تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍۚ ٤
Ta'rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe seneh(senetin).
O yüceliklere, bütün melaike[⁵²⁹⁶] ruh ile birlikte,[⁵²⁹⁷] süresi (dünyaya göre) elli bin yıl olan bir günde[⁵²⁹⁸] yükselir.[⁵²⁹⁹]
[5296] Melâike ile melek arasındaki fark için bkz: 2:30, not 42. [5297] Vav harfinin “beraberlik” (maiyyet) anlamına dayanarak. Ruh vahiy meleğinden daha çok “vahiy” anlamına gelse gerektir (Krş: 16:2; 40:15; 42:52; 97:4). [5298] Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar. Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar. [5299] Bu âyet, “O’na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise imana uygun eylemlerdir. Gizliden gizliye çirkin tuzaklar tasarlayanlara gelince: onları şiddetli bir azap beklemektedir” (35:10) âyeti ışığında anlaşılabilir. Nadr b. Haris’in, “Ey Allah! Eğer bu Kur’an senin katından geldiyse, üstümüze gökten taş yağdır veya bizi acı bir azaba uğrat!” (Krş: 8:32) demesi üzerine nâzil olmuştur. Allah’tan insana rahmet ve vahiy nâzil olur, insandan Allah’a dua ve ubudiyet çıkar.— M.İslamoğlu