar ki Rablerinin azabından dolayı derin bir ürperti içerisindedirler:— M.İslamoğlu
70:27
28
اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ ٨٢
İnne azâbe rabbihim gayru me’mûn(me’mûnin).
çünkü hiç kimse Rabbinin[⁵³¹¹] azabına karşı dokunulmaz değildir.[⁵³¹²] [5311] Lafzen: “Rablerinin..” [5312] Elçilerin tevbe ve istiğfarları için bkz: Hz. Yûnus (21:87); Hz. Musa (28:16). Halid b. Velid’in Beni Cezime seferinde uyguladığı yanlış savaş taktiği yüzünden ölen masumlar için Allah Rasûlü’nün derin bir hüzün içinde tekrarladığı “Allah’ım! Ben Halid’in yaptığından beriyim!” niyazı da bu çerçevede anlaşılmalıdır (Buhari, Ahkâm 35).— M.İslamoğlu
70:28
29
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ٩٢
Vellezîne hum li furûcihim hâfizûn(hâfizûne).
Yine onlar ki, iffetlerini korurlar;— M.İslamoğlu
70:29
30
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ ٠٣
İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).
ancak eşleri, yani meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimseler müstesna:[⁵³¹³] zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikten dolayı) kınanamazlar. [5313] Çevirimizin gerekçesi için bkz: 23:6. Mü’minûn 5-8 ile bu sûrenin 28-29. âyetleri aynı lafızlarla gelir.— M.İslamoğlu
70:30
Yükleniyor...
Mearic
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle