Şems 15 Ayet Mekke · الشمس
91

Şems

Güneş · Mekke
91
Güneş · Mekke
الشمس
15
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ ١
Veş şemsi ve duhâhâ.
GÜNEŞ ve onun gözalıcı ışığı şahit olsun;[⁵⁷⁴⁵] [5745] Bu yemin güneşe tanrı diye tapanların bulunduğu miladî 7. yüzyıl dünyasında, güneşin de Allah’ın emrine âmâde bir mahluk olduğu imasını içerir. Zira ilk bölümde dile gelen ay ve güneş, gündüz ve gece, gök ve yer, fucur ve takvâ, aydınlanma ve karanlığa gömülme, hep yaratılmış âlemin çift kutupluluğuna ve dolayısıyla yaratanın eşsizliğine delâlet eder. Güneş bir miktar yakın olsa yanar, uzak olsa donardık. O halde eşya bizatihi hayırdır, bize dokunan hayır ve şer ona olan mesafemizdir. Nasıl ki ilacı ilaç yapan doz ise, güneşi hayat yapan da mesafedir.— M.İslamoğlu
91:1
2
وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ ٢
Vel kameri izâ telâhâ.
güneşin ışığını yansıtan[⁵⁷⁴⁶] ay şahit olsun![⁵⁷⁴⁷] [5746] Lafzen: “Güneşi tilâvet eden Ay şahit olsun!” Tuluv, ayın güneşi izlediğini, yani ‘ışığını tilavet edip okuduğunu’ ifade eder. Ayın güneşin ışığını yansıtması, “ayın güneşi okuması” olarak anlaşılmalıdır. Allah’ın kelâmını hakkıyla okuyan, Allah’ın nuruyla aydınlanır ve o nuru etrafına yansıtır. Ayın evreleri onun gün ışığını izlemesiyle oluşur. Bu izleme ayın on dördünde kemaline ulaşır. Bedir günleri, adeta güneşi izleyen ayın güneşe en çok benzediği günlerdir. [5747] Ayın ibadetlerdeki ve hayattaki önemli rolü. Oruç, hac, zekât, iddet, borçların hesaplanması, vâde hep ayın dinî hayat ve ibadetlerle kaçınılmaz ilişkisini gösterir.— M.İslamoğlu
91:2
3
وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ ٣
Ven nehâri izâ cellâhâ.
Gün ışığını gösteren gündüz şahit olsun;— M.İslamoğlu
91:3
4
وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ ٤
Vel leyli izâ yagşâhâ.
onu gizleyecek[⁵⁷⁴⁸] gece şahit olsun![⁵⁷⁴⁹] [5748] Gündüz mazi fiille gelirken gecenin muzari fiille gelmesi, gündüzün asıl gecenin fer oluşuna, gündüzün geceye önceliğine delâlet eder. Bu âyet gösterir ki ışık mucizedir. Tıpkı su gibi, hayat gibi, ruh gibi. Bu kevnî mucizeye dikkat çeken vahiy, bizi kâinat kitabını okumaya çağırır. [5749] Gece ve gündüz, Leyl 1-2’de başkasına işaret etmeksizin zamirsiz olarak gelmiştir.— M.İslamoğlu
91:4
5
وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ ٥
Ves semâi ve mâ benâhâ.
Gökyüzü ve onu ayakta tutan (nizam) şahit olsun;— M.İslamoğlu
91:5
6
وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ ٦
Vel ardı ve mâ tahâhâ.
yeryüzü ve onu (yumurta misali) yuvarlak yaratan güç şahit olsun![⁵⁷⁵⁰] [5750] Tahâhâ ile Nâzi’ât 30’daki dehâhâ iştikak-ı ekber açısından birbirine yakındır (Ferrâ). İkisi de yeryüzünün yuvarlaklığına delâlet eder. Burada mâ ile gelen tahâhâ, canlı hayatı temsil eden biyosfer tabakasının yeryüzünü çepeçevre kuşatmasına da bir işaret olsa gerektir.— M.İslamoğlu
91:6
7
وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ ٧
Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
İnsan benliği ve onun yaratılış amacına uygun biçimlenişi şahit olsun;[⁵⁷⁵¹] [5751] Veya mâya ilgi zamiri mânası vererek: “biçimlendiren Allah”. Mâları masdariyye olarak aldık. Zira bu hem mâ’nın Allah için kullanımının şık olmaması hem de ilk âyetlerle uyumluluk açısından tercihe şayandır.— M.İslamoğlu
91:7
8
فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ ٨
Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
ve nihayet insan benliğine iyiyi ve kötüyü tanıyıp sorumsuz ve sorumlu davranma yeteneğini[⁵⁷⁵²] yerleştiren (şahit olsun) ki:[⁵⁷⁵³] [5752] Takvânın muhtemelen iniş sürecinde ilk kullanıldığı yer burasıdır. Kök mânası, “biri diğerine zarar veren iki şey arasına engel koyarak zarar göreni zarar verenden korumak” demektir. İttekâ bi-teresihi “kalkanıyla kendini korudu/sakındı” denilir. Bir sahabi, savaşın en şiddetli anında Allah Rasûlü’nün ardına sığınarak korunduklarını ittekaynâ bi-rasûlillah cümlesiyle dile getirir. Allah Rasûlü takvâyı şöyle açıklar: “Birbirinize haset etmeyiniz! Kendiniz almak istemediğiniz halde diğerini zarara sokmak için bir malı methedip fiyatını arttırmayınız! Birbirinize buğzetmeyiniz! Birbirinize yüz çevirip arka dönmeyiniz! Sizden bazılarınız diğer bazılarınız üzerine alışverişe girişmesin! Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz! Müslüman müslümanın kardeşidir. Müslüman müslümana zulmetmez. Yardıma muhtaç olduğu zaman da onu yalnız ve yardımcısız bırakmaz. Onu hor ve hakir görmez. Takvâ işte budur/buradadır.” Rasulullah “takvâ işte buradadır” sözünü üç defa tekrarladı ve her seferinde eliyle göğsünü gösterdi.” (Müslim, Birr 32). Bu hadis ekonomik, sosyal, ahlâkî, dinî ve siyasal her alanda tavsiyeler içermektedir. Nebi bunların tümünü takvâ başlığı altında ele alabilmektedir. Bu da bizi “insanı sorumlu hareket etmeye götüren sorumluluk bilinci” tarifine ulaştırır. [5753] İlhâm, “bir şeyi yutmak” anlamındaki el-lihâmdan türetilmiştir. İmtihan sırrı gereği sanki iyi ve kötü, bir Tuba ve Zakkum tohumu gibi insana yutturulmuştur. İnsan bunlardan hangisini iradesiyle seçer ve sularsa o gelişecektir.— M.İslamoğlu
91:8
9
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ ٩
Kad efleha men zekkâhâ.
Kim kendini geliştirip arındırırsa, o kesinlikle ebedî mutluluğa ulaşacaktır;[⁵⁷⁵⁴] [5754] Veya fiilin gizli öznesinin Allah olduğundan hareketle: “Allah kimi temize çıkarırsa o kesinlikle mutluluğa ulaşacaktır”. Fakat Kur’an’da geçen her felah, Mü’minûn 1’de olduğu gibi, kulun fiiline bina edilir (Krş: 23:1; 53:32; 4:49). Bu Allah’ın insan iradesine verdiği değerdir. Kaldı ki tercihimiz, men ilgi zamirinin iki özneyi de gören konumundan doğan bu çifte anlamı zımnen içermektedir (Benzer bir ibare için bkz: 13:27). Çünkü kendini geliştirip arındıranı Allah temize çıkarır. Tezekka, kök anlamından dolayı “artma, gelişme” mânasını içerir.— M.İslamoğlu
91:9
10
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ ٠١
Ve kad hâbe men dessâhâ.
kim de kendini geliştirmeyip (içindeki iyilik tohumunu) çürütürse, o kesinlikle kaybedecektir.— M.İslamoğlu
91:10
11
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۙۖ ١١
Kezzebet semûdu bi tagvâhâ.
HADDİNİ AŞTIĞI için Semud (bu) hakikati yalanladı;— M.İslamoğlu
91:11
12
اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙۖ ٢١
İzin baase eşkâhâ.
hani kavmin en azgını kışkırtmayla zıvanadan çıktığında,[⁵⁷⁵⁵] [5755] Mutavaat kalıbı olan inbe‘ase, kışkırtılma durumunu ifade eder. Buna göre, günaha kışkırtan da günahı işleyen gibi suçludur.— M.İslamoğlu
91:12
13
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠ ٣١
Fe kâle lehum resûlullâhi nâkatallâhi ve sukyâhâ.
Allah’ın elçisi (Sâlih) onlara şöyle demişti: “(Bu) Allah’ın devesidir; şu halde bırakın da (Allah’ın) suyunu içsin!”[⁵⁷⁵⁶] [5756] “Allah’ın devesi” (nâkatullah) ifadesi tıpkı “Allah’ın arzı” (arzullah) ifadesi gibi, “kamu malını ifade etse gerektir. Aynı zamanda, sahipsiz canın sahibinin Allah olduğunu gösterir. Nâka, beş yaşına ulaşmış dişi deve için kullanılır. Hamile olduğu imasını taşır. “Allah’ın devesi” ifadesi eskiden beri Araplarda yaygın olan bir geleneği hatırlatır. Muhtemelen kökleri Semud’a kadar uzanan bu geleneğin cahiliyyede yaşatıldığını Mâide 103’ten öğreniyoruz. Semud kavmi, Mâide 103’te sayılan sebeplere benzer bir nedenden dolayı bir dişi deveyi “Allah’ın devesi” ilan edip “kutsallaştırmış”, sonra da o hayvana “Allah baksın” dercesine suyu bile çok görmüştür. Buradaki yaman çelişki şudur: Hem bir hayvanı yaratılış amacı dışına iterek “Allah’ın devesi” ilan etmişler hem de onu susuzluktan ölüme terk etmişlerdir. Âyetteki “haddini aşma” bu olsa gerektir (Krş: 11:64, not 80).— M.İslamoğlu
91:13
14
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙۖ فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۙۖ ٤١
Fe kezzebûhu fe akarûhâ fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvâhâ.
Derken elçiyi dinlemediler[⁵⁷⁵⁷] onu işkenceyle boğazladılar. Sonunda Rableri, bu günahları yüzünden burunlarını sürte sürte onları yerle bir etti; [5757] Lafzen: Yalanladılar”.— M.İslamoğlu
91:14
15
وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا ٥١
Ve lâ yehâfu ukbâhâ.
oysa ki o (kavim) kendi akıbetinden zerrece endişe etmezdi.[⁵⁷⁵⁸] [5758] Veya yehâfunun gizli zamirinin Allah’ı gösterdiğinden hareketle: “O, o (kavmin) akıbetinden korkmazdı.” Tercih ettiğimiz mânaye göre yehafudaki erilliğin izahı, tercih etmediğimiz mânadaki -velev ki olumsuzlama formuyla da olsa- “Allah” ile O’na atfen kullanılan “korkma” fiilini bir arada tasavvur etmenin izahından çok daha kolaydır.— M.İslamoğlu
91:15
Şems
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle