Beyyine 8 Ayet 30. Cüz البينة
98

Beyyine

— Kanıt
8 Ayet 30. Cüz
البينة
98
Beyyine
8 Ayet
البينة
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
لَمْ يَكُنِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ مُنْفَكّ۪ينَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ ١
Lem yekunillizîne keferû min ehlil kitâbi vel muşrikîne munfekkîne hattâ te’tiye humul beyyineh(beyyinetu).
1,2,3. Kitap ehlinden¹ ve müşriklerden² olan kâfirler,³ kendilerine açık delil olarak, Allah tarafından gönderilen ve içerisinde en doğru hükümler bulunan, tertemiz sahifeleri okuyan bir Peygamber gelinceye kadar, (diğer kâfirlerden) ayırt edilecek değillerdi.⁴ 1 Ehl-i Kitap: Kendilerine peygamberler vasıtasıyla kitap gönderilen geçmiş ümmetler demektir. Peygamber Efendimizin yaşadığı dönemde ve Arap yarımadasında “ehl-i kitap”tan anlaşılan, o bölgede yaşayan “Yahudiler ve Hıristiyanlar” idi. Bu sebeple de Kur’an kimin kastedildiğinin anlaşılması için bu Yahudi ve Hıristiyan toplumlarından önceleri ehl-i kitap olarak bahsetmiştir. Ancak daha sonra gelen ayetlerle bunların içerisinden bir kısım özellikleri taşıyanların ehl-i kitap sayılmayıp kâfir oldukları açıkça beyan edilmiştir. Kur’an’a göre Allah’a inanıp kendilerine gönderilen peygamberlere, peygamber olarak îman edenler, gerçek ehl-i kitaptır. Aslında Allah, Yahudilik ve Hıristiyanlık adı altında bir din göndermemiştir. Zira Allah’ın peygamberleri ile gönderdiği dinlerin genel adı, Kur’an’a göre “İslâm Dini”dir. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise daha sonra insanların keyiflerine göre tanımladıkları dinlerin adıdır. Yahudiler ve Hıristiyanlar aşağıdaki sebeplerden dolayı ehl-i kitaplıktan ayrılmışlardır. 1- Yahudiler, Üzeyr’i, (Tevbe: 30) Hıristiyanlar da Hz İsa (a.s.)’ı Allah’ın oğlu, (Maide 17) olarak kabul etmişler ve böylece kâfir olmuşlardır. 2- Hıristiyanlar, Allah’ın dışında ayrıca hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i kendilerine Rabler edinerek kâfir olmuşlardır. (Tevbe: 31) 3- Yahudiler ve Hıristiyanlar Allah’a oğullar isnat ederek şirk koşmuşlardır. (Beyyine: 1-3) 4- Yahûdîler: “Allah, insanlara hiçbir şey göndermemiştir” diyerek, Allah’ı lâyıkıyla tam olarak tanımlayamayarak ve gerçek Tevrat’ı basit kâğıt parçalarına dönüştürerek, kendi kitaplarını dahi inkâr etmişlerdir. (Maide: 91) 5- Hıristiyanlar, “Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih”tir diyerek de kesinlikle kâfir olmuşlardır. (Maide: 17) Bazıları “Gerek kitap ehlinden, gerekse müşriklerden olan kâfirler, Rabbinizden size herhangi bir hayır indirilmesini asla arzu etmezler. Hâlbuki Allah, Rahmetini dilediğine tahsis eder. Çünkü Allah, çok büyük lütuf sahibidir.” (Bakara 105) ayetini delil gibi göstererek, “Yahudi ve Hristiyanların bazen şirke düşseler de şirki hayat tarzı haline getirmediklerini” söyleyerek ehl-i kitap yağcılığı yapsalar da bu ve benzeri birçok ayete göre “ehl-i kitap olduğu söylenen” Yahudi ve Hristiyanlar tam bir kâfir ve müşriktir. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Nisa: 59, 162 ve dipnotları) 2 Müşrik: Kur’an’da iki manada kullanılır ki biri zahirî, diğeri hakikîdir. Zahirî müşrik, açıktan açığa Allah’a eş koşan ve birden fazla ilaha inananlardır. Buna göre Ehl-i Kitab’a müşrik denmez. Hakikî müşrik de hakikaten tevhide ve İslam’a iman etmeyen gayr-i müslimler’dir. Bu manaya göre Ehl-i Kitab olan Yahudi ve Hıristiyanlar dahi müşriktirler. Zira bunlar zahiren tevhit iddialarına rağmen hakikatte Allah’a çocuk isnat ederler. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Bakara: 221, Tevbe: 28 ve dipnotları) 3 Burada kastedilen kâfirler, öncelikle ehl-i kitaptan olduklarını iddiâ edip de Allah’a çocuk isnat edenlerdir. Bunlar, Kur’an’a ve Rasûlullah’a îman etmedikleri müddetçe kâfirdirler ve bunlar hakkında kâfirlere uygulanan hükümler uygulanır. Bk. (Bakara: 105, Mâide: 72, 73, Tevbe: 30, Ankebut: 46, Haşr: 2, 11, Beyyine: 1, 6) 4 Bunlar işte o “oku” diye okunması emrolunan Kur’ân sayfaları ve Kur’ân sûreleridir. O kâfirler, böyle temiz sayfalar okuyacak bir Allah Rasulü gelinceye kadar bulundukları hâl ve vaziyetten, din ve inançtan ayrılacak değillerdi. Öyle bir “beyyine” gelmedikçe tamamen hak ve tevhit dinini bilip de yerleşecek ve hallerini değiştirecek bir durumda bulunmuyorlardı ve bunda özürlü olabilirlerdi. Çünkü “Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra: 15) âyeti bunu bildirmektedir. Fakat öyle bir beyyine, bir Allah Rasulü geldikten sonra küfre sapıp da eski hallerinden ayrılmamakta ısrar etmelerine hiç bir sebep ve mazeret olamazdı. Yani, onların foyaları, Hz. Peygamber ve Kur’an gelince ortaya çıktı. Zîrâ onlar, daha önce en doğru kimselerin kendileri olduğunu, söyleyerek halkı kandırıyorlardı. (Elmalılı)— M. Türk
98:1
2
رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفاً مُطَهَّرَةًۙ ٢
Resûlun minallâhi yetlû suhufen mutahharah(mutahhareten).
1,2,3. Kitap ehlinden¹ ve müşriklerden² olan kâfirler,³ kendilerine açık delil olarak, Allah tarafından gönderilen ve içerisinde en doğru hükümler bulunan, tertemiz sahifeleri okuyan bir Peygamber gelinceye kadar, (diğer kâfirlerden) ayırt edilecek değillerdi.⁴ 1 Ehl-i Kitap: Kendilerine peygamberler vasıtasıyla kitap gönderilen geçmiş ümmetler demektir. Peygamber Efendimizin yaşadığı dönemde ve Arap yarımadasında “ehl-i kitap”tan anlaşılan, o bölgede yaşayan “Yahudiler ve Hıristiyanlar” idi. Bu sebeple de Kur’an kimin kastedildiğinin anlaşılması için bu Yahudi ve Hıristiyan toplumlarından önceleri ehl-i kitap olarak bahsetmiştir. Ancak daha sonra gelen ayetlerle bunların içerisinden bir kısım özellikleri taşıyanların ehl-i kitap sayılmayıp kâfir oldukları açıkça beyan edilmiştir. Kur’an’a göre Allah’a inanıp kendilerine gönderilen peygamberlere, peygamber olarak îman edenler, gerçek ehl-i kitaptır. Aslında Allah, Yahudilik ve Hıristiyanlık adı altında bir din göndermemiştir. Zira Allah’ın peygamberleri ile gönderdiği dinlerin genel adı, Kur’an’a göre “İslâm Dini”dir. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise daha sonra insanların keyiflerine göre tanımladıkları dinlerin adıdır. Yahudiler ve Hıristiyanlar aşağıdaki sebeplerden dolayı ehl-i kitaplıktan ayrılmışlardır. 1- Yahudiler, Üzeyr’i, (Tevbe: 30) Hıristiyanlar da Hz İsa (a.s.)’ı Allah’ın oğlu, (Maide 17) olarak kabul etmişler ve böylece kâfir olmuşlardır. 2- Hıristiyanlar, Allah’ın dışında ayrıca hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i kendilerine Rabler edinerek kâfir olmuşlardır. (Tevbe: 31) 3- Yahudiler ve Hıristiyanlar Allah’a oğullar isnat ederek şirk koşmuşlardır. (Beyyine: 1-3) 4- Yahûdîler: “Allah, insanlara hiçbir şey göndermemiştir” diyerek, Allah’ı lâyıkıyla tam olarak tanımlayamayarak ve gerçek Tevrat’ı basit kâğıt parçalarına dönüştürerek, kendi kitaplarını dahi inkâr etmişlerdir. (Maide: 91) 5- Hıristiyanlar, “Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih”tir diyerek de kesinlikle kâfir olmuşlardır. (Maide: 17) Bazıları “Gerek kitap ehlinden, gerekse müşriklerden olan kâfirler, Rabbinizden size herhangi bir hayır indirilmesini asla arzu etmezler. Hâlbuki Allah, Rahmetini dilediğine tahsis eder. Çünkü Allah, çok büyük lütuf sahibidir.” (Bakara 105) ayetini delil gibi göstererek, “Yahudi ve Hristiyanların bazen şirke düşseler de şirki hayat tarzı haline getirmediklerini” söyleyerek ehl-i kitap yağcılığı yapsalar da bu ve benzeri birçok ayete göre “ehl-i kitap olduğu söylenen” Yahudi ve Hristiyanlar tam bir kâfir ve müşriktir. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Nisa: 59, 162 ve dipnotları) 2 Müşrik: Kur’an’da iki manada kullanılır ki biri zahirî, diğeri hakikîdir. Zahirî müşrik, açıktan açığa Allah’a eş koşan ve birden fazla ilaha inananlardır. Buna göre Ehl-i Kitab’a müşrik denmez. Hakikî müşrik de hakikaten tevhide ve İslam’a iman etmeyen gayr-i müslimler’dir. Bu manaya göre Ehl-i Kitab olan Yahudi ve Hıristiyanlar dahi müşriktirler. Zira bunlar zahiren tevhit iddialarına rağmen hakikatte Allah’a çocuk isnat ederler. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Bakara: 221, Tevbe: 28 ve dipnotları) 3 Burada kastedilen kâfirler, öncelikle ehl-i kitaptan olduklarını iddiâ edip de Allah’a çocuk isnat edenlerdir. Bunlar, Kur’an’a ve Rasûlullah’a îman etmedikleri müddetçe kâfirdirler ve bunlar hakkında kâfirlere uygulanan hükümler uygulanır. Bk. (Bakara: 105, Mâide: 72, 73, Tevbe: 30, Ankebut: 46, Haşr: 2, 11, Beyyine: 1, 6) 4 Bunlar işte o “oku” diye okunması emrolunan Kur’ân sayfaları ve Kur’ân sûreleridir. O kâfirler, böyle temiz sayfalar okuyacak bir Allah Rasulü gelinceye kadar bulundukları hâl ve vaziyetten, din ve inançtan ayrılacak değillerdi. Öyle bir “beyyine” gelmedikçe tamamen hak ve tevhit dinini bilip de yerleşecek ve hallerini değiştirecek bir durumda bulunmuyorlardı ve bunda özürlü olabilirlerdi. Çünkü “Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra: 15) âyeti bunu bildirmektedir. Fakat öyle bir beyyine, bir Allah Rasulü geldikten sonra küfre sapıp da eski hallerinden ayrılmamakta ısrar etmelerine hiç bir sebep ve mazeret olamazdı. Yani, onların foyaları, Hz. Peygamber ve Kur’an gelince ortaya çıktı. Zîrâ onlar, daha önce en doğru kimselerin kendileri olduğunu, söyleyerek halkı kandırıyorlardı. (Elmalılı)— M. Türk
98:2
3
ف۪يهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌۜ ٣
Fîhâ kutubun kayyimeh(kayyimetun).
1,2,3. Kitap ehlinden¹ ve müşriklerden² olan kâfirler,³ kendilerine açık delil olarak, Allah tarafından gönderilen ve içerisinde en doğru hükümler bulunan, tertemiz sahifeleri okuyan bir Peygamber gelinceye kadar, (diğer kâfirlerden) ayırt edilecek değillerdi.⁴ 1 Ehl-i Kitap: Kendilerine peygamberler vasıtasıyla kitap gönderilen geçmiş ümmetler demektir. Peygamber Efendimizin yaşadığı dönemde ve Arap yarımadasında “ehl-i kitap”tan anlaşılan, o bölgede yaşayan “Yahudiler ve Hıristiyanlar” idi. Bu sebeple de Kur’an kimin kastedildiğinin anlaşılması için bu Yahudi ve Hıristiyan toplumlarından önceleri ehl-i kitap olarak bahsetmiştir. Ancak daha sonra gelen ayetlerle bunların içerisinden bir kısım özellikleri taşıyanların ehl-i kitap sayılmayıp kâfir oldukları açıkça beyan edilmiştir. Kur’an’a göre Allah’a inanıp kendilerine gönderilen peygamberlere, peygamber olarak îman edenler, gerçek ehl-i kitaptır. Aslında Allah, Yahudilik ve Hıristiyanlık adı altında bir din göndermemiştir. Zira Allah’ın peygamberleri ile gönderdiği dinlerin genel adı, Kur’an’a göre “İslâm Dini”dir. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise daha sonra insanların keyiflerine göre tanımladıkları dinlerin adıdır. Yahudiler ve Hıristiyanlar aşağıdaki sebeplerden dolayı ehl-i kitaplıktan ayrılmışlardır. 1- Yahudiler, Üzeyr’i, (Tevbe: 30) Hıristiyanlar da Hz İsa (a.s.)’ı Allah’ın oğlu, (Maide 17) olarak kabul etmişler ve böylece kâfir olmuşlardır. 2- Hıristiyanlar, Allah’ın dışında ayrıca hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i kendilerine Rabler edinerek kâfir olmuşlardır. (Tevbe: 31) 3- Yahudiler ve Hıristiyanlar Allah’a oğullar isnat ederek şirk koşmuşlardır. (Beyyine: 1-3) 4- Yahûdîler: “Allah, insanlara hiçbir şey göndermemiştir” diyerek, Allah’ı lâyıkıyla tam olarak tanımlayamayarak ve gerçek Tevrat’ı basit kâğıt parçalarına dönüştürerek, kendi kitaplarını dahi inkâr etmişlerdir. (Maide: 91) 5- Hıristiyanlar, “Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih”tir diyerek de kesinlikle kâfir olmuşlardır. (Maide: 17) Bazıları “Gerek kitap ehlinden, gerekse müşriklerden olan kâfirler, Rabbinizden size herhangi bir hayır indirilmesini asla arzu etmezler. Hâlbuki Allah, Rahmetini dilediğine tahsis eder. Çünkü Allah, çok büyük lütuf sahibidir.” (Bakara 105) ayetini delil gibi göstererek, “Yahudi ve Hristiyanların bazen şirke düşseler de şirki hayat tarzı haline getirmediklerini” söyleyerek ehl-i kitap yağcılığı yapsalar da bu ve benzeri birçok ayete göre “ehl-i kitap olduğu söylenen” Yahudi ve Hristiyanlar tam bir kâfir ve müşriktir. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Nisa: 59, 162 ve dipnotları) 2 Müşrik: Kur’an’da iki manada kullanılır ki biri zahirî, diğeri hakikîdir. Zahirî müşrik, açıktan açığa Allah’a eş koşan ve birden fazla ilaha inananlardır. Buna göre Ehl-i Kitab’a müşrik denmez. Hakikî müşrik de hakikaten tevhide ve İslam’a iman etmeyen gayr-i müslimler’dir. Bu manaya göre Ehl-i Kitab olan Yahudi ve Hıristiyanlar dahi müşriktirler. Zira bunlar zahiren tevhit iddialarına rağmen hakikatte Allah’a çocuk isnat ederler. Konuyla ilgili geniş açıklama için Bk. (Bakara: 221, Tevbe: 28 ve dipnotları) 3 Burada kastedilen kâfirler, öncelikle ehl-i kitaptan olduklarını iddiâ edip de Allah’a çocuk isnat edenlerdir. Bunlar, Kur’an’a ve Rasûlullah’a îman etmedikleri müddetçe kâfirdirler ve bunlar hakkında kâfirlere uygulanan hükümler uygulanır. Bk. (Bakara: 105, Mâide: 72, 73, Tevbe: 30, Ankebut: 46, Haşr: 2, 11, Beyyine: 1, 6) 4 Bunlar işte o “oku” diye okunması emrolunan Kur’ân sayfaları ve Kur’ân sûreleridir. O kâfirler, böyle temiz sayfalar okuyacak bir Allah Rasulü gelinceye kadar bulundukları hâl ve vaziyetten, din ve inançtan ayrılacak değillerdi. Öyle bir “beyyine” gelmedikçe tamamen hak ve tevhit dinini bilip de yerleşecek ve hallerini değiştirecek bir durumda bulunmuyorlardı ve bunda özürlü olabilirlerdi. Çünkü “Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra: 15) âyeti bunu bildirmektedir. Fakat öyle bir beyyine, bir Allah Rasulü geldikten sonra küfre sapıp da eski hallerinden ayrılmamakta ısrar etmelerine hiç bir sebep ve mazeret olamazdı. Yani, onların foyaları, Hz. Peygamber ve Kur’an gelince ortaya çıktı. Zîrâ onlar, daha önce en doğru kimselerin kendileri olduğunu, söyleyerek halkı kandırıyorlardı. (Elmalılı)— M. Türk
98:3
4
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُۜ ٤
Ve mâ teferrekallezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câet humul beyyineh(beyyinetu).
Hattâ kitap ehli, kendilerine bu apaçık delil geldikten sonra, (kendi aralarında bile) ayrılığa düştüler.— M. Türk
98:4
5
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ ٥
Ve mâ umirû illâ li ya’budûllâhe muhlisîne lehud dîne hunefâe ve yukîmûs salâte ve yu’tûz zekâte ve zâlike dînul kayyimeh(kayyimeti).
Hâlbuki onlar sadece, dini yalnız Allah’a has kılarak,¹ Allah’a tam inanarak, namazı dosdoğru ve devamlı kılmakla ve zekât vermekle emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din de buydu. 1 Hanif: Lügatte sapıklıktan hak yola, çarpıklıktan doğruluğa, eğriyi bırakıp doğruya giden demektir. Bu anlam İbrahim (a.s.)’ın dinine isim olmuştur ki; “başka dinlerden, bâtıl mabutlardan çekinip yalnız bir Allaha eğilen, müvahhid” demektir. Haniflik, Hz. İbrahim’in din ve milletinin sıfatı olmakla beraber yalnız ona mahsus değil, genellikle puta tapıcılığın zıddı olarak bütün peygamberlerin dini olan tevhit ve ihlas dininin adı olmasıdır. İşte hanifler, bütün bu şirk dinlerine karşı, dini Allah için tahsis etmek ve ancak Allah’a ibadet etmek üzere davet ve mücahedeyle görevli olan peygamberlerin dinlerini teşkil eden ve batıldan sakınıp Hakk’a meyleden tevhitçi Müslümanlardır. Onun için Hacc Sûresi’nde "…Öyleyse o pis putlardan sakının ve yalan söz (söylemek)ten de kaçının. (Haccı) Allah’ın birliğine, Ona (hiçbir şeyi) eş koşmaksızın tam inanarak (yapın). Allah’a eş koşan kimse, gökten düşerken kuşun kaptığı veya rüzgârın çok uzaklara sürüklediği şey, gibidir.” (Hacc: 30-31) buyurulmuştur. Bunların özeti ise haniflik, putlara tapma aşağılığından, günahtan, sahte, batıl inançlardan çekinerek Nuh’un, İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed (a.s)’ın yaptıkları gibi dini Allah için tevhid, ihlas ve istikametle doğrultmak ve onda ikilik çıkarmayıp daima doğrulukla toplanmaya çalışmaktır. "Hanif" kelimesinin türeyişi de bu mânâyı ifade etmektedir. Zira "hanif", hanef kelimesinden türemiştir. Tefsircilerin ve lügat ehlinin açıklamasına göre "hanef", meyletme ve doğru olma manalarını içine alır. Asıl hanef, yanlışlıktan doğruya, eğrilikten istikamete meyletme mânâsına konmuş, bazan meyil, bazan da sadece istikamet mânâsına kullanılır. Demek ki lügat bakımından da hanîf, daima doğruluğa meyleden demektir. Dinde doğruluk da "Evet, her kim (inandığı) iyi işleri yaşayarak, özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbi katındadır. Onlar için bir korku yoktur ve onlar, mahzun da olmayacaklardır." (Bakara:112) buyurulduğu üzere muhsin olarak ancak Allah’a yüz tutmak, Allah’ı Rab bilip, fiillerinde ve hareketlerinde ancak O’nun emir ve hükmüne tâbi olarak o iman üzere doğrulukta yürümektir. Bk. (Rum: 30)— M. Türk
98:5
6
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۜ ٦
İnnellezîne keferû min ehlil kitâbi velmuşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ, ulâike hum şerrul beriyeh(beriyyeti).
Hem kitap ehlinden hem de müşriklerden olan kâfirler, kesinlikle ebedî olarak cehennem ateşindedirler. Çünkü onlar yaratıkların en şerlileridir.— M. Türk
98:6
7
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۜ ٧
İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ulâike hum hayrul beriyyeh(beriyyeti).
Şüphesiz (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar ise yaratıkların en hayırlılarıdır.— M. Türk
98:7
8
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ ٨
Cezâuhum inde rabbihim cennâtu adnin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), zâlike li men haşiye rabbeh(rabbehu).
Rableri katında onların mükâfatı, zemîninden ırmaklar akan, ebedî kalacakları, Adn cennetleridir. Artık Allah, onlardan râzı olmuş, onlar da Ondan râzı olmuşlardır. İşte bu (mükâfat da) Rabbine severek saygı gösterenlere aittir.— M. Türk
98:8
Beyyine
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle