Rahman 78 Ayet Medine · الرحمن
55

Rahman

Merhametli · Medine
55
Merhametli · Medine
الرحمن
78
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَلرَّحْمٰنُۙ ١
Er rahmân(rahmânu).
RAHMÂN ?..[⁴⁸³²] [4832] “Rahmân da neymiş?” (25:60) itirazına zımnî bir cevap: Rahmân’ı mı merak ediyorsunuz? O zaman dinleyin: O…— M.İslamoğlu
55:1
2
عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ ٢
Allemel kur’ân(kur’âne).
Kur’an’ı öğretti,— M.İslamoğlu
55:2
3
خَلَقَ الْاِنْسَانَۙ ٣
Halakal insân(insâne).
insanı yarattı,[⁴⁸³³] [4833] Var olmak, yokluğa nisbetle büyük nimet. İnsan öncelikle var olma nimetine şükretmeli. “Yaratma” iki “öğretme” arasında gelmiş. Bu şu demek: İnsan ancak talim ve terbiye ile insan olur. Eğitim ve öğretimin temeli ise merhamet ve şefkattir.— M.İslamoğlu
55:3
4
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ ٤
Allemehul beyân(beyâne).
insana kendini ifade etmeyi O öğretti.[⁴⁸³⁴] [4834] Ta‘lim, “anlamın tasavvuru için benliği tahrik etmek”tir. Bu, tasavvurun inşasıdır. Zira tasavvurunuzu kim inşâ etmişse “Rabbiniz” odur.— M.İslamoğlu
55:4
5
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ ٥
Eş şemsu vel kameru bi husbân(husbânin).
Güneşi ve ayı mükemmel bir hesapla yörüngelerinde O hareket ettirmekte.[⁴⁸³⁵] [4835] Veya: “zamanı tayin için bir ölçü kılan” (Krş: 6:96). Kur’an’ın beyan sistematiğinde ay ve güneş iki kutbu temsil eder: Gecenin ve gündüzün âyeti. Ayın ışığı nûr, güneşin ışığı dav’ ile ifade edilir. (Ayrıntılı bir açıklama için bkz: 10:5, not 11.) Bununla kozmik uyuma dikkat çekilir. Zımnen: İnsana âmâde kıldığı aya-güneşe bile düzen koyan Allah, kendisine âmâde kıldığı insan için düzen koymasın mı?— M.İslamoğlu
55:5
6
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ ٦
Ven necmu veş şeceru yescudân(yescudâni).
Gövdesiz ve gövdeli bitkiler[⁴⁸³⁶] O’nun emrine boyun eğmekte.[⁴⁸³⁷] [4836] Veya: “Yıldızlar ve ağaçlar”. Necm, çayır çimen gibi “gövdesiz bitkileri” de ifade eder. Tercihimiz İbn Abbas’ın görüşüne dayanmaktadır. [4837] Lafzen: “secde ederler”. Zira secde, yaratılış amacıyla uyum içinde olmayı sembolize eder. İradesiz varlıklar bile O’na boyun eğerken, iradeli insanın başkaldırması akıllılıkla bağdaşır mı?— M.İslamoğlu
55:6
7
وَالسَّمَٓاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْم۪يزَانَۙ ٧
Ves semâe refeahâ ve vedaal mîzân(mîzâne).
Yine göğü özenle O yükseltti, bir denge ve ölçü koydu:[⁴⁸³⁸] [4838] Kaderin tam karşılığı “ölçü”dür. Ve ölçüsüzlük de kadersizliktir. O’nun ölçülerini aşan, kaderini, yani haddini aşar.— M.İslamoğlu
55:7
8
اَلَّا تَطْغَوْا فِي الْم۪يزَانِ ٨
Ellâ tatgav fîl mîzân(mîzâni).
ki siz (ey insanlar), dengeyi bozup ölçüyü kaçırmayın!— M.İslamoğlu
55:8
9
وَاَق۪يمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْم۪يزَانَ ٩
Ve ekîmul vezne bil kıstı ve lâ tuhsırûl mîzân(mîzâne).
Yine istikametle ölçüp biçin, ölçme değerlendirme yaparken haksızlık etmeyin!— M.İslamoğlu
55:9
10
وَالْاَرْضَ وَضَعَهَا لِلْاَنَامِۙ ٠١
Vel arda vedaahâ lil enâm(enâmi).
Yine O, yeryüzünü orada yaşayan tüm canlıların[⁴⁸³⁹] (ayağı altına) özenle serdi;[⁴⁸⁴⁰] [4839] Kur’an’da yalnızca burada kullanılan el-enâma, 245 kez her tür kalıpla kullanılan el-halk (bütün bir mahlukat) mânası verilmesi doğru değildir. Kelime bağlamdan da anlaşılacağı gibi, “sadece yeryüzünde yaşayan canlılarla” sınırlı bir anlama sahiptir. Cabiri enâmın Yunanca ve Latincede “nefs, hayat kaynağı” gibi anlamlara gelen anima kelimesinin Arapçalaşmış hali olabileceğine dikkat çeker. (Fehmu’l-Kur’an). Bu, bizce de mümkündür. [4840] Bütün nimetler insanın gerdanına takılmış bir gerdanlıktır. Gerdanlar gerdanlıklara değil, gerdanlıklar gerdanlara kurban olmalıdır. Sultan ölünce sarayın ne hükmü kalır? “Hayat süren leş” olmamak: işte bu!— M.İslamoğlu
55:10
11
ف۪يهَا فَاكِهَةٌۖ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ ١١
Fîhâ fâkihetun vennahlu zâtul ekmâm(ekmâmi).
orada envai çeşit meyveler, salkım saçak hurma ağaçları— M.İslamoğlu
55:11
12
وَالْحَبُّ ذُوالْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُۚ ٢١
Vel habbu zul asfi ver reyhân(reyhânu).
ve filizlenen danelerle hoş kokulu çiçekler verdi:[⁴⁸⁴¹] [4841] Endülüslü büyük âlim Şatıbi, ölümsüz eseri el-Muvâfakât’ta hükümleri üç ana kategoriye ayırır: Zaruriyyat, hâciyyat, tahsîniyyat; yani olmazsa olmazlar, gerekli olanlar, tamamlayıcı güzellikler. Bu âyet, Şatıbi’nin üçlü sistemi üzerinden anlaşıldığında “Rahmân her üçünü de verdi” vurgusuna sahiptir.— M.İslamoğlu
55:12
13
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣١
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?[⁴⁸⁴²] [4842] Kumâ tesniye zamiri neye delâlet eder? 1) insan ve cinlere işaret ettiği yaygın yorumuna İbn Âşûr “Kur’an cinlere değil insanlara gönderildi” gerekçesiyle karşı çıkar. İbn Âşûr’un bu görüşüne Ahkâf 29-32’yi delil göstererek itiraz eden olabilir. Ne var ki orada, Allah Rasûlü’nü dinlediğini vahiyden öğrendiğimiz cinlerin, “maddi olmayan iradeli varlıklar” değil, “bölgede nadir görülen kabileler” olmuş olma ihtimali daha yüksek görünmektedir. (Bkz: 72:16, not 17.) 2) İman ve küfre delâlet edebilir. Bu sûrenin 20. âyetindeki birbirine karışmayan iki su kütlesi, iman ve küfre mecazi bir atıf olarak kabul edildiğinde (25:53), bu yorumu destekler gibidir. Mü’min olsun kâfir olsun, doğum ve ölüm insanın kaçamayacağı iki gerçektir. 3) Râzî bu ikil zamirin, âyetin içeriğine tekrar vurgusu kattığı kanaatindedir. 4) Bizce erkek ve kadın, madde ve anti madde, görünen ve görünmeyen âlem, madde ve mâna, ceset ve ruh ve daha birçok çifti kapsayacak şekilde eşyanın çift kutupluluğu gerçeğine bir atıf olarak yorumlanabilir. Görünen ve görünmeyen boyutuyla insanın çift kutbuna delâlet edebileceği gibi, idrak ve irade sahibi varlıkların görünen kutbu olan insanla görünmeyen kutbu olan cinne de delâlet edebilir. Bazı âyetlerden yola çıkarak buradaki ikil zamirin “insan” ve onun “iç ben”ine delâlet ettiğini söyleyebiliriz. Kur’an, Fussilet 25, Zuhruf 36 ve Kâf 16-29’da insan ve “iç ben” (öteki kişilik) arasındaki ilişkiye dikkat çeker. Özellikle Kâf 16-29 arasında insan ve “iç ben”i sanki iki tarafmış gibi âhiret sahnesinde karşılıklı konuşurlar. Orada tasvir edilen cehennemlik olan insan ve iç benidir. Fakat 46. âyetteki “iki cennet”, bu iki boyuta bir ödül olsa gerektir. İşin hakikatini Allah bilir.— M.İslamoğlu
55:13
14
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِۙ ٤١
Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri).
O insanı ateşte pişirilmiş gibi kuru, ses veren balçıktan yarattı,[⁴⁸⁴³] [4843] Bkz: 15:26, not 21,22. Yeryüzünün ateş topu (magma) haline atıf olarak da anlaşılabilir.— M.İslamoğlu
55:14
15
وَخَلَقَ الْجَٓانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ ٥١
Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin).
görünmeyen varlıkları da tarifsiz, ateş türü bir karışımdan halk etti:[⁴⁸⁴⁴] [4844] Tabiatı ateşten olan bu varlıklar insandan önce yaratılmışlardır (Bkz: 15:27, not 23).— M.İslamoğlu
55:15
16
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٦١
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?[⁴⁸⁴⁵] [4845] Nimeti inkâr, nimeti vereni inkârdır. Bu âyetteki “nimet” iki şekilde anlaşılabilir: ya görünmeyen yaratıkların varlığı ya da onların insanın üzerinde fiilî bir gücünün olmaması (17:65).— M.İslamoğlu
55:16
17
رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِۚ ٧١
Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn(magribeyni).
O, iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbi:[⁴⁸⁴⁶] [4846] Yani: “O, her yerin Rabbidir”. İbare gündoğumunun iki uç noktasıyla, günbatımının iki uç noktasını ifade eder. Zımnen: Allah kâinattaki nizamın tek garantisidir.— M.İslamoğlu
55:17
18
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٨١
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?— M.İslamoğlu
55:18
19
مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِۙ ٩١
Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni).
O iki denizi salmıştır; birbirine kavuşurlar.— M.İslamoğlu
55:19
20
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِۚ ٠٢
Beynehumâ berzehun lâ yebgıyân(yebgıyâni).
(Ama) aralarında aşamayacakları tarifsiz bir engel vardır; birbirine karışmazlar:— M.İslamoğlu
55:20
21
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?[⁴⁸⁴⁷] [4847] Bu iki su kütlesinin nitelikleri Furkan 53’te verilir. Tuzlu deniz suyundan buharlaşma yoluyla tatlı kara sularının elde edilmesine delâlet edebileceği gibi, denizlerdeki tatlı su kaynaklarının tuzlu deniz suyuna karışmamasına da delâlet edebilir. Bu iki âyet, lafzî delâletin ötesinde mü’min ve kâfirin iman ve küfrüyle alâkalı olarak okunabilir. Yine, birbirine değen fakat karışmayan iki deniz bilinçaltı ve bilinçüstü olarak da yorumlanabilir.— M.İslamoğlu
55:21
22
يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ۬ وَالْمَرْجَانُۚ ٢٢
Yahrucu min humel lûluu vel mercân(mercânu).
O ikisinden inci ve mercan çıkar:[⁴⁸⁴⁸] [4848] Veya Ferrâ’nın tercihiyle: “irili ufaklı inciler çıkar”. İnsan merkezli bir anlamanın izini sürerek bu âyeti Allah Rasûlü’nün şu sözü ışığında yorumlayabiliriz: “İnsanlar madenler gibidir; cahiliyyede değerli olanı İslâm’da da değerli olur” (Buhari, Bed’u’l-Halk, 63:21). Yine “İnsanlar develer gibidir; bazen yüz tanesi bir arada olur da, binecek bir tane dahi bulamayabilirsin” (Buhârî). Küfür perdesi incinin üzerini örten midye kabuğudur. O kabuğu kaldırmayı bilen inciye ulaşır. Bilinçaltının en derinlerinde fıtratın kendi kendini savunurken oluşturduğu incilere işaret olarak okunabilir. İnci-Mercan mesâni özelliği gereği zıt kutupluluk oluşturur. Biri denizin en dibinde, diğeri yüzeyine yakın yerde yaşar. Biri vahyin maksadından diğeri lafzından çıkarılacak mâna mücevherlerini çağrıştırır.— M.İslamoğlu
55:22
23
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?— M.İslamoğlu
55:23
24
وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَاٰتُ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِۚ ٤٢
Ve lehul cevâril munşeâtu fîl bahri kel alâm(alâmi).
Yüce dağlar gibi[⁴⁸⁴⁹] denizde hızla akıp giden koca gemiler O’nun (yasalarına) tâbidir:[⁴⁸⁵⁰] [4849] Veya: “(Yelkenleriyle) açılmış sancaklar gibi”. Semada yüzen bütün gök cisimlerini içerir. [4850] Tatlı veya tuzlu, tüm suların yasasını Allah koymuştur. Su akıllıdır, su canlıdır ve su ilâhî kudret delîli olan bir ayettir. Zımnen: Allah yüce iradesini mü’min-kâfir demeden, her tür tavır alışın üstünde ve ötesinde gerçekleştirir. Yani: Allah gemisini kâfirin küfrüne rağmen yürütür (Krş: 9:32).— M.İslamoğlu
55:24
25
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ۟ ٥٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?— M.İslamoğlu
55:25
26
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ ٦٢
Kullu men aleyhâ fân(fânin).
Oradaki her varlık fânîdir;[⁴⁸⁵¹] [4851] Yaratılmışlar hiyerarşisinde en üst sırayı şuurlu varlıklar (men) işgal eder. Eğer mahlukatın zirvesi olan varlıklar bile fani ise, şuursuz varlıkların fani olduğu kendiliğinden anlaşılır.— M.İslamoğlu
55:26
27
وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُوالْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِۚ ٧٢
Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm(ikrâmi).
bâkî kalacak olan azamet ve ihtişam sahibi Rabbinin zatıdır:[⁴⁸⁵²] [4852] Veya: “Rabbinin rızasıdır”. Lafzen: “Rabbinin yüzüdür” (Bkz: 88:2, not 2). “Azamet ve ihtişam” diye çevirdiğimiz Celâl ve İkrâm, kahır-lütuf dengesini ifade eden iki ilâhî isimdir. Krş: “her şey yok olacak, sadece O’nun zâtı bâki kalacaktır.” (28:88).— M.İslamoğlu
55:27
28
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٨٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?— M.İslamoğlu
55:28
29
يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ ٩٢
Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.
GÖKLERDE ve yerde bulunan her varlık O’na muhtaçtır;[⁴⁸⁵³] her an O, (hayata ve varlığa dair) her işe müdahildir:[⁴⁸⁵⁴] [4853] Lafzen: “Ondan ister”. Krş: “Ey insanlık ailesi! Allah’a muhtaç olan sizlersiniz; Allah’a gelince: O kendi kendine yeten sonsuz zenginlik sahibidir” (35:15). [4854] Şe’n, sıra dışı tavır ve eylemleri ifade eder. Bu bağlamdaki en doğru karşılığı; “Mahlukata dair büyük ve sıra dışı muhteşem müdâhale”dir. Eskimez tabirle, “O, her anda bir şandadır”. Bu cümle, Allah’ın müdahil olmadığı bir alan tasavvuruna dayalı her tür seküler yaklaşımı dışlar. Daha kendi bedeninin işleyişine müdahil olamayan, dolaşım, sinir, sindirim, boşaltım, lenf sistemi gibi bir dolu unsurun kendi müdâhalesi dışında işlediği insan, Allah’ın yarattığı varlıklara ve zamana müdâhalesine kafa tutuyorsa, burada ciddi bir kendini bilmezlik ve algı problemi var demektir.— M.İslamoğlu
55:29
30
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٠٣
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?— M.İslamoğlu
55:30
Yükleniyor...
Rahman
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle