ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماًۗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ ٤١
Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızâmen fe kesevnel izâme lahmen summe enşe'nâhu halkan âhar(âhara), fe tebârekallâhu ahsenul hâlikîn(hâlikîne).
daha sonra, o hayat tohumundan döllenmiş hücreyi yarattık; hemen sonra döllenmiş hücreden cenini yarattık; ve ceninden de kemikleri yarattık; en sonunda kemiklere kas giydirdik; sonuçta, onu bağımsız[²⁹⁰⁰] bir varlık olarak inşâ ettik: işte her şeyi en güzel şekilde yaratan Allah’ın[²⁹⁰¹] şanı böyle yücedir![²⁹⁰²]
[2900] Lafzen: “diğer, başka”. Burada anne-cenin irtibatının mucizevî tabiatına (ki anne bünyesi kendisine yabancı olan bu hücreyi tıbben kabul etmemesi lazım) ve bebeğin anneden bağımsız bir birey olarak varlık dünyasına katılmasına atıf yapılmaktadır. [2901] Veya, ahsenin ism-i tafdil anlamıyla: “yaratanların en güzeli olan Allah’ın..” Halk bir çok yerde olduğu gibi burada da “yoktan var etme” (ibda) değil, “var olanların terkibinden bir başka varlık çıkarma” (icad) anlamındadır. Bu anlamıyla hem Allah için hem de insan için kullanılabilir (Bkz: 3:49). Allah, yoktan var etmede rakipsiz, vardan var etmede emsalsizdir. Buradaki “yaratma”, “takdir etme” olarak anlaşıldığında, bu “yaratılışın yasasını koyma” anlamını taşır (Râzî). Bu âyet, “Oysa ki sizi uzun süreçler içinde halden hale evirip çevirerek yaratan O’dur.” (71:14) âyetinin açılımıdır. [2902] Tebâreke, bereketten “uzama ve artma”, burûkdan “sebat ve devam” anlamlarına gelebilir. Bu durumda mâna şöyle olur: “Varlık alanındaki her türlü oluş, artış, süreklilik ve kalıcılığın kaynağı olan Allah yaratanların en güzelidir.” Hicr sûresinin 26. âyeti ile birlikte düşünüldüğünde, elementer kökeni temsil eden dört unsurla embriyolojik süreci temsil eden dört unsur arasında şöyle bir eşleştirme yapılabilir: tıyn-nutfe (meni), salsal-alaka (ceninin ilk evresi), hamein mesnun-mudğa, fahhar-ızam (kemik). Birinci sürecin sonucunu ifade eden nefha-i ruh (ruh üfleme), ikinci sürecin sonu için de aynen geçerlidir.— M.İslamoğlu