Nebe 40 Ayet Mekke · النبإ
78

Nebe

Haber · Mekke
78
Haber · Mekke
النبإ
40
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ ١
Amme yetesâelûn(yetesâelûne).
KENDİ aralarında neyi[⁵⁵¹²] soruşturuyorlar?[⁵⁵¹³] [5512] ‘Ammenin aslı ‘an+mâ edatlarıdır. Soru mâsı harf-i cerle birleşince elif düşüp ona delâleten mime bir şedde verilir. Cümledeki normal söz dizimi yetesâelûne ‘an mâ şeklindedir. Soru edatı kural gereği başa gelmiştir. [5513] Tefâul babında mâna hem özne hem nesneden sâdır olduğu için, “soruşturma” karşılığını tercih ettik. Kur’an eşsiz belâgatıyla Arap dilinde daha önce kullanılmamış yöntemleri kullandı. Bunlardan biri de konuya soruyla girme üslubudur.— M.İslamoğlu
78:1
2
عَنِ النَّبَأِ الْعَظ۪يمِۙ ٢
Anin nebeil azîm(azîmi).
O muazzam (olayın) müthiş haberini mi?[⁵⁵¹⁴] [5514] Nebe’ ile haber arasında fark vardır. Nebe’, “sahibi için hayatî önemi olan haber ve bildiri”dir. Buradaki en-nebeu’l-‘azîm, bağlamın da doğruladığı gibi “yeniden diriliş”tir. Bunu zımnen “göklerin manşeti” olarak da okuyabiliriz.— M.İslamoğlu
78:2
3
اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ ٣
Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).
Ki onlar o (haber) hakkında ihtilaf ediyorlar.[⁵⁵¹⁵] [5515] Mekkelilerin yeniden diriliş konusunda kafalarının da, sözlerinin de karışık olduğunu beyan eder. Mekkeli bir azınlık ilkel bir materyalizmi (Dehrilik) savunurken, bir başka azınlık da kaynağı karanlık bir batıniliği savunur. Kelbî ve İbn Habib’in “zındık” olduklarını belirtip bir bir saydığı bu kodamanlar başta İran kökenli Mazdekizm ve Maniheizm olmak üzere kadim batıniliğin (gnostisizm) her türünden etkilenmişlerdi. İbn Abbas’a göre bu kişiler zındıklığı, düalist gnostisizmin merkezlerinden biri olan Hîre’nin Nasrânilerinden öğrenmişlerdir (Mesâlib, Beyrut, 1419, s. 68; el-Muhabbar, Beyrut, ty., s. 161). Âhireti kökten inkâr eden dehrî azınlıktı (45:24 ve 53:27). Fakat geniş yığınların bilinç altında Hz. İbrahim’den kalma belli belirsiz bir âhiret düşüncesi vardı. Casiye 32. âyet (ayrıca 41:50 ve 18:36) bunu ifade ediyordu. Zaten bu, şefaat beklentilerinden de anlaşılabilecek bir durumdu (Bkz: 10:18)— M.İslamoğlu
78:3
4
كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ ٤
Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
Evet: Bir gün (gerçeği) öğrenecekler;— M.İslamoğlu
78:4
5
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ٥
Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
evet, evet: Bir gün (gerçeği nasılsa) öğrenecekler.— M.İslamoğlu
78:5
6
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَاداًۙ ٦
E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).
YERYÜZÜNÜ (sizin için) tarifsiz bir beşik kılmadık mı?[⁵⁵¹⁶] [5516] “Yeryüzü ve dağlar” (7. âyet) özgül ağırlığı olan somut ve elle tutulabilir varlıklar olduğu için innâ ce‘alnâ şeklinde doğrudan mazi fiil yerine muzarinin lem ile mazi yapılmış hali olan lem-nec‘al şeklinde gelmiştir. Buna mukabil “cinsiyet, uyku, gece ve gündüz” özgül ağırlığı olmayan gerçeklikler olduğu için 8-11. âyetlerde halaknâ ve ce‘alnâ mâzi fiilleri doğrudan kullanılmıştır. Galibiyetle uygulanan bu kuralın istisnaları da yok değildir (Mesela bkz: 77:27)— M.İslamoğlu
78:6
7
وَالْجِبَالَ اَوْتَاداًۖ ٧
Vel cibâle evtâdâ(evtâden).
Ve dağları da (o beşiğin) kazıkları?[⁵⁵¹⁷] [5517] Lafzen: “Direkleri”. Kur’an’ın eşsiz belâgatına harika bir örnek. Yeryüzü ölçeğinde bir beşiğe dağlardan ayak yakışırdı. Bebeği insan olan bu beşiği sallayan el Allah’ın kudret eli, bu eli harekete geçiren şefkat ilâhî rahmettir. Teşbihin îmâ ettiği hakikat karşısında akıllar secdeye kapanır.— M.İslamoğlu
78:7
8
وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجاًۙ ٨
Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).
Dahası sizi çiftler halinde yarattık;[⁵⁵¹⁸] [5518] Bu özellik türün her unsurunu içerdiği için, halaka’l-insân yerine halaknâkum gelmiştir. Ezvâcen “çift olarak, çifterli” demektir. Âyet tüm yaratılmışlar âleminin çift kutupluluğuna delâlet eder. Ezvâc zımnen “zıt kutupluluk” anlamını da içerir. Zira Kur’an’da birçok yerde zıt kutupluluktan söz edilmesine rağmen, burada olduğu gibi Allah’ın eşyayı zıt kutuplu olarak (ezdâden) yarattığınden hiç söz edilmez. Bu tıpkı hayır Allah’a doğrudan izafe edilirken şerrin Allah’a izafe edilmemesine benzemektedir. Bu durumu lafzen temsil eden ezdâd yerine ezvâc kullanılması, âlemde zıtlar olarak algıladığımız şeylerin hakikatinin algıladığımızdan daha farklı olduğunun göstergesi sayılabilir. Belki bizim zıtlar gibi gördüğümüz şeyler de hakikatte biri olmadan diğeri düşünülemeyecek olan eşlerdir. Elbet işin hakikatini en iyi Allah bilir.— M.İslamoğlu
78:8
9
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتاًۙ ٩
Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).
ve uykunuzu istirahat[⁵⁵¹⁹] kıldık;[⁵⁵²⁰] [5519] Veya, “kesinti” (el-kat’) kök anlamına istinaden: “istirahat için ara”. Fakat bu mâna, kelimenin aslî mânası değildir. Nevmekum (uykunuz) kelimesi, insan uykusuna has bir özelliği ifade etse gerektir. Bu da can ile değil insana özgü ruh ile alâkalı olmalıdır (Krş: 6:60). [5520] 8. âyetteki çift yaratılış haleka fiiliyle, 9. âyetteki uykunun ölüm sembolü kılınışı ce‘ale fiiliyle ifade edilmiş. Halk eşyanın varoluş, tabiat, cevher ve fıtratına nisbetle, ca‘l ise eşyanın ahval, araz ve eylemine nisbetle kullanılır. Çift kutupluluk insanın cevherî özelliği, uyku ise ârazî özelliğidir. İlki ontolojik, ikincisi biyolojiktir.— M.İslamoğlu
78:9
10
وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاساًۙ ٠١
Ve cealnel leyle libâsâ(libâsen).
ve geceyi tarifsiz bir örtü kıldık;[⁵⁵²¹] [5521] Gecenin örtü kılınmasının üç gerekçesi vardır: Birincisi: Gecenin koynunda yapılması gereken meşru işler için bir örtü. İkincisi: Zerdüştlüğün Karanlık Tanrısı (Ehrimen) inancını red. Üçüncüsü: Gece koruyucudur: İlk muhatapların dünyasında gece saldırmak muruete (insanlık) aykırıydı.— M.İslamoğlu
78:10
11
وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشاًۖ ١١
Ve cealnen nehâre meâşâ(meaşen).
gündüzü de çalışma zamanı yaptık.[⁵⁵²²] [5522] “Hayat” anlamına gelen me‘âş, 9. âyetteki subât’ın karşıtıdır.— M.İslamoğlu
78:11
12
وَبَنَيْنَا فَوْقَـكُمْ سَبْعاً شِدَاداًۙ ٢١
Ve beneynâ fevkakum seb'an şidâdâ(şidâden).
Ve üzerinize yedi kat (göğü) sapasağlam bina ettik.[⁵⁵²³] [5523] Lafzen sayı ifade etse de mecazen çok katmanlılığı ve çeşitliliği ifade eder.— M.İslamoğlu
78:12
13
وَجَعَلْنَا سِرَاجاً وَهَّاجاًۖ ٣١
Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).
Ve (oraya) son derece güçlü bir ışık ve ısı kaynağı yerleştirdik.[⁵⁵²⁴] [5524] el-Vehec, bir kaynaktan neşet eden ışık ve ısı (Râğıb). Burada “güneş”.— M.İslamoğlu
78:13
14
وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجاًۙ ٤١
Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).
Ve sıkılmaya hazır yağmur yüklü (bulutlardan)[⁵⁵²⁵] şarıl şarıl sular indirdik; [5525] Veya: “(Rüzgârların) sıkıp suyunu çıkardığı (bulutlardan)”. ‘Asr (103:1) ve u‘sıra (12:36) hep “sıkıp suyunu çıkarmak” kök anlamından müştaktır.— M.İslamoğlu
78:14
15
لِنُخْرِجَ بِه۪ حَباًّ وَنَبَاتاًۙ ٥١
Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).
ki onunla tohumlar ve bitkiler bitirelim;— M.İslamoğlu
78:15
16
وَجَنَّاتٍ اَلْفَافاًۜ ٦١
Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).
dahası, salkım saçak bahçeler (yetiştirelim diye).— M.İslamoğlu
78:16
17
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتاًۙ ٧١
İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).
ŞÜPHESİZ Ayrışma Günü’nün[⁵⁵²⁶] belirlenmiş bir vakti mutlaka vardır:[⁵⁵²⁷] [5526] Hesap Günü iman ve küfrün, iyi ve kötünün, hak ve bâtılın ayrışma günüdür. Kur’an da ayrıştırıcı bir kelâmdır (kavlun fasl, 86:13). Ayıran Söz’ü dinlemeyen “Ayrışma Günü” cevhere değil curufa ayrılır. [5527] Kâne, sözkonusu zamanın Allah katında malum ve sabit olduğunu ifade eder. Yani, ‘Tanrı’yı kıyamete zorlamak’ isteyen haddini bilmezler boşuna çırpınırlar.— M.İslamoğlu
78:17
18
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجاًۙ ٨١
Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).
o gün sûra üflenir, derhal amacına göre taksim edilmiş topluluklar halinde (hayat alanına) çıkarsınız;— M.İslamoğlu
78:18
19
وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَـكَانَتْ اَبْوَاباًۙ ٩١
Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).
ve kapıları varmış gibi gökler açılıverir;[⁵⁵²⁸] [5528] Veya: “Ve gökler açılıverir -ki zaten o kapılara (sahiptir)-.” Tercihimiz, kâne’nin teşbih edatı işlevine dayanmaktadır.— M.İslamoğlu
78:19
20
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَـكَانَتْ سَرَاباًۜ ٠٢
Ve suyyiretil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).
ve dağlar yürütülür, sanki bir serap olur.— M.İslamoğlu
78:20
21
اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَاداًۙ ١٢
İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).
Şüphesiz (o gün) Cehennemin gözleri yolda kalacaktır;[⁵⁵²⁹] [5529] Veya mirsâdın mekân ismi anlamına dayanarak: “gözetleme/pusu yeri olacaktır”. Ya da mastar anlamına dayanarak: “pusuya yatacaktır”. Tercihimiz kelimenin mübalağa anlamına dayanmaktadır.— M.İslamoğlu
78:21
22
لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰباًۙ ٢٢
Lit tâgîne meâbâ(meâben).
(o) haddini bilmezler için bir son duraktır;— M.İslamoğlu
78:22
23
لَابِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَاباًۚ ٣٢
Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).
onlar orada uzun zamanlar boyu kalacaklar.[⁵⁵³⁰] [5530] Ahkâb, “uzun zaman” demektir. Bir hadise göre 80, İbn Abbas’a göre 300 yıldır. 40 veya 30 bin yıl diyenler de olmuştur. Hasan Basrî “süresi belirsiz” der. Bu âyetten yola çıkarak Cehennem’in sonlu mu sonsuz mu olduğu tartışılmıştır. Sonlu olduğunu savunan her mezhepten farklı âlimler başta bu âyet olmak üzere En’âm 128 ve Hûd 106-108. âyetlerini ve Allah’ın rahmetinin gazabını geçtiği ilkesini delil getirmişlerdir (Konuyla ilgili ayrıntılı bir açıklama için bkz: 2:35, not 33). Ebu Said el-Hudrî’den gelen bir hadis şöyledir: “Hesap Günü cennetlikler cennete, diğerleri de cehenneme gider. Allah şöyle der: ‘Kalbinde hardal tanesi kadar iman olanı oradan çıkarın!’ Cehennem ehli oradan çıkarılıp hayat ırmağına atılacak. Ve sonra bir çayın kenarında yeşeren otlar gibi filizlenecekler. Sen onun nasıl çimlenip filizlendiğini görmez misin?” (Buhârî; Müslim; Nesâi; İbn Hanbel).— M.İslamoğlu
78:23
24
لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْداً وَلَا شَرَاباًۙ ٤٢
Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).
Orada ne (yürek) serinletici bir (haber) tadacaklar,[⁵⁵³¹] ne de (iç yangınını söndürecek) bir içecek. [5531] Parantez içi açıklamalarımız, zâka fiilinin mecazi karşılığına dayanmaktadır.— M.İslamoğlu
78:24
25
اِلَّا حَم۪يماً وَغَسَّاقاًۙ ٥٢
İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).
Ancak kavurucu bir umutsuzluk ve zift gibi sıvanan buz gibi bir karanlık.[⁵⁵³²] [5532] Ğassâk için bkz: 113:3, not 5.— M.İslamoğlu
78:25
26
جَزَٓاءً وِفَاقاً ٦٢
Cezâen vifâkâ(vifâkan).
(İnkârlarına) uygun bir karşılık…— M.İslamoğlu
78:26
27
اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَاباًۙ ٧٢
İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).
Şu kesin ki onlar vaktiyle, hesaba çekilmeyi arzu etmiyorlardı;— M.İslamoğlu
78:27
28
وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّاباًۜ ٨٢
Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).
üstelik âyetlerimizi de açık bir dille yalanlamışlardı;— M.İslamoğlu
78:28
29
وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً ٩٢
Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).
Biz de her şeyi bir bir sayarak kayıt altına aldık.— M.İslamoğlu
78:29
30
فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَاباً۟ ٠٣
Fe zûkû felen nezîdekum illâ azâbâ(azâben).
Sonunda (onlara diyeceğiz ki): “(Büyüttüğünüz Cehennem ağacının meyvelerini) tadın; artık size tarifsiz bir mahrumiyetten başka bir şey artırmayacağız.”[⁵⁵³³] [5533] ‘Azâbı çevirimizin gerekçesi için bkz: 68:33, not 29.— M.İslamoğlu
78:30
Yükleniyor...
Nebe
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle