1
وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ ١
Veş şemsi ve duhâhâ.
GÜNEŞ ve onun gözalıcı ışığı şahit olsun;[⁵⁷⁴⁵]
[5745] Bu yemin güneşe tanrı diye tapanların bulunduğu miladî 7. yüzyıl dünyasında, güneşin de Allah’ın emrine âmâde bir mahluk olduğu imasını içerir. Zira ilk bölümde dile gelen ay ve güneş, gündüz ve gece, gök ve yer, fucur ve takvâ, aydınlanma ve karanlığa gömülme, hep yaratılmış âlemin çift kutupluluğuna ve dolayısıyla yaratanın eşsizliğine delâlet eder. Güneş bir miktar yakın olsa yanar, uzak olsa donardık. O halde eşya bizatihi hayırdır, bize dokunan hayır ve şer ona olan mesafemizdir. Nasıl ki ilacı ilaç yapan doz ise, güneşi hayat yapan da mesafedir.— M.İslamoğlu
91:1