Talak 12 Ayet Medine · الطلاق
65

Talak

Boşanma · Medine
65
Boşanma · Medine
الطلاق
12
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحْصُوا الْعِدَّةَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمْۚ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ لَا تَدْر۪ي لَعَلَّ اللّٰهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذٰلِكَ اَمْراً ١
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ tallaktumun nisâe fe tallikûhunne li iddetihinne ve ahsûl iddeh(iddete), vettekûllâhe rabbekum, lâ tuhricûhunne min buyûtihinne ve lâ yahrucne illâ en ye’tîne bi fâhişetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve tilke hudûdullâh(hudûdullâhi), ve men yeteadde hudûdallâhi fe kad zaleme nefseh(nefsetu), lâ tedrî leallallâhe yuhdısu ba’de zâlike emrâ(emren).
SEN ey Nebî![⁵¹⁴⁸] Kadınlarınızı boşamak (istediğinizde), Allah’a karşı sorumlu olduğunuzu bilin de, onları bekleme sürelerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın.[⁵¹⁴⁹] Onları (içinde yaşadıkları) evlerinden çıkarmayın ve onlar da çıkmasınlar;[⁵¹⁵⁰] tabi ki, ayan açık bir ahlâksızlık[⁵¹⁵¹] yapmaları hali müstesna.[⁵¹⁵²] Bunlar Allah’ın çizdiği sınırlardır: Ve kim Allah’ın çizdiği sınırları aşarsa, artık o kendine zulmetmiş olur; (ve) sen bilemezsin (ey insan), belki de Allah bu (bekleyişin) ardından, birtakım yeni (ve hayırlı) gelişmelere kapı açabilir.[⁵¹⁵³] [5148] Burada hitap tekil olduğu halde arkadan gelen cümleler çoğuldur. Dolayısıyla Allah Rasûlü üzerinden tüm mü’minlere hitap edilmektedir. Âyette zımnî bir “de ki” vardır. [5149] Aksi halde ya hamileyi eş adayı ilan ederek neslin karışmasına, ya da boşanmış kadını gereksiz yere engelleyerek mağduriyetine neden olursunuz. Talak üç türdür: 1) Kur’an’ın önerdiği en güzel boşama (ahsen talak): Bu tek talakla boşamadır. Süre tamamlandıktan sonra bu evlilik geri dönüşü mümkün olarak biter. Ancak geri dönüş için boşanan eşin rızası şarttır. Kadının iradesi eline verilmiştir. 2) Hasen talak: Kur’an’da tarifi yapılan türde üç aya yayılmış üç ayrı boşamadır. Eğer süreç bitmeden dönülmüşse, dönüldüğü yere kadar infaz edilen talak hakkı kullanılmış olur, geriye kalan hak baki kalır. Eğer süreç tamamlanırsa, geri dönüşü samimi ve istismardan uzak bir yeniden evlilik gerçekleştirmeden mümkün değildir. 3) Haram talak: Üç çeşittir a) Hayızlı iken boşamaktır ki, Allah Rasûlü eşini böyle boşayan Abdullah b. Ömer’e eşine dönmesini söylemiştir. b) Temizlik müddetinde fakat birlikte olduktan sonra boşamadır: bu da kadına zulüm olduğu ve neslin karışmasına neden olacağı için yasaktır. c) Üç talakı bir talakta vermektir: Bu da haramdır. Bir şey hem haram olup hem geçerli olamaz. Allah Rasûlü buna izin vermemiş, eşini böyle boşayan Abdu Yezid isimli bir sahabiye eşine dönmesini emretmiştir (Ebu Dâvud, Talak 10; başka bir örnek için bkz: İbn Hanbel I, 265). Bu âyet “en güzel boşama” olan, tek talakı iddetin takip ettiği boşamayı ifade eder. Bu durumda Bakara 229 normal boşamayı değil vazgeçilebilir boşamanın sınırını ifade eder. [5150] Veya: “çıkmazlar”. Kelime hem nehy-i gaib, hem nefy-i istikbal olarak okunabilir. [5151] Belirli olarak gelen tüm el-fâhişelerin zina veya iffetsizliğe, belirsiz olarak gelenlerinse ma‘siyyete delâlet ettiği görüşüne dayanarak (İbn Atıyye). [5152] İstisna cümlesi, “Ama bu tür bir davranışta bulunmuşsa çıkarabilirsiniz” mânasına da, “Eğer boşayınca fuhşa sürükleneceklerse boşamaktan vazgeçin” mânasına da gelebilir. [5153] Boşanmanın zamana yayılmasının ve iddetin teşri kılınmasının hikmetine dair bir ifade. Ailenin dağılmaması için tüm seçenekleri kullanmak ve umudu sonuna kadar diri tutmak. Her an hayata müdahil olan Allah’ın yardımıyla, zaman unsurunu bir fırsata dönüştürmek. Zira boşama, Rasulullah’ın ifadesiyle “Allah’ın kullanılmasından hiç hoşnut olmadığı bir izindir” (Ebu Dâvud).— M.İslamoğlu
65:1
2
فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَاَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَاَق۪يمُوا الشَّهَادَةَ لِلّٰهِۜ ذٰلِكُمْ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجاًۙ ٢
Fe izâ belagne ecelehunne fe emsikûhunne bi ma’rûfin evfârikûhunne bi ma’rûfin ve eşhidû zevey adlin minkum ve ekîmûş şehâdete lillâh(lillâhi), zâlikum yûazu bihî men kâne yû’minu billâhi vel yevmil âhir(âhiri), ve men yettekıllâhe yec’al lehu mahrecâ(mahrecen).
İmdi, sürelerinin sonuna yaklaştıklarında ya onları meşru bir biçimde tutun, ya da meşru bir biçimde ayırın; ve siz(in toplumunuz)dan adaletli iki kişiyi de şahit olarak bulundurun;[⁵¹⁵⁴] ve (hepiniz) şahitliği Allah için dürüstçe yapın! Bakın, bütün bunlar, Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman edenlere verilen bir öğüttür. Ve her kim Allah’a karşı sorumlu olduğunu bilirse, O onun için bir kapı aralar [5154] Zımnen: Tarafların haklarının zayi olmaması için hukuki bir bağlayıcılığa kavuşturun. Şahidi olmayan talak mağdur doğuracağı için ilâhî emre aykırıdır. Bazıları Bakara 282’deki ticaret şahitliğiyle kıyaslayarak vacip olmadığı sonucuna varmışlardır. Oysa nikâh akdiyle alım-satım akdi arasında insan ile mal arasındaki fark kadar fark vardır. “Şahit bulundurun” emrinin “boşama” ile mi, yoksa hemen önündeki cümlede yer alan “ayırın” ya da “tutun” ile mi alâkalı olduğu tartışılmıştır. “Tutmak” ya da “ayırmak” boşanma işleminin doğal bir uzantısı olduğu için buradaki şahitlik her halükârda boşanmayla ilgilidir. Doğaldır ki, şahitler huzurunda akdedilen nikâha yine şahitler huzurunda son verilmesi istenmektedir. Aksi halde birtakım mahzurlar ve mağduriyetler doğabilir.— M.İslamoğlu
65:2
3
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً ٣
Ve yerzukhu min haysu lâ yahtesib(yahtesibu), ve men yetevekkel alâllâhi fe huve hasbuh(hasbuhu), innallâhe bâligu emrih(emrihî), kad cealallâhu li kulli şey’in kadrâ(kadren).
ve hiç beklemediği yerden onu rızıklandırır; ve her kim Allah’a güvenirse, artık O ona yeter: Şüphesiz Allah emrini gayesine erdirendir;[⁵¹⁵⁵] doğrusu Allah her bir şey için bir ölçü/kader koymuştur. [5155] Veya bâliğun emruhu okuyuşuna dayanarak: “Allah’ın emri hedefini bulur.”— M.İslamoğlu
65:3
4
وَالّٰٓئ۪ يَـئِسْنَ مِنَ الْمَح۪يضِ مِنْ نِسَٓائِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلٰثَةُ اَشْهُرٍۙ وَالّٰٓئ۪ لَمْ يَحِضْنَۜ وَاُو۬لَاتُ الْاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِه۪ يُسْراً ٤
Vellâî yeisne minel mahîdı min nisâikum inirtebtum fe iddetuhunne selâsetu eşhurin vellâî lem yahıdn(yahıdne), ve ulâtul ahmâli eceluhunne en yada’ne hamlehunn(hamlehunne), ve men yettekıllâhe yec’al lehu min emrihî yusrâ(yusren).
Ve ay halinden tamamen kesilen kadınlarınız konusunda kuşkuya düşerseniz;[⁵¹⁵⁶] bilin ki onların bekleme süresi üç aydır;[⁵¹⁵⁷] hiç ay hali görmeyenlerin durumu da öyledir;[⁵¹⁵⁸] hamile olanların iddeti ise doğum yapıncaya kadardır.[⁵¹⁵⁹] Ve her kim Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa, O ona buyruğunu kolay kılar:[⁵¹⁶⁰] [5156] İki anlama da açıktır: “Ay halinden kesilip kesilmedikleri konusunda”; veya “iddet süreleri konusunda kuşkuya düşerseniz”. [5157] İbn Abbas Bakara 234’teki kocası ölen kadının iddeti olan 4 ay 10 günü esas alarak iki süreden uzun olanının kastedildiğini söylemiş, fakat Ümmü Seleme bunu reddetmiştir. [5158] Hem hayız görmeye başlamadan öncesini (ki yaş sınırı 17’dir), hem de bir anomali olarak hiç hayız görmeyeni kapsar. [5159] Subey’a el-Eslemî örnek olayı bunun nüzul ortamındaki karşılığıdır. [5160] 3. âyette ve burada yer alan emrihî (O’nun emri), ilâhî yasalar âlemine işaret sayılabilir. Psikolojinin yasaları da emir âlemindendir. Allah bu yasalar aracılığıyla kalpleri çevirip, zoru kolaylaştırabilir. Nihayetinde kalpler Allah’ın elindedir. Kula düşen sorumlu davranmaktır.— M.İslamoğlu
65:4
5
ذٰلِكَ اَمْرُ اللّٰهِ اَنْزَلَهُٓ اِلَيْكُمْۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِه۪ وَيُعْظِمْ لَـهُٓ اَجْراً ٥
Zâlike emrullâhi enzelehû ileykum, ve men yettekıllâhe yukeffir anhu seyyiâtihî ve yu’zım lehû ecrâ(ecren).
İşte bu Allah’ın size indirmiş olduğu buyruğudur; kim Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa, (Allah) onun günahlarını örter ve ona muazzam bir ödül verir.— M.İslamoğlu
65:5
6
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ ٦
Eskinû hunne min haysu sekentum min vucdikum ve lâ tudârrûhunne li tudayyikû aleyhinn(aleyhinne), ve in kunne ulâti hamlin fe enfikû aleyhinne hattâ yeda’ne hamle hunn(hunne), fe in erda’ne lekum fe âtûhunne ucûre hunn(hunne), ve’temirû beynekum bi ma’rûf(ma’rûfin), ve in teâsertum fe se turdıu lehû uhrâ.
(İddet bekleyen kadınlarınızı), imkânlarınız nisbetinde barındığınız şartlara[⁵¹⁶¹] uygun olarak barındırın; onlar üzerinde baskı kurup hayatlarını çekilmez hale getirmeyin; eğer hamileyseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını üstlenin; eğer (çocuğunuzu) sizin hesabınıza emzirirlerse, onlara hak ettikleri karşılığı verin ve (çocuğun geleceğini) kendi aranızda ortak değerler çerçevesinde istişare edin;[⁵¹⁶²] eğer (emzirme konusunda) karşılıklı zorlanırsanız, bu takdirde (baba) hesabına bir başkası emzirecektir.[⁵¹⁶³] [5161] Lafzen: “yerde”. Min haysu’nun bu bağlamdaki vurgusuna dayanarak. [5162] Lafzen: “birbirinize ma’rufu emredin!” Maruf: Aklen mümkin, şer’an meşru, kalben tatminkâr, örfen münasip olandır. [5163] Ayrıntılarla örülü bu âyet muhatabın dikkatini bir hususa çeker: Boşanmış eşler ve özellikle baba, müşterek meyveleri olan bebeğe karşı sorumludur. Annenin hamilelikle yaptığı fedakârlığa, baba doğum sonrasının külfetini üstlenerek katılmalıdır. Bebeğin hayatını idame ettirmek için, “ortak akıl” (ma’ruf) etrafında herkes üstüne düşeni yapmalıdır.— M.İslamoğlu
65:6
7
لِيُنْفِقْ ذُوسَعَةٍ مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْراً۟ ٧
Li yunfık zû seatin min seatih(seatihî), ve men kudire aleyhi rızkuhu fel yunfik mimmâ âtâhullâh(âtâhullâhu), lâ yukellifullâhu nefsen illâ mâ âtâhâ, seyec’alullâhu ba’de usrin yusrâ(yusren).
(Neticede) imkânı olanlar, imkânları nisbetinde harcama yapsın; maddî imkânı dar olanlar da Allah’ın kendisine verdiği kadar harcama yapsın: Allah hiç kimseye verdiği imkândan fazlasını yüklemez; (belki de) Allah, bir zorluktan sonra bir kolaylık ihsan edecektir.[⁵¹⁶⁴] [5164] İnşirah 5-6’da me‘a ile gelen ‘usr ve yusr burada ba‘de ile gelir. İkisi arasında bunun dışında da farklar vardır: 1) İnşirah’ta isim cümlesi burada ise fiil cümlesidir. Üstelik zati-cevheri değil, fiili-arazi müdâhaleye delâlet eden yec‘alu ile, muzari olarak ve başında da gelecek edatıyla (sin) yer alır. 2) İnşirah’ta inne…ve inne ile ikişer kez ve tekitli, burada birer kez ve tekitsiz gelir. 3) İnşirah’ta ‘usr belirli yusr belirsiz, burada ikisi de belirsizdir. Sonuç: İnşirah’taki Allah’ın zâtından eşyanın cevherine yönelik her zaman, mekân ve durumda geçerli, sabit ve değişmez bir müjde, buradaki ise Allah’ın fiilinden eşyanın arazına yönelik olaylarla sınırlı lokal bir müjdedir.— M.İslamoğlu
65:7
8
وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِه۪ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَاباً شَد۪يداً وَعَذَّبْنَاهَا عَذَاباً نُكْراً ٨
Ve keeyyin min karyetin atet an emri rabbihâ ve rusulihî fe hâsebnâhâ hisâben şedîden ve azzebnâhâ azâben nukrâ(nukren).
İMDİ, Rablerinin ve O’nun elçilerinin emrini dinlemeyen nice topluluklar gelip geçmiştir;[⁵¹⁶⁵] sonunda Biz hepsiyle pek çetin bir biçimde hesaplaşmış, eşi görülmemiş bir azaba çarptırmışızdır: [5165] Bir önceki pasajda konulan ilâhî sınırları çiğneyecek olanlar, geçmişte yaşanan ibretli örnekler üzerinden uyarılıyor.— M.İslamoğlu
65:8
9
فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْراً ٩
Fe zâkat ve bâle emrihâ ve kâne âkıbetu emrihâ husrâ(husren).
Nihayet yaptıklarının vebalini tatmışlar, işledikleri şeyler sonucunda yıkıma uğramışlardır.— M.İslamoğlu
65:9
10
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَاباً شَد۪يداً فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْراًۙ ٠١
E addallâhu lehum azâben şedîden fettekûllâhe yâ ulîl elbâb(elbâbi), ellezîne âmenû, kad enzelallâhu ileykum zikrâ(zikren).
(Dahası) Allah onlar için (âhirette) çetin bir azap hazırlamıştır. Şu halde ey aktif akıl sahipleri![⁵¹⁶⁶] Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! (Ey bu vahye) iman edenler: siz de!.. Zira Allah size uyarıcı bir mesaj indirmiş; [5166] Uli’l-elbâb için bkz: 2:243, not 444.— M.İslamoğlu
65:10
11
رَسُولاً يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحاً يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقاً ١١
Resûlen yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtin li yuhricellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve men yû'min billâhi ve ya'mel sâlihan yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), kad ahsenallâhu lehu rızkâ(rızkan).
iman eden ve ıslah edici iyiliklerde bulunanları[⁵¹⁶⁷] (küfrün) karanlıklarından (imanın) aydınlığına çıkarmak için, Allah’ın apaçık âyetlerini size okuyan bir elçi göndermiştir. Her kim Allah’a inanır ve ıslah edici iyilikler yaparsa, içinde ebedî kalmak üzere (Allah) onu zemininden ırmaklar akan cennetlere koyar: böylece Allah ona tarifsiz güzellikte bir rızık vermiş olur. [5167] ‘Amilu’s-sâlihâtı çevirimiz için ilk geçtiği 103:3’ün ilgili notuna bkz (Krş: 2:25, not 31).— M.İslamoğlu
65:11
12
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً ٢١
Allâhullezî halaka seb'a semâvâtin ve minel ardı mislehunn(mislehunne), yetenezzelul emru beynehunne li ta'lemû ennallâhe alâ kulli şey'in kadîrun ve ennallâhe kad ehâta bi kulli şey'in ilmâ(ilmen).
ALLAH, yedi kat gökleri ve yerden de bir o kadarını yaratandır.[⁵¹⁶⁸] O’nun (yaratıcı) iradesi, bu ikisi arasında her an yenilenerek sürekli tecelli eder ki, Allah’ın her şeye muktedir olduğunu ve her şeyi akıl sır ermez bir ilimle kuşattığını kavrayasınız. [5168] Veya mini beyaniyye sayarak: “benzer bir biçimde de yeri”; veya teb’îdiyye sayarak “yerden de onların bir benzerini yaratmaya başladı”. Esasen her ‘semâ’, bir ‘arz’ın çevresindeki boşluktur. Mislehunne, Kur’an’da yer ve göğün yaratılışından bahseden sayısız âyet arasında sadece burada geçer. Yerin çokluğuna (ardın, aradûn çoğulu yerine kullanılışıyla ilgili bkz: İtkân II, 299), veya çok katmanlılığına ya da kıtalarına delâlet edebileceği gibi, göklerin yaratılışına benzer bir süreçte yaratıldığına da delâlet eder. Bizce mislehunne “ona benzer başka dünyalar” anlamına gelebilir. Eğer bu sonuç isabetliyse, dünya dışı dünyaların varlığına delâlet eder. Âyetin devamında Allah’ın sonsuz kudretine ve akıl sır ermez bilgisine atıf yapılması bunu destekler mahiyettedir.— M.İslamoğlu
65:12
Talak
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle