Duha 11 Ayet Mekke · الضحى
93

Duha

Kuşluk Vakti · Mekke
93
Kuşluk Vakti · Mekke
الضحى
11
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالضُّحٰىۙ ١
Ved duhâ.
SABAHIN berrak aydınlığını temsil eden kuşluk vakti şahit olsun,[⁵⁷⁷⁴] [5774] Çevirimiz Kur’an’ın duhâyı akşam’ın mukabili olarak kullanmasına dayanmaktadır (Krş. 79:46). Zımnen: Cahiliyye gecesini sona erdiren vahiy güneşinin ilk sabahı şahit olsun. Yemin vav’ı ile başlayan 16 sûreden biridir. Tümü de Mekkî olan bu sûrelerin başında gelen vav aslen bağlaçtır, yemin mânası aslî değil arızidir. Zâriyât hariç bu sûrelerin hiçbirinde Allah’ın Rab dışındaki herhangi bir sıfatı kullanılmaz. Zira bu âyetler Allah’ın eşyaya müdâhalesi hakkında tereddüt gösteren aklı reddetmektedir. Elbet uksimu bi’d-duhâ ile ve’d-duhâ arasında mâna farkı vardır. Kasem vavı ile başlayan sûrelerin genelinde yemin edilenler gözlemlenebilen ve hissedilebilen fizikî ve maddî şeyler, yeminin cevabında gelenler ise metafizik ve mânevî durumlardır. Yemin edilen şeyler maddî olandan mânevî olana zihnî intikal için bir destek noktası hükmündedir. Bununla da soyut düşünme yeteneği gelişmediği için melek ve cin gibi görünmez varlıkları somutlaştıran ilk muhatapların bu yeteneğini geliştirmek amaçlanmıştır.— M.İslamoğlu
93:1
2
وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ ٢
Vel leyli izâ secâ.
karanlığın dibini bulup sakinleşen gece şahit olsun[⁵⁷⁷⁵] [5775] İkinci vavı hal sayarsak, iki âyeti birlikte şöyle de çevirebiliriz: “Karanlığın sonuna dayandığı bir halde ortaya çıkan ilk sabahın aydınlığı şahit olsun”. Vahyin ilk inmeye başladığı Kadir Gecesi veya vahiy güneşi inmezden önceki cahiliyye gecesi. Bu durumda zımnen şöyle denilmiş olur: Ey muhatab! Eğer vahiyle içinden aydınlanmışsan, gündüz de sana şahittir, gece de.— M.İslamoğlu
93:2
3
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ ٣
Mâ veddeake rabbuke ve mâ kalâ.
ki; Rabbin seni ne terk etti, ne de darıldı.[⁵⁷⁷⁶] [5776] Kalâda ke hitap zamirinin olduğu, fakat fasıla gereği düştüğü görüşü yaygındır (Ferrâ’dan nkl. Râzî). Fakat bu çeviride takip ettiğimiz usule aykırıdır. Zira metne lafız idhalini gerektiren bir zorlamadır. İbarenin önündeki zamir, sonu için de geçerlidir. Nesne malum olduğu için tekrarına gerek duyulmamıştır. Fasıla gözetilseydi sûrenin son kelimesi olan haddisin, habbir (haber ver) olması gerekirdi. Üzerine yemin edilen gündüz ve gecenin yeminin cevabı olan “terk etme” ve “darılma” ile ilişkisi şöyle açıklanabilir: Vahyin bazen kesilip bazen gelmesi gayet doğaldır, tıpkı gündüz ve gecenin doğal oluşu gibi.— M.İslamoğlu
93:3
4
وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىۜ ٤
Ve lel âhıretu hayrun leke minel ûlâ.
Kaldı ki, işin sonu senin için önünden daha hayırlı olacaktır;[⁵⁷⁷⁷] [5777] Eğer âhirete yevm veya dâr ilave edilmeden gelirse, bu takdirde âhiret “gelecek, akibet, sonrası” anlamına gelir ve hem bu dünyayı hem âhireti kapsar. Bu, “Muhammedî davetin geleceği bugününden çok daha parlak olacak” gaybî ihbarını içerir. Zımnen söylenen şudur: Rabbinin seni bırakması ve darılması şöyle dursun, Rabbin sana gelecekte büyük nimetler bahşedecek, tıpkı geçmişte ettiği gibi.— M.İslamoğlu
93:4
5
وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَـرْضٰىۜ ٥
Ve le sevfe yu’tîke rabbuke fe terdâ.
ve zamanı gelince Rabbin sana bahşedecek, sen de (bundan) hoşnut ve memnun olacaksın.— M.İslamoğlu
93:5
6
اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪ـيـماً فَاٰوٰىۖ ٦
E lem yecidke yetîmen fe âvâ.
O seni bir yetim olarak bulup sığınak olmadı mı?[⁵⁷⁷⁸] [5778] Yani: “yetim olarak dünya sahnesine çıkarıp”. 6-8. âyetlerde “yetim olma”, “yolu kaybetme” ve “ihtiyaç” Allah’a nisbet edilmezken, “sığınak olma”, “doğru yola yöneltme” ve “müstağni kılma”nın Allah’a nisbet edilmesinin üzerinde durmak gerekir.— M.İslamoğlu
93:6
7
وَوَجَدَكَ ضَٓالاًّ فَهَدٰىۖ ٧
Ve vecedeke dâllen fe hedâ.
Yine O seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola yöneltmişti.[⁵⁷⁷⁹] [5779] Krş: “Sen bundan önce kitap nedir iman nedir bilmezdin” (42:52). Dalâl lugavî anlamı olan “şaşırmak” mânasınadır (12:8, 26:20; 2:282). Kavminin yanlış yola gittiğini fark etmiş fakat doğru yolun ne olduğunu bilememenin ıstırabıyla şaşırmış bir vaziyette kalakalmıştı.— M.İslamoğlu
93:7
8
وَوَجَدَكَ عَٓائِلاً فَاَغْنٰىۜ ٨
Ve vecedeke âilen fe agnâ.
Seni birilerine yük olmuş olarak bulup,[⁵⁷⁸⁰] muhannete muhtaç olmaktan ve mala tamahtan müstağni kılmıştı.[⁵⁷⁸¹] [5780] Veya: “bakıma muhtaç kalabalık bir ailede bulup”. [5781] Kur’an’ın hiçbir yerinde ğınâ “servet”in anlamdaşı olarak kullanılmaz. Dahası ğınâ, servet sahibi olmadan da var olabilen bir şeydir (2:283). Malın karşıtı olarak da kullanılır (111:2; 69:28; 92:11). Buradaki ğınâ, “istiğna” ve “kanaat” mânasındadır. Yani malın ve servetin varlığını ya da yokluğunu dert edinmemek, ona bağımlı olmamak, ele girmesini ya da elden çıkmasını aşırı önemsememek anlamındadır (Krş: 57: 23). Allah Rasûlü’nün serveti “kelimeler” idi. Bu yüzden Rabbi, onun dünya metaına dönüp bakmasını istemedi (15:87-88). Zira Kur’an; değil dünyayı, âhireti bile alacak bir sermayeydi.— M.İslamoğlu
93:8
9
فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا تَقْهَرْۜ ٩
Fe emmel yetîme fe lâ takher.
Dolayısıyla, asla yetimi ezme![⁵⁷⁸²] [5782] Veya tekhar okuyuşuna göre: “surat asma!” (Krş: 28:77) Tercihimiz kahrın Kur’an’daki kullanımına dayanmaktadır. Allah Rasûlü şöyle buyurdu: “Allah’tan başka kimsesi olmayan hakkında Allah’tan korkun Allah’tan”. “Ben ve yetime kefil olan kimse cennette yan yanayız” (Buhârî).— M.İslamoğlu
93:9
10
وَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا تَنْهَرْۜ ٠١
Ve emmes sâile fe lâ tenher.
Her durumda yardım isteyeni azarlama![⁵⁷⁸³] [5783] Zımnen: Yol göstermeni isteyeni (Krş: Abese sûresi 3-10). Bu ilkenin Kur’an terbiyesindeki yeri, bu âyeti dengeleyen şu âyetle birlikte düşünülmelidir: “insanlardan arsızca istemezler” (2:273).— M.İslamoğlu
93:10
11
وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ١١
Ve emmâ bi ni’meti rabbike fe haddis.
ve her zaman Rabbinin (sonsuz) nimetini dilinden düşürme![⁵⁷⁸⁴] [5784] Bir şeyin dilde olması, hem onun gönülde ve zihinde olmasını gerektirir hem de olduğuna delâlet eder. Tahdîs-i nimet, nimeti yâd etmek, onu dile getirmektir. Bu ise şükrün bir parçasıdır. Buradaki nimet ilk olarak İslâm ve onun son tezahürü olan Kur’an vahyidir: “..ve size olan nimetimi tamamladım” (5:3).— M.İslamoğlu
93:11
Duha
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle