حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَـئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪يناًۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٣
Hurrimet aleykumul meytetu veddemu ve lahmul hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihî vel munhanikatu vel mevkûzetu vel mutereddiyetu ven natîhatu ve mâ ekeles sebuu illâ mâ zekkeytum ve mâ zubiha alen nusubi ve en testaksimû bil ezlâm(ezlâmi), zâlikum fisk(fiskun), elyevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevn(vahşevni) el yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni’metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen) fe menidturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
ÖLÜ HAYVAN, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilenler;[⁸⁸⁸] bir de boğulan, dövülerek öldürülen, düşerek ölen, boynuzlanarak öldürülen[⁸⁸⁹] ya da vahşi bir hayvan tarafından parçalanan hayvanlar -henüz canlı iken keserek temizledikleriniz bundan müstesnadır- ve putperestçe semboller[⁸⁹⁰] üzerine kesilenler, ayrıca attığınız zarla geleceğe ilişkin fal bakarak kehanette bulunmak[⁸⁹¹] size haram kılınmıştır.[⁸⁹²] Bütün bunlar birer sapmadır. Bugün, inkâra saplananlar, dininiz(i terk edeceğiniz)den umutlarını tamamen kesmişlerdir: O hâlde, onları gözünüzde büyütüp de saygınlaştırmayın! Yalnız Beni yüce bilip, Bana saygı duyun![⁸⁹³] Bugün dininizi sizin için kemale erdirdim ve size olan nimetimi tamamladım;[⁸⁹⁴] ve sizin için din olarak İslam’ı/Allah’a teslimiyet yolunu benimsedim.[⁸⁹⁵] Günaha gönüllü koşmaksızın kim hayatî bir zaruretten dolayı zorda kalırsa, iyi bilsin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
[888] Hayvan bile olsa can değerlidir ve hayatın sahibi el-Hayy olan Allah’tır. [889] en-Natiha: “Boynuzlanarak ölen hayvan”. Basralılara göre mef’ul olan bir isim fail yapılacaksa, sonuna “isimleştirme te’si” getirilir (mentuh: natîh/a) gibi. Sıfat tamlamalarının, mevsufun hazfi ile gelmesi durumunda da bu kural geçerlidir: lihyetun dehîn/e (yağlı sakal) ve aynun kehîl/e (sürmeli göz) anlamını mevsufu hazfederek ve bir te ekleyerek elde edebiliriz. Kûfelilere göre, Arap’lar feîle kalıbına uygun kelimeleri bir isme sıfat yaptıkları zaman “te”leri düşürürler: aynen kehîlen. Fakat eğer mevsuf hazfedilirse onlar da te’yi şart görürler (Taberî). Râzî en-natîha, el-mevkuze, el-mütereddiye kelimelerinin sonundaki teyi koyunu niteleyen sıfat olarak tarif eder. Ona göre te dişillik alametidir. Burada galibiyet kuralı geçerlidir. Araplar genelde boynuzlanmış koyunu yerlerdi. [890] Nusub (t. nâsıbeh), müşrik Mekke toplumunun üzerinde hayvanları boğazladıkları sunaklar (Râğıb). Bu yalnızca kurban kesmek biçiminde değil, oraya izafe edilen sahte kutsallıktan yararlanmak için hayvan kesimi yapmak biçiminde de gerçekleşiyordu. [891] Lafzen: “çektiğiniz fal oklarıyla kısmet tesbiti yapmak”. Açıktır ki, bu tür bâtıl anlayışlar, insanın irade ve gayretini yok edici bir işlev taşırlar. Aslında yasaklanan geleceğe ilişkin kehanette bulunmaktır. [892] Haram kılınanlarla ilgili âyet için bkz: 6:145; ayrıca 90. âyetin ilgili notlarına bkz. [893] Sûrenin muhtevasına, sahih rivayetlere ve yaygın görüşe göre Kur’an’dan son inen âyet budur (Buhari, Îman 33; Müslim, Tefsir 3-5). [894] İtmam, bir şeyin aslının (cevherinin) tamamlanmasıdır. İkmal, asıl tam olmakla birlikte noksan olan detayının (arazının) tamamlanmasıdır. İnsanlığın değişmez değerlerinin tümü olan İslâm son mesajla hem nitelik hem nicelik olarak kemale ulaşmıştır. Nimet ise, asıl olarak kemale ulaşmış fakat fer olarak çatısı kurulup “siz kemale taşıyın” denilmiştir. Bu da tamamlanmış olan asıldan yola çıkılarak yapılacaktır. Kelâle ve faizle ilgili âyetlerin bu âyetten sonra indiği görüşünü kabul edersek, dinin ikmaliyle dinin esaslarının kastedildiğini düşünmemiz şart olur. [895] Maverdi, bağlamla uyumlu olarak, buradaki “islam”ı isim olarak değil bir vasıf olarak alır. Bu durumda âyette dile gelen hakikat, ilâhî talimatlara tam bir teslimiyetle uymaktır. Meşhur rivayete göre bu âyet, Nebi’nin vefatından 81 gün önce kurban bayramı arefesinde nâzil olmuştur.— M.İslamoğlu