وَمَا لَكُمْ اَلَّا تُنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ لَا يَسْتَو۪ي مِنْكُمْ مَنْ اَنْفَقَ مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْظَمُ دَرَجَةً مِنَ الَّذ۪ينَ اَنْفَقُوا مِنْ بَعْدُ وَقَاتَلُواۜ وَكُلاًّ وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰىۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟ ٠١
Ve mâ lekum ellâ tunfikû fî sebîlillâhi, ve lillâhi mîrâsus semâvâti vel ard(ardı), lâ yestevî minkum men enfeka min kablil fethi ve kâtel(kâtele), ulâike a’zamu dereceten minellezîne enfekû min ba’du ve kâtelû ve kullen ve adallâhul husnâ, vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
Neden siz Allah yolunda infak etmeyesiniz ki? Üstelik göklerin ve yerin mirası tamamen Allah’a aitken… İçinizden zor ve kor zamanlarda[⁴⁹⁴⁰] infak edenler ve savaşanlarla, (iş kolaya binince bunları yapanlar) bir olmaz; böyleleri derece olarak, daha sonra infak edenler ve savaşanlardan daha üstündür; ve böyle davranan herkese Allah en güzeli vaad etmiştir: ve Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.[⁴⁹⁴¹]
[4940] Lafzen: “fetihten önce”. Zor zaman dostlarından söz ediliyor. Buradaki fetih Mekke’nin fethi türünden başarılı bir askerî operasyon değil, Fetih sûresinin girişinde kastedilen türden kalplerin islâma açılışıdır. [4941] Bu âyetlere medar olacak Medine’de yaşanmış örnek bir olayı müfessirlerimiz 92. sûrenin tefsirinde, İbn Abbas’tan İkrime yoluyla gelen ve İbn Ebi Hatim’in tahric ettiği bir rivayet naklederler: Ensar’dan birinin hurması yetimler sahibi yoksul komşunun bahçesine ağmaktadır. Bu dallardan dökülen hurmaları komşu evin çocukları yemektedirler. Bahçe sahibi bir gün hışımla gelir, toplanmış hurmaları alır ve çocukları döver. Olay Allah Rasûlü’ne intikal edince bahçe sahibini çağırtır ve o ağacın meyvesini vakfetmesi durumunda kendisine Allah’tan âhirette bir bahçe vermesi için dua edeceğini vaad eder. Sonuçta, servete sahip değil servete ait olduğu anlaşılan adam (rivayetin orijinalinde “münafıklardan biri” olduğu yorumu yapılıyor) bu muhteşem fırsatı teper. Bu olayı duyan Uhud gazisi Sabit b. Dahdah el-Belevî iki gözü iki çeşme Allah Rasûlü’ne gelerek “Aynısı benim için de geçerli mi?” diye sorar ve Medine’nin en değerli hurmalıklarından olan bahçesine karşılık o ağacı alarak vakfeder (İbn Âşûr, Leyl sûresinin tefsirinde). Hadis kaynaklarında böyle yer alan olay, siyer kaynaklarında (msl: Meğazî) bazı farklılıklarla nakledilir. Buna göre Evs’ten Ebu Lübabe’nin velayeti altındaki bir yetim, velisinin kendisine ait bir hurma ağacına sahip çıktığı şikâyetinde bulunur. Allah Rasûlü, Ebu Lübabe lehine hükmeder. Fakat ağacın sahibi olduğu fikrine kendisini alıştıran yetim, bu sonuca çok üzülür. Allah Rasûlü, Ebu Lübabe’den cennette bir bahçe bahşedilmesi için dua etmesi karşılığında o ağacı hediye etmesini ister. Fakat yetimin yaptığına içerleyen Ebu Lübabe teklifi kabul etmez. Olayın devamı yukarıdaki şekilde gelişir.— M.İslamoğlu