وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۙ وَيَتَّخِذَهَا هُزُواًۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ٦
Ve minen nâsi men yeşterî lehvel hadîsi li yudılle an sebîlillâhi bi gayri ilmin ve yettehızehâ huzuvâ(huzuven), ulâike lehum azâbun muhîn(muhînun).
Ama insanlardan öyleleri vardır ki, (başkalarını) Allah yolundan bilgisizce saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (ilâhî mesajlar üzerinde) hadis oyunu oynamaya kalkışırlar:[³⁶³⁴] işte onlar onur kırıcı bir terk edilmişliğe[³⁶³⁵] mahkûm olacaklar.[³⁶³⁶]
[3634] Lehve’l-hadîs, “söz/hadis oyunu” demektir. Muhatabı yanıltma ve Kur’ani hakikatlerden saptırma amacı taşıyan her söz lehve’l-hadîs kapsamına girer. Bu tamlama, yalnız burada geçer (Lehv için bkz: 102:1, not 1). Zımnen: İnsanların bilgi açlığını kelime oyunları, laf cambazlıkları ya da keyif ve eğlence verici sözlerle bastırmaya kalkarak sözü bir uyuşturucu gibi kullanırlar. Kur’an’a yeni bir âyet ilave edemeyenlerin, “hadis” adı altında Allah Rasûlü’ne isnatla uydurdukları sözler de bu âyetin kapsamına girer. Bu durumda Kur’an’ın “hadis oyunu” (lehve’l-hadis) ifadesi, mucizevî bir ihbar hüviyeti kazanır. Kur’an, içine indiği toplumun aklını “karanlık” ilan etmiş ve kendi hedefini “karanlıklardan aydınlığa çıkarmak” olarak belirlemiştir. Cahiliyye Arap geleneğini oluşturan bir çok inanç ve kültür, Kur’an’ın “karanlık” ilan ettiği aklın ürünüydü. Lehve’l-hadîs, Kur’an vahyi ile saf dışı bırakılan geleneksel cahiliyye itikadını İslam kültürüne dahil etme yönteminin de adı oldu. Kur’an’a açıktan itiraz edemeyenler, itirazlarını lehve’l-hadîs üzerinden yaptılar ve onu Kur’an’ın ortağı ilan ettiler. Bu “hadis oyunu”ndan en büyük zararı, Allah Rasûlü’nün mubarek ağzından dökülen ve asla sünnetullah ve Kur’an ile çelişmesi düşünülemeyecek olan gerçek ‘hadisler’ ve Kur’an’ın “örnek” gösterdiği davranışlar gördü. [3635] ‘Azab “terk ve mahrumiyet” mânasındaki ‘azbden türetilmiştir (68:33, not 29). Kıyamette Allah tarafından terk edilmekle ilgili bkz: 2:174 ve 3:77). İbn Teymiyye ‘azabun muhîn ile kâfir ve münafıkların, ‘azâbun azîm ile cehennemden en sonunda çıkacak olanların azabının ifade edildiğini söyler (es-Sârimu’l-Meslûl, Beyrut, 1414, s. 58). [3636] İbn İshak bu âyetin hakkında nâzil olduğunu söylediği müşrik ordusunun sancaktarı Nadr b. Haris’i, “Kureyş’in şeytanlarından biri” diye niteler. Pers imparatorluk başkenti Hire’de öğrendiği efsane, şarkı ve çalgı eşliğinde sefahat ve âlem yapıyordu. Peygamberî davete karşı insanların ilgisini başka tarafa yönlendirmek için iki şarkıcı kadın satın almıştı. “Allah’ın indirdiğine benzer şeyleri ben de indirebilirim” (6:93) diyecek kadar küstahlaşan biriydi. Allah Rasûlü genel tutumunun istisnası olarak, onun Bedir’de esir düştükten sonra öldürülmesine izin vermiştir. Allah Rasûlü’nün bu tasarrufunu, bu olaydan sonra indiği kesin olan “küfrün önderleri” ile ilgili ilâhî talimat (9:12) kapsamında değerlendirmek mümkündür.— M.İslamoğlu