Saf 14 Ayet Medine · الصف
61

Saf

Saf Tutmak · Medine
61
Saf Tutmak · Medine
الصف
14
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١
Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve huvel âzîzul hakîm(hakîmu).
GÖKLERDE olan her şey ve yerde olan her şey Allah adına hareket ettiler (de, bu kozmik düzen öyle oluştu):[⁵⁰⁷⁵] zira O’dur her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden O’dur.[⁵⁰⁷⁶] [5075] Zımnen, “Söylem-eylem çelişkisine düşen ey mü’minler! Allah adına hareket eden hiç böyle yapar mı?” îmâsını içerir gibidir. Aynı ibâre ve tesbih hakkında 59:1 not 2. [5076] Aziz ve Hakîm isimlerinin bu bağlamdaki zımnî açılımlarıyla ilgili bkz. 59:1, not 2.— M.İslamoğlu
61:1
2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ ٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef’alûn(tef’alûne).
Siz ey iman edenler! Yapmadığınız/yapmayacağınız şeyleri niçin söylersiniz![⁵⁰⁷⁷] [5077] Zımnen: ‘Niçin söylemlerinizle eylemleriniz birbirine uymuyor?’ Bu âyet, İbn Abbas’tan nakledilen, sûrenin iniş sebebine dair rivayetle birlikte düşünülmelidir. Rivayete göre, cihad farz kılınmadan önce mü’minlerden bazıları (bir başka rivayete göre Abdullah b. Selam ve arkadaşları) “Keşke Allah’ın en çok sevdiği ameli bilseydik de onu yapsaydık” demişler, fakat savaş farz kılınınca da duraksamış ve zorlanmışlardı. Daha başka bir rivayete göre, bazılarının savaşta göstermedikleri kahramanlığı yapmış gibi anlatmaları üzerine inmiştir (Taberî).— M.İslamoğlu
61:2
3
كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ ٣
Kebure makten indallâhi en tekûlû mâ lâ tef’alûn(tef’alûne).
Yapmadığınız/yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında ağır (sonuçları) olan pek dehşetli bir davranıştır.— M.İslamoğlu
61:3
4
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفاًّ كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ ٤
İnnallâhe yuhıbbullezîne yukâtilûne fî sebîlihî saffen ke ennehum bunyânun mersûs(mersûsun).
Şüphesiz Allah, dâvâsı uğrunda sanki yekpare çelikten[⁵⁰⁷⁸] bir bina gibi saf[⁵⁰⁷⁹] disiplini içerisinde savaşanları sever.[⁵⁰⁸⁰] [5078] Lafzen: “kurşunla perçinlenmiş”, yada rass köküne nisbetle “birbirine kenetlenerek dizilmiş”. İmanın, düşmana karşı mü’mini koruyan kurşundan bir zırh olduğunu îmâ eder. [5079] Saff, “birden fazla şeyin aynı hizaya gelmesi, bir bütünü oluşturan parçaların yan yana dizilmesi” anlamına gelir (Mekâyîs). Kur’an’da melekler (78:38), kuşlar (24:41), kurbanlık hayvanlar (22:36), cennetteki nimetler (88:15) için kullanılır. Dönemin ruhuna uygun olarak, her sahici başarının ardında disiplin ve birlik ruhunun yattığına işarettir. [5080] “Saf modeli”, İslâm’ın hem sosyal hem siyasal modelini inşâ eden temel bir tasavvurdur. Vahiy tarafından meleklere nisbet edilen bu model, Allah Rasûlü eliyle dinin en temel ibadeti olan namaza tatbik edilmiştir. Cemaatle namazın inşâ ettiği tasavvur, fırsat eşitliğine dayalı âdil bir toplumun fotoğrafını verir. Bunun karşısında “piramit modeli” yer alır. Bu modelde yan yana “yarış” değil birbirinin başına basarak “yükseliş” esastır.— M.İslamoğlu
61:4
5
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَن۪ي وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْۜ فَلَمَّا زَاغُٓوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ ٥
Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmi lime tû'zûnenî ve kad ta'lemûne ennî resûlullâhi ileykum, fe lemmâ zâgû ezâgallâhu kulûbehum, vallâhu lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).
(Sizin bu durumunuz), Musa’nın kavmine “Ey kavmim! Benim Allah’ın elçisi olduğumu çok iyi bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” (dediği) zamanki durumu hatırlatıyor.[⁵⁰⁸¹] Ve onlar ne zaman yoldan saptılarsa, Allah da onların kalplerinin sapmasına izin verdi: zira yoldan sapmış bir topluluğa Allah, (onların iradesi hilafına) asla rehberliğini bahşetmez.[⁵⁰⁸²] [5081] Kad edatı “defalarca kendini size dayatan bir bilgiyle” vurgusuna sahiptir. Bu vurgu meale “çok iyi..” olarak yansımıştır. Hz. Musa’nın İsrailoğullarından gördüğü “eziyet”, Saf sûresinden sonra indiği kesin olan Ahzâb sûresinin 69. âyetinde bir kez daha dile getirilecektir. Orada bir parça daha ayrıntı verilse de, olayın detaylarına girilmemiştir. (Olaya atıf yapan bir not için bkz: 33:69, not 86.) Zira Kur’an, tarihi olayların hikâyesine, zamanına, mekânına ve hatta kahramanlarının kimliğine odaklanmaz. Kur’an kimin, nerede, ne zaman, kimlerle ne yaşadığından daha çok, o yaşanmışlıktan çıkaracağımız ibrete odaklanır. Burada varlığını ümmetinin iki cihan saadetine adayan bir rasûlün, ümmeti tarafından eziyete uğraması kınanmakta, zımnen Muhammed ümmetine şöyle denilmektedir: Müslüman İsrailoğullarının yaptığı gibi siz de Yahudileşmeyin! Size hayatını vakfedenlere eziyet etmeyin! [5082] Hidayet ve dalaletin çift özneli tabiatı için bkz: 47:17, not 21.— M.İslamoğlu
61:5
6
وَاِذْ قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ مُصَدِّقاً لِمَا بَـيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَمُبَشِّراً بِرَسُولٍ يَأْت۪ي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُٓ اَحْمَدُۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْبَـيِّنَاتِ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ٦
Ve iz kâle îsebnu meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan li mâ beyne yedeyye minet tevrâti ve mubeşşiren bi resûlin ye’tî min bagdîsmuhû ahmed(ahmedu), fe lemmâ câehum bil beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn(mubînun).
Yine bir zamanlar Meryem oğlu İsa’nın; “Ey İsrâiloğulları! Elbet ben, Tevrat’tan bana kadar gelen tüm hakikatleri doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmet adındaki[⁵⁰⁸³] bir elçiyi müjdelemek için size gönderilen Allah elçisiyim” dediğini hatırlatıyor.[⁵⁰⁸⁴] O onlara hakikatin apaçık belgeleriyle geldiğinde, “Bu ayan açık bir sihirdir!” dediler.[⁵⁰⁸⁵] [5083] Veya ism ile müsemma kastedilerek “övgüye daha lâyık olan”; ya da ismuhûya zikruhû anlamı vererek “övgüye mazhar olarak anılan”; ya da, muzari fiil olarak “adını en çok övdüğüm” mânaları verilebilir (Krş: İbn Âşûr). [5084] Şu soru akla gelebilir: ‘Allah Rasûlü yaşarken “Ahmed” ismiyle anılmış mıdır?’ Evet, rasul şairi Hassan b. Sabit bir şiirinde onu “Ahmed” ismiyle anmıştır. Kur’an, Tevrat ve İncil’in Allah Rasûlü’nü müjdelediğini haber verir (7:157). Burada verilen haberi, beş husus teyit eder: 1) Yuhanna incilinde Hz. İsa’dan sonra geleceği ifade edilen Periklytos’a (bozulmuş şekli: Parakletos) yapılan müteaddit atıflar (14:16-17, 25-26, 30; 15:26; 16:17, 12-15). İncil(ler)in ilk 4 asırda kaynak dilden Grekçe’ye, oradan da Latince’ye taşınırken yolda geçirdiği sayısız kazanın bir benzerini, bu kelimenin de Ârâmcadan Süryâncaya, oradan da Grekçeye taşınırken geçirdiğini görürüz. Uğradığı ağır hasarlı yol kazası, kelimenin aslını tanınmaz hale getirmiştir. Kelime’nin Süryânca aslına ulaşmak için yoğun çaba harcayanlar, karşılarında “çok övülen, övülmüş” anlamına gelen Munhamenna’yı bulmuşlardır. Bunun sıfat ve isim olarak karşılığı Ahmed ve Muhammed’dir. Habeş kralı Necaşi, daha Nebi hayattayken onu kendi kaynaklarında bulduklarını itiraf etmiştir. Kaynaklarımızdaki şekliyle Faraklit problemi, daha 2. yüzyılın başında fark edilmiştir (es-Sira I, 251). 2) Yuhanna İncilinde, zamanının büyük hahamları Hz. Yahyâ’nın Mesih mi, İliyah mı yoksa ‘o elçi’ mi olduğunu öğrenmek isterler. Yahyâ üçü de olmadığını söylediğinde şu cevabı verirler: “Madem ki sen ne Mesih, ne İliyah, ne de ‘elçi’sin, o zaman ne diye insanları takdis edersin?” (1:19-25). Burada Mesih’le İsa, İliyah’la İlyas kastedilmektedir. “O Elçi” için tek şık kalmaktadır: “övülmüş olan” Ahmed. İslâm tarihinde Allah Rasûlü’nden sonra ilk “Ahmed” isminin ünlü dilci Halil’in (ö 175) babasına verildiğini biliyoruz. Sahabe’de bu isme rastlamıyoruz. Bu da Ahmed’in isimden çok vasıf olarak görüldüğünü teyid eder. 3) Luka incilinde “Eudokia” diye bir karşılık vardır. Bu hedef kelimenin kaynak dildeki karşılığını bulmak istediğinizde, tam bir sağır duvarla karşılaşırsınız. Gerçek mânada bir İncil uzmanı olan Abdülehad Dâvud (Benjamin Keldani), bu kelimenin kaynak dildeki karşılığını “Ahmed” olarak tesbit etmiştir (İncil ve Salib, İstanbul-1999). 4) M.S. 496 yılına kadar doğruluğu kabul edilip kiliselerde okunduğu halde, hangi endişeyle bilinmez, Papa Gelasius tarafından “zındıkça” ilan edilip yasaklanan Barnabas İncili’nde Allah Rasûlü’nün ismi, hem de Arapça aslıyla zikredilmiştir. Ne ki bu İncil’in orijinal metninin başına diğerlerinden daha ağır bir yol kazası gelmiş, elde kala kala 14 veya 16. yüzyıldan kalma bir İtalyanca tercüme kalmıştır. Varlığı 18. yüzyılda tesbit edilen İspanyolca bir nüsha, daha sonra esrarengiz biçimde yok olmuştur. Bu orijinalden istinsah edilerek Oxford Universty Press tarafından 1907’de basılan eser, iki nüshası hariç piyasadan kaybolmuştur (M. Aydın, DİA, ilgili md). Barnaba İncili’nden, Kilisenin 1500 yıllık yok etme siyasetinden her seferinde aldığı ağır yaralarla gizli-saklı birkaç tercüme nüsha bugünlere kadar gelebilmeyi başarmıştır. Kilise’nin bu konudaki son siyaseti, kendi açtığı yok etme savaşının bu İncil üzerindeki ağır darbe izlerini göstererek, “bakın, bunun aslı faslı belli değil” demekten ibârettir. 5) İncil kelimesinin kökeni meselesi... Başka mânaları olsa da, bu konuda tüm araştırmaların varıp dayandığı nokta “müjde” mânasıdır. Müjde, “gelmesi beklenen sevindirici habere” denir. Peki, İncil’in müjdelediği geleceğe ilişkin sevindirici haber nedir? Bu soruya Kur’an “Ahmed’dir” diyor (Bkz: İncil ve Salib). [5085] Bu cümle, her iki rasûlü de gösterecek şekilde yerleştirilmiştir.— M.İslamoğlu
61:6
7
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْـكَذِبَ وَهُوَ يُدْعٰٓى اِلَى الْاِسْلَامِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ٧
Ve men azlemu mimmenifterâ alallâhil kezibe ve huve yud’â ilel islâm, vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
İslâm’a[⁵⁰⁸⁶] davet edildiği halde, uydurduğu yalanı Allah’a isnat edenden daha zalim biri olabilir mi? Zaten Allah, zulme gömülmüş bir topluluğa asla rehberliğini bahşetmez. [5086] Teslimiyet yoluna, yani ezeli ve biricik hakikatin insanlığın son çevrimindeki tezahürü olan ve Kur’an vahyinde kodlanmış bulunan tek hak dine.— M.İslamoğlu
61:7
8
يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْـكَافِرُونَ ٨
Yurîdûne li yutfiû nûrallâhi bi efvâhihim vallâhu mutimmu nûrihî ve lev kerihel kâfirûn(kâfirûne).
Onlar Allah’ın (hidayet) nurunu üfürükleriyle söndürmek için can atıyorlar; kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.[⁵⁰⁸⁷] [5087] Benzer bir âyet için bkz: 9:32, not 40. Zımnen: Gerçeğe suikast düzenlemek için ortalığı karartmak istiyorlar; fakat ışığın kaynağının Allah olduğunu unutuyorlar. Hz. İsa’nın İncil’inin (: müjdesinin) başına gelen de budur (6. âyetin notuna bkz). Şu beyit, bu hakikatin şiir diliyle ölümsüz bir ifadesidir: Âlemde felek kuvve-i bâzû ile dönmez/Bir şem’a ki Mevlâ yaka üflemekle sönmez.— M.İslamoğlu
61:8
9
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ۟ ٩
Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikû(muşrikûne).
Allah’tan başkasına ilâhlık yakıştıranlar hoşlanmasa da O, Elçi’sini hidayet (kitabı Kur’an) ve hak dini tebliğ ile görevlendirmiştir ki, böylece Hak dini diğer tüm dinlere üstün kılsın.[⁵⁰⁸⁸] [5088] Krş: 48:28 ve 9:33, not 36 ve 41.— M.İslamoğlu
61:9
10
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى تِجَارَةٍ تُنْج۪يكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ ٠١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû hel edullukum alâ ticâretin tuncîkum min azâbin elîm(elîmin).
SİZ ey iman edenler! Sizi elem vericibir azaptan kurtaracak bir alışverişe yönlendireyim mi?— M.İslamoğlu
61:10
11
تُـؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَـكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۙ ١١
Tû'minûne billâhi ve resûlihî ve tucâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâlikum ve enfusikum, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta'lemûn(ta'lemûne).
Allah’a ve Elçi’sine güvenirsiniz, Allah dâvâsı uğrunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edersiniz: böyle yapmanız sizin için daha hayırlıdır; tabi ki eğer bilgiyle (hareket) ederseniz.[⁵⁰⁸⁹] [5089] Zımnen: Cihadı bilgi üzerine inşâ ederseniz. Bu pasaj tümüyle Kur’an’ın zafer ve fetih tasavvurunu inşâya yöneliktir.— M.İslamoğlu
61:11
12
يَغْفِرْ لَـكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْـكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَا‌كِنَ طَيِّبَةً ف۪ي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۙ ٢١
Yagfir lekum zunûbekum ve yudhılkum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adn(adnin), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
(Böyle yaparsanız) O sizin günahlarınızı bağışlayacak ve sizi zemininden ırmakların aktığı cennetlere koyacaktır; kalıcı güzelliğin merkezi[⁵⁰⁹⁰] olan cennetlerdeki tarifsiz huzur köşklerine: işte gerçek büyük başarı budur! [5090] ‘Adn için bkz: 13:23, not 32.— M.İslamoğlu
61:12
13
وَاُخْرٰى تُحِبُّونَهَاۜ نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَر۪يبٌۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ ٣١
Ve uhrâ tuhıbbûnehâ, nasrun minallâhi ve fethun karîb(karîbun), ve beşşiril mû’minîn(mû’minîne).
Ve kendisiyle sevineceğiniz bir şey daha var: Allah’tan bir yardım ve görünen bir zafer. Artık mü’minlere müjde ver!— M.İslamoğlu
61:13
14
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَكَـفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ ٤١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû ensârallâhi kemâ kâle îsebnu meryeme lil havâriyyîne men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), fe âmenet tâifetun min benî isrâîle ve keferet tâifeh(tâifetun), fe eyyednellezîne âmenû alâ aduvvihim fe asbehû zâhirîn(zâhirîne).
SİZ ey iman edenler! Allah’ın destekçileri olun! Tıpkı Meryem oğlu İsa’nın, havarilerine “Allah’a giden yolda kim bana var gücüyle destek olur?” deyince, havarilerin “Biziz Allah dâvâsının gönüllü destekçileri!” demeleri gibi… Nitekim İsrâiloğullarından bir gurup (ona) inandı,[⁵⁰⁹¹] bir gurup da inkâr etti.[⁵⁰⁹²] Bunun üzerine Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı dirençli kıldık: Sonunda galip gelenler onlar oldu.[⁵⁰⁹³] [5091] Bunlar, Hadid 28’de “iman edenler” olarak anılan, teslise değil tevhide inanan muvahhid İsevilerdir. Luka incilinde 70 kişi oldukları kayıtlıdır. Arius, 4. yüzyıldaki tevhide dayalı çıkışını Hz. İsa’ya yardım sözü veren bu havarilerin inançları üzerine bina etmişti. Mü’minlere en yakın olarak nitelenen “Biz Nasârâyız diyenler” (5:82) de bu grubun Allah Rasûlü dönemindeki uzantılarıdır. [5092] Bu son cümle Hz. İsa’ya yönelik üç tür inkârı da içerir: 1) İsa’nın nübüvvetini inkâr. 2) İsa’nın verdiği 6. âyette dile gelen müjdeyi inkâr. 3) İsa’nın beşerliğini, dolayısıyla tevhid mesajını inkâr. [5093] Bilinen mânada savaş yapmamış olan havariler, farklı bir cihad modelinin mimarları olarak sunulmaktadır. Onların “galip” gelmesi, bir kansız fetihtir. Aç aslanlara yem edildiler, öldürüldüler, taşlandılar fakat yılmadılar. Yürek avcılığından vazgeçmediler. Râğıb, havârî kelimesinin mânasını “avcı” olarak verir. Kelimeyi Arapça’dan türetenler “beyaz” anlamındaki hûr’a nisbet ederler. Yani havariler bir tür “yürek avcısı” idiler.— M.İslamoğlu
61:14
Saf
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle