مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ يَهْدِ قَلْبَهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ١١
Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(bi iznillâhi), ve men yu'min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bikulli şey'in alîm(alîmun).
ALLAH’IN izni olmadıkça,[⁵¹³⁵] (insanın) başına hiçbir musibet gelmez;[⁵¹³⁶] ve her kim Allah’a inanıp güvenirse, O onun (akleden) kalbine rehberlik eder:[⁵¹³⁷] zira Allah her şeyi hakkıyla bilendir.[⁵¹³⁸]
[5135] el-İzn, özneye yapacağı eylem için hareket serbestisi tanımak ve bunu “bildirmek” demektir. Emrin aksine iznde muhayyerlik vardır. İzin verilen özne o izni kullanmayabilir. Bu bağlamda, âlemde cari olan sebep-sonuç ilişkilerine delâlet eder. Âlemin nizamı bu ilâhî sünnetle kaimdir. Sonuçları sebeplere bağlamış, sebepleri daha üst sebeplere bağlamıştır. Ancak bu bağ zorunlu değildir. Bunu söylemek, Allah’ı koyduğu yasaların hâkimi değil mahkûmu sanmaktır. O dilerse bu bağı koparıp daha üst bir sebebe bağlar. Dilerse doğrudan müdâhale eder. Hadid 22, musibetlerin sebep-sonuç ilişkisine bağlı olduğunun ifadesidir. Bakara 155-156 bu âyetin beyanıdır. İllâ bi-iznillâhın alternatif ibâreleri şunlar olabilir: illâ bi-meşîetillâh (ancak Allah’ın dilemesiyle), illâ billâh (ancak Allah sayesinde), illâ bi-merdâtillâh (ancak Allah’ın evet demesiyle), illâ bi-kaderillâh (ancak Allah’ın koyduğu yasayla)… İzin, meşîetten ayrıdır. Kulun başına musibetin ancak Allah’ın izniyle gelmesi kulun izin istemesini gerektirir. Kulun izin istemesi ise şu üç yolla olur: 1) İradeyi kullanması: Bu takdirde musibet kulun seçimi olur. 2) İddiada bulunması: iman en büyük iddiadır, ondan iddiasını isbat istenmiştir ve musibete izin verilmiştir. 3) Dua etmesi: icâbetten önce musibete izin verilip sınanmıştır. [5136] Musîbet, başa gelen yarar ve zararın her ikisi için de kullanılır. Bu yüzden Nisâ 79’da hasenenin karşılığı musibet değil seyyiedir. Fakat genelde zarara atıfla kullanılmıştır. [5137] Önce kul iman eder, sonra Allah kalbini yönlendirir. Bu imanda “güven” anlamı mündemiçtir. Vahyin tümünde kalp üzerinde tasarruf Allah’a nisbet edilir. Netice: kulun kalbine Allah rehberlik ederse acıyı bal eyler, musibeti muhabbete katık eder. [5138] O’nun bilgisi mutlaktır. Öğrenmek için değil öğretmek için sınar. Bu âyet, inkâra şartlanmış aklın “Eğer Müslümanların bize bir üstünlüğü olsaydı başlarına musibet gelmezdi” mantığı üzerine nâzil olmuştur (Kurtubî).— M.İslamoğlu