1
بَرَٓاءَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۜ ١
Berâetun minallâhi ve resûlihî ilâllezîne âhedtum minel muşrikîn (muşrikîne).
(Bu âyetler) Allah’tan ve Peygamberinden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere resmî bir tebliğdir.¹
Bu sûrenin başında “besmele” olmamasının sebebi, Enfâl sûresinin devamı olduğundan dolayıdır, diyenler varsa da bu rivâyetler çok kuvvetli değildir ve bu sûre başlı başına ayrı bir sûredir. Bu sûrenin başında “besmele”nin nâzil olduğunu, yazdırıldığını ve okunmasının câiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak bu “besmele çekilmemesi”, sadece sûrenin başlangıcı için geçerlidir. Bölümlerinde “besmele çekilmesi” câizdir. (Elmalılı) Abdullah b. Abbas, Ali b. Ebi Talib’e: “Niçin Tevbe Sûresi’nin başında “Besmele” yazılmadı diye sordum: ‘Çünkü Besmele bir emandır. Bu sûre ise kılıç ve savaş emri ile nazil ol¬muştur. Onda eman diye bir şey yoktur.’ buyurdu.” demiştir. Süfyan b. Uyeyne de: “Bu sûrenin baş tarafına Besmele’nin yazılmayış sebebi, besmelenin rahmet oluşundan dolayıdır. Rahmet ise bir eman¬dır. Bu sûre münafıklar hakkında ve kılıç ile inmiştir. Münafıklar için emana gerek yoktur.” demiştir. (Kurtubi) Bu konuda Razi: “Peygamber (a.s) bu sûrenin başında besmele’yi yazdırmadığı için, ashâbı da tabiin de bu sûrenin başına besmele yazmamışlardır.” der. 1 Berae: Ültimatom, ferman ve resmî tebliğ, demektir. Bu sûrenin ilk bölümü H. 9. senenin Zilkade ayında nâzil olmuştur. Mekke Hicretin 8. senesinde fethedildi. Attab b. Üseyd Mekke valisi idi. 9. sene Hz. Peygamber (s.a.v) Tebük Seferinden döndükten sonra Hz. Ebû Bekir’i hac emiri olarak tayin etti. Hac kafilesinin hareketinden sonra bu sûre nâzil oldu. Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Ebû Bekir başkanlığında Kâbe’ye giden hacılara bu âyetleri duyurmak üzere Hz. Hz. Ali’yi kendi devesi olan “abda” ya bindirerek gönderdi. Hz. Ali yaklaşınca, Hz. Ebû Bekir Peygamberimizin devesinin sesini işitti ve bu Rasulullah’ın devesinin sesi deyip durdu. Hz. Ali yanlarına gelince ona: “Emîr mi misin yoksa memur musun?” diye sordu. Hz. Ali: “memurum” dedi ve yürüdüler. Hz. Ebû Bekir, Arafat’ta hutbeyi okudu ve insanlara haccın kurallarını söyledi. Hz. Ali de bayramın birinci günü Cemre-i Akabe yanında ayağa kalktı ve: “Ey İnsanlar! Ben size Rasulullah’ın elçisiyim” dedi. İnsanlar: “Ne ile emrolundun?” dediler. Hz. Ali, otuz veya kırk âyet okudu ve: “Şu dört şey ile emrolundum. Bu seneden sonra bu Beyt’e müşrikler yaklaşmayacak, kimse Beyt’i çıplak tavaf etmeyecek, mü’minden başkası Cennete girmeyecek, her ahid sahibine ahdi tamamlanacak” dedi. Ve bu âyetler hacca gelen tüm insanlara duyuruldu. Bu sûrede ferman buyrulan “anlaşmaların bozulması hususu” (Enfâl 58) de zikredilen yasaya göre yapıldı. Bu resmi tebliğ: “Ülkenin artık bir “İslâm Devleti” olduğunun, müşriklerin devlet olarak tanınmadığının” resmen ilanı ve bunun nasıl yapılacağının yasasıdır. Bundan sonra müşrikler ya Müslüman olmak ya savaşmak ya da ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardı.— M. Türk
9:1