Hakka 52 Ayet Mekke · الحاقة
69

Hakka

Gerçekleşen · Mekke
69
Gerçekleşen · Mekke
الحاقة
52
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَلْحَٓاقَّةُۙ ١
El hâkkah(hâkkatu).
AH O kesin hakikatin gerçekleşmesi![⁵²⁷²] [5272] Veya “tahakkuk eden olay”; veya “gerçekleşecek olan hakikat”; veya “gerçek olan Son Saat”; ya da “kesin gerçek”. İsm-i fail olan hâkkâ, sonuna gelen tâ ile mastar mânası kazanmıştır. Tercihimizin gerekçesi budur.— M.İslamoğlu
آن روز ثابت و حق [که وقوعش حتمی و تردیدناپذیر است،]— IRI — H.Ansarian
69:1
2
مَا الْحَٓاقَّةُۚ ٢
Mel hâkkah(hâkkatu).
(Bilir misin ey muhatap) o ne dehşet gerçekleşecek?— M.İslamoğlu
آن روز ثابت و حق چیست؟— IRI — H.Ansarian
69:2
3
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحَٓاقَّةُۜ ٣
Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu).
Sahi onun nasıl gerçekleşeceğini bilir misin sen?[⁵²⁷³] [5273] Son Saat ve kıyamet hakikatinin tahakkukunu hiçbir beşer gözünde canlandıramaz. Görseydik ölürdük, onun için ölünce göreceğiz. İman, âhiret hakikatini görse yaşayamayacak olan insana verilmiş İlâhî bir lütuftur. Bu sayede “görür gibi” inanma imkânına kavuşur.— M.İslamoğlu
و تو چه می دانی که آن روز ثابت و حق چیست؟— IRI — H.Ansarian
69:3
4
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ ٤
Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati).
SEMUD ve ‘Âd[⁵²⁷⁴] (insanın aklını başına devşiren) o malum fâciayı[⁵²⁷⁵] yalanladılar. [5274] Semud ve ‘Âd’ın birlikte anıldığı ilk yer için bkz: 89:6-9, not 9. [5275] Yani: Hak eden toplumların kıyametinin kopacağı hakikatini yalanladılar.— M.İslamoğlu
[قوم] ثمود و عاد آن روز کوبنده را انکار کردند؛— IRI — H.Ansarian
69:4
5
فَاَمَّا ثَمُودُ فَاُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ ٥
Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti).
Bir yanda Semud: sonuçta onlar ses duvarını çok çok aşan[⁵²⁷⁶] bir bela ile helâk edildiler. [5276] Veya: “haddi aşma sebebiyle”. Bu bela sâ’ikah (41:13) ve racfeh (7:78) olarak da geçer.— M.İslamoğlu
اما قوم ثمود با عذابی سرکش هلاک شدند،— IRI — H.Ansarian
69:5
6
وَاَمَّا عَادٌ فَاُهْلِكُوا بِر۪يحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۙ ٦
Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin).
Ve öte yanda ‘Âd: onlar da değdiğini sesiyle çarpan dizginlenmez bir kasırgayla helâk edildiler.— M.İslamoğlu
و اما قوم عاد با تندبادی بسیار سرد و طغیان گر نابود شدند،— IRI — H.Ansarian
69:6
7
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ اَيَّامٍۙ حُسُوماً فَتَرَى الْقَوْمَ ف۪يهَا صَرْعٰىۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۚ ٧
Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin).
(Allah), üzerlerine emrine âmâde kıldığı o (kasırgayı) yedi gece sekiz gündüz kesintisiz bir biçimde estirdi;[⁵²⁷⁷] öyle ki, tıpkı kökünden savrulmuş hurma kütükleri gibi, o kavmin orada öylece donup kaldığını gözünde canlandırabilirsin. [5277] Husûm, “kesintisiz” anlamına gelebileceği gibi “kökünü kazıyan” veya akkor demir gibi “dağlayan” anlamına da gelir. Günle gecenin eşitlendiği sekiz güne buna kinayeten eyyam-ı husûm denmiştir.— M.İslamoğlu
که خدا آن را هفت شب و هشت روز پی در پی بر آنان مسلط کرد و [اگر آنجا بودی] می دیدی که آنان مانند تنه های پوسیده و پوک درختان خرما روی زمین افتاده [و هلاک شده اند.]— IRI — H.Ansarian
69:7
8
فَهَلْ تَرٰى لَهُمْ مِنْ بَاقِيَةٍ ٨
Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).
Şimdi onlardan geriye kalan bir (kişi) görebiliyor musun?[⁵²⁷⁸] [5278] Veya lâm-ı leh mânası vererek: “Geriye kalandan onların lehine bir şey görebiliyor musun?” ‘Ankebût 38’de onların kalıntılarından söz edilir. Şu halde onlardan geriye kalmayan “iz ve eser” değil, “insan”dır. Bir üstteki “kökünü kurutmanın” farklı bir ifadesidir bu.— M.İslamoğlu
آیا از آنان هیچ باقی مانده ای می بینی؟— IRI — H.Ansarian
69:8
9
وَجَٓاءَ فِرْعَوْنُ وَمَنْ قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِۚ ٩
Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti).
Firavun ve ondan önce gelenler de, o hataya gömülüp[⁵²⁷⁹] altı üstüne getirilen kentler de öyle oldu...[⁵²⁸⁰] [5279] Hâtıe: kişinin bir şey lazım gelmez diyerek kasıtlı işlediği cürüm (Bkz: 7:161, not 124). [5280] Lût kavminin kentleri olan Sodom, Gomore ve diğerleri (11:70, not 85).— M.İslamoğlu
و فرعون و کسانی که پیش از او بودند و مردم شهرهای زیر و رو شده [قوم لوط] مرتکب گناهان بزرگ شدند،— IRI — H.Ansarian
69:9
10
فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَاَخَذَهُمْ اَخْذَةً رَابِيَةً ٠١
Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten).
Hepsi de Rablerinin elçisine isyan etmişlerdi. Ve (Allah, günahlarıyla) katlanan bir bela ile tümünü enseledi.— M.İslamoğlu
و فرستاده پروردگارشان را نافرمانی کردند و خدا هم آنان را به عذابی سخت گرفت.— IRI — H.Ansarian
69:10
11
اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ ١١
İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti).
Şüphesiz o su çığırından çıkıp tuğyan ettiğinde[⁵²⁸¹] sizi gemide taşıyan Bizdik;[⁵²⁸²] [5281] Zımnen: İnsan çığırından çıkıp tuğyan edince su da çığırından çıkıp tuğyan eder; tuğyan olan yerde tufan olur. Tağâ, “suyun yatağından taşması” anlamına gelir. Mecazen, “sınırı aşmak, ileri gitmek”, yani “küstahlığı ve haddini bilmezliği” ifade eder. Mekkeli müşrikler için, kendi gücü ve önemi konusunda aşırı güvende olmak. birçok yerde Firavun için kullanılır (89:11; 79:17; 20:24, 43). [5282] “Sizi”, yani “sizin atalarınızı”. Zımnen: Sizi gemi değil Allah kurtardı: O’na şükredin!— M.İslamoğlu
هنگامی که آب طغیان کرد، ما شما را در کشتی سوار کردیم،— IRI — H.Ansarian
69:11
12
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَٓا اُذُنٌ وَاعِيَةٌ ٢١
Li nec’alehâ lekum tezkireten ve teıyehâ uzunun vâıyeh(vâıyetun).
Onu, size bir ibret vesikası kılmak için, dahası işittiğini anlayan her kulak (sahibinin işin özünü) kavraması için (aktardık).— M.İslamoğlu
تا آن را برای شما مایه تذکر و بیداری قرار دهیم و گوش شنوا آن را [به عنوان مایه عبرت و تذکر] حفظ کند.— IRI — H.Ansarian
69:12
13
فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ ٣١
Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdeh(vâhıdetun).
İmdi, sur borusuna (ilk kez) tek bir defa üflendiğinde,— M.İslamoğlu
پس چون در صور یک بار دمیده شود،— IRI — H.Ansarian
69:13
14
وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً ٤١
Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeh(vâhıdeten).
yeryüzü ve dağlar yerlerinden edilip, ardından da tek bir seferde un ufak edildiğinde:— M.İslamoğlu
و زمین و کوه ها از جای خود برداشته شوند و هر دوی آنها یک باره درهم کوبیده و ریز ریز گردند!— IRI — H.Ansarian
69:14
15
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ ٥١
Fe yevme izin vekaatil vâkıah(vâkıatu).
İşte o zaman, olması beklenen o (büyük olay) olup bitmiş olacak.— M.İslamoğlu
پس آن روز است که آن واقعه بزرگ واقع می شود؛— IRI — H.Ansarian
69:15
16
وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ ٦١
Ven şakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyeh(vâhiyetun).
Ve gök pelte pelte yığılmış olacak, zira o gün tüm direncini yitirmiş olacak.— M.İslamoğlu
و آسمان بشکافد و در آن روز است که از هم گسسته و متلاشی گردد؛— IRI — H.Ansarian
69:16
17
وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاۜ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌۜ ٧١
Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyeh(semâniyetun).
Melekler onun enkazı başında duracak; ve onların da üstünde o gün Rabbinin hükümranlık tahtını sekizi[⁵²⁸³] taşıyacak. [5283] Buradaki “sekiz”, insan idrakini aşan bir haberdir. Ayrıntısını Allah bilir. Bu tür âyetler, Âl-i İmran 7’de ifade edilen müteşabih sınıfına girer. Tıpkı “Üzerinde on dokuz vardır” (74:30) âyeti gibi, “imtihan” aracıdır (74:31).— M.İslamoğlu
و فرشتگان [برای اجرای دستورها حق] بر کناره ها و اطراف آسمان قرار می گیرند، ودر آن روز هشت فرشته، عرش پروردگارت را بر فراز همه آنها حمل می کنند.— IRI — H.Ansarian
69:17
18
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ ٨١
Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyeh(hâfiyetun).
O gün (yargılanmak üzere) huzura çıkarılacaksınız; en gizli sırrınız bile gizli kalmayacak.— M.İslamoğlu
آن روز [همه شما برای حسابرسی به پیشگاه خدا] عرضه می شوید در حالی که هیچ [عمل و نیّت] پوشیده ای از شما پنهان نمی ماند.— IRI — H.Ansarian
69:18
19
فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَيَقُولُ هَٓاؤُ۬مُ اقْرَؤُ۫ا كِتَابِيَهْۚ ٩١
Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukreû kitâbiyeh.
Karnesi sağ tarafından verilen kimseye gelince… O (sevinçle) şakıyacak: “Hey millet! Alın işte, okuyun karnemi!— M.İslamoğlu
اما کسی که پرونده اش را به دست راستش دهند، می گوید: [ای مردم!] پرونده مرا بگیرید و بخوانید.— IRI — H.Ansarian
69:19
20
اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ ٠٢
İnnî zanentu enniy mülâkın hısâbiyeh.
Kesinlikle ben, hesabımla yüzleşeceğime gönülden inanmıştım!”[⁵²⁸⁴] [5284] Zanne, genellikle enne ile birlikte doğru tahmin, en ile birlikte kuşku ifade eder (Krş: 48:12). Yine zan Kur’an’da mü’mine nisbet edildiğinde ve övüldüğünde iman, kâfire nisbet edildiğinde ve yerildiğinde şüphe ifade eder. Ve zan âhirette gerçekleşirse “doğrulanmış tahmine” delâlet eder. Zerkeşi’nin bu güzel tesbitlerine “genellikle” kaydı düşmek şarttır. Zira istisnaları boldur (Bkz: Kulliyyâtu’l-Elfaz, s. 436).— M.İslamoğlu
من یقین داشتم که حساب اعمالم را می بینم [به این سبب همه اعمالم را هماهنگ با احکام خدا انجام دادم و کردار بدم را اصلاح کردم.]— IRI — H.Ansarian
69:20
21
فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۙ ١٢
Fe huve fî îşetin râdıyeh(râdıyetin).
O kendini mesut ve bahtiyar eden bir hayatın içinde bulacak;— M.İslamoğlu
پس او در یک زندگی خوش و پسندیده ای است.— IRI — H.Ansarian
69:21
22
ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ ٢٢
Fî cennetin âliyeh(âliyetin).
yüce bir cennette;— M.İslamoğlu
در بهشتی برین— IRI — H.Ansarian
69:22
23
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ٣٢
Kutûfuhâ dâniyeh(dâniyetun).
hemen yakınında (amellerinin) meyveleri.— M.İslamoğlu
که میوه هایش در دسترس است.— IRI — H.Ansarian
69:23
24
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَٓا اَسْلَفْتُمْ فِي الْاَيَّامِ الْخَالِيَةِ ٤٢
Kulû veşrebû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeh(hâliyeti).
(Kendilerine) “Bu günler için geçmişte peşinen takdim ettiklerinize karşılık yiyin, için, âfiyet olsun!” (denilecek).— M.İslamoğlu
[به آنان گویند:] بخورید و بیاشامید، گوارایتان باد به سبب اعمالی که در ایام گذشته انجام دادید؛— IRI — H.Ansarian
69:24
25
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ ٥٢
Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
Karnesi sol tarafından verilen kimseye gelince… Sonunda o da şöyle sızlanacak: “Ah n’olaydım, keşke hiç karne almayaydım!— M.İslamoğlu
و اما کسی که پرونده اعمالش را به دست چپش دهند، می گوید: ای کاش پرونده ام را دریافت نمی کردم،— IRI — H.Ansarian
69:25
26
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ ٦٢
Ve lem edri mâ hısâbiyeh.
Ve hesabımın ne olduğunu (keşke) hiç bilmeyeydim!— M.İslamoğlu
و نمی دانستم حساب من چیست؟— IRI — H.Ansarian
69:26
27
يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ ٧٢
Yâ leytehâ kânetil kâdiyeh(kâdiyete).
Ah keşke (ölüm), işi tamamen bitiren (mutlak bir yok oluş) olaydı!— M.İslamoğlu
ای کاش همان مرگ اول [که مرا از دنیا به آخرت انتقال داد] کارم را یکسره می کرد [و در نیستی ابد قرارم می داد،]— IRI — H.Ansarian
69:27
28
مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ ٨٢
Mâ agnâ annî mâliyeh.
Malım başıma gelen hiçbir belayı def edemedi.— M.İslamoğlu
ثروتم عذاب را از من دفع نکرد،— IRI — H.Ansarian
69:28
29
هَلَكَ عَنّ۪ي سُلْطَانِيَهْۚ ٩٢
Heleke annî sultâniyeh.
Gücüm elimde patladı.”[⁵²⁸⁵] [5285] Veya: “Beni güçlü kılan belgeler, hiçbir işe yaramadı”.— M.İslamoğlu
قدرت و توانم از دست رفت.— IRI — H.Ansarian
69:29
30
خُذُوهُ فَغُلُّوهُۙ ٠٣
Huzûhu fe gullûh(gullûhu).
(Görevli meleklere emredilecek): “Alın onu bağlayın!— M.İslamoğlu
[فرمان آید] او را بگیرید و در غل و زنجیرش کشید،— IRI — H.Ansarian
69:30
Yükleniyor...
Hakka
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle