Tekasür 8 Ayet 30. Cüz التكاثر
102

Tekasür

— Çoğalma Yarışı
8 Ayet 30. Cüz
التكاثر
102
Tekasür
8 Ayet
التكاثر
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ ١
Elhâkumut tekâsur(tekâsuru).
1,2. Aranızdaki çokluk yarışı,¹ sizleri, (ölüp) kabre girinceye kadar² oyaladı.³ 1 Tekâsür: Çokluk gururu, iddiâsı, yarışı, gösterişi, çokluk sevdası veya çoklukla övünmek demektir. 2 (التَّكَاثُرُ) kelimesi ma’rife (belirli) olduğu için, bilinen bir övünmeye de işaret olabilir ki; o da sebeb-i nüzuldeki olaylardır. Abd-i Menaf oğulları ile Sehm oğulları: “hangimiz daha çoğuz?” diye birbirlerine karşı övünmüşlerdi. Abd-i Menaf oğulları sayı olarak daha çok geldi. Bunun üzerine Sehm oğulları: “bizi, cahiliye devrindeki zulümler yok etti. Haydin hem sağ olanlarımızı, hem ölmüş bulunanlarımızı sayışalım!” dediler. Bunda da Sehm oğulları çok geldi. Bazı rivayette de kabirlere kadar gittiler. Bu sûre bunun üzerine indi. İbnü Ebî Hâtim’in Ebu Büreyde’den bir nakline göre de: Ensar kabilelerinden Hâris oğulları ve Hars oğulları karşılıklı övünmüşler ve çokluklarıyla böbürlenmişler. Bir taraf: “Bizde filan ve filan gibiler var” demiş. Diğerleri de buna benzer şeyler söylemiş. Böyle dirileriyle övünüştükten sonra, “haydin kabirlere gidelim” demişler. Varmışlar, bir taraf kabirlere işaret ederek: “sizde filan filan gibiler var mı?” demiş. Diğerleri de o şekilde karşılık vermişlerdi. Bu sûre bunun üzerine nazil oldu. Bu iki rivayete göre bu surenin nüzul sebebi, “ölülerle bile övünecek derecede adet ile çokluk gururudur.” (Elmalılı) 3 Bu âyet, “aranızdaki çokluk yarışı, sizlere kabre gireceğinizi bile unutturdu” veya “aranızdaki çokluk yarışı, sizi (öyle) oyaladı ki, kabirlerdeki (ölülerinizle) bile övünmeye başladınız” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
102:1
2
حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ ٢
Hattâ zurtumul mekâbir(mekâbire).
1,2. Aranızdaki çokluk yarışı,¹ sizleri, (ölüp) kabre girinceye kadar² oyaladı.³ 1 Tekâsür: Çokluk gururu, iddiâsı, yarışı, gösterişi, çokluk sevdası veya çoklukla övünmek demektir. 2 (التَّكَاثُرُ) kelimesi ma’rife (belirli) olduğu için, bilinen bir övünmeye de işaret olabilir ki; o da sebeb-i nüzuldeki olaylardır. Abd-i Menaf oğulları ile Sehm oğulları: “hangimiz daha çoğuz?” diye birbirlerine karşı övünmüşlerdi. Abd-i Menaf oğulları sayı olarak daha çok geldi. Bunun üzerine Sehm oğulları: “bizi, cahiliye devrindeki zulümler yok etti. Haydin hem sağ olanlarımızı, hem ölmüş bulunanlarımızı sayışalım!” dediler. Bunda da Sehm oğulları çok geldi. Bazı rivayette de kabirlere kadar gittiler. Bu sûre bunun üzerine indi. İbnü Ebî Hâtim’in Ebu Büreyde’den bir nakline göre de: Ensar kabilelerinden Hâris oğulları ve Hars oğulları karşılıklı övünmüşler ve çokluklarıyla böbürlenmişler. Bir taraf: “Bizde filan ve filan gibiler var” demiş. Diğerleri de buna benzer şeyler söylemiş. Böyle dirileriyle övünüştükten sonra, “haydin kabirlere gidelim” demişler. Varmışlar, bir taraf kabirlere işaret ederek: “sizde filan filan gibiler var mı?” demiş. Diğerleri de o şekilde karşılık vermişlerdi. Bu sûre bunun üzerine nazil oldu. Bu iki rivayete göre bu surenin nüzul sebebi, “ölülerle bile övünecek derecede adet ile çokluk gururudur.” (Elmalılı) 3 Bu âyet, “aranızdaki çokluk yarışı, sizlere kabre gireceğinizi bile unutturdu” veya “aranızdaki çokluk yarışı, sizi (öyle) oyaladı ki, kabirlerdeki (ölülerinizle) bile övünmeye başladınız” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
102:2
3
كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ٣
Kellâ sevfe ta’lemûn(ta’lemûne).
Sakın böyle olmayın! İleride bileceksiniz.¹ 1 İleride, kabre girince; böyle yapmakla ne büyük gaflette bulunduğunuzu veya bulunduğunuz halin sonunun ne kadar kötü olduğunu, anlayacaksınız. Bu anlayış, ya kişi ölünce veya birisini kabre koyarken olabilir.— M. Türk
102:3
4
ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ ٤
Summe kellâ sevfe ta’lemûn(ta’lemûne).
Sonra doğrusu! İleride (daha da iyi) bileceksiniz.¹ 1 Bu da; ya kişi kendisi ölünce veya âhirette dirilince olabilir.— M. Türk
102:4
5
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ ٥
Kellâ lev ta’lemûne ilmel yakîn(yakîni).
5,6. Doğrusu! Keşke cehennemi kesinlikle göreceğinize (dünyadayken) kesin bir bilgi¹ ile tam olarak inansaydınız. 1 Dilimize Arapçadan geçen “yakîn” ile Türkçe olan “yakın” kelimelerini birbirine karıştırmamak gerekir. Bununla beraber Arapça olan “yakîn” de dilimize öyle mal olmuştur ki, bu kelimenin ilim ve edebiyat ıstılahımızda kıymeti çok büyüktür. Bütün ilim ve fende aranan gaye bu “yakîne” ermektir. Onun için “ilm’el-yakîn”, “ayn’el-yakîn”, “hakk’al-yakîn” deyimleri de birer klişe olmuştur. Yukarılarda da geçtiği üzere “yakîn” aslında “şeksiz ve tereddütsüz ilim” manasınadır. Sözlükte yakin, şek ve şüphe olmayan ilimdir. Istılahta ise, “başka türlü olması mümkün olmamak üzere, bir şeye öyledir diye öylece inanmaktır.”— M. Türk
102:5
6
لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ ٦
Le terevunnel cahîm(cahîme).
5,6. Doğrusu! Keşke cehennemi kesinlikle göreceğinize (dünyadayken) kesin bir bilgi¹ ile tam olarak inansaydınız. 1 Dilimize Arapçadan geçen “yakîn” ile Türkçe olan “yakın” kelimelerini birbirine karıştırmamak gerekir. Bununla beraber Arapça olan “yakîn” de dilimize öyle mal olmuştur ki, bu kelimenin ilim ve edebiyat ıstılahımızda kıymeti çok büyüktür. Bütün ilim ve fende aranan gaye bu “yakîne” ermektir. Onun için “ilm’el-yakîn”, “ayn’el-yakîn”, “hakk’al-yakîn” deyimleri de birer klişe olmuştur. Yukarılarda da geçtiği üzere “yakîn” aslında “şeksiz ve tereddütsüz ilim” manasınadır. Sözlükte yakin, şek ve şüphe olmayan ilimdir. Istılahta ise, “başka türlü olması mümkün olmamak üzere, bir şeye öyledir diye öylece inanmaktır.”— M. Türk
102:6
7
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ ٧
Summe le terevunnehâ aynel yakîn(yakîni).
Yemin olsun ki daha sonra, cehennemi (âhirette) gözlerinizle¹ göreceksiniz. 1 Bu "ayn’el-yakîn" tamlamasındaki "ayn": göz manasınadır. “Yakîn gözüyle, açıkça, önünüzde göreceksiniz”, demek olur. Rü’yet (görmek)’ten zahir olan budur. Bu şekilde, önceki görme tehdit, ikinci “görme” mahşerde, sıratta görme demektir.— M. Türk
102:7
8
ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ ٨
Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm(naîmi).
Sonra da yemin olsun ki o gün, (size verilen) bütün nîmetlerden¹ mutlaka hesaba çekileceksiniz.² 1 Bir gece Peygamber Efendimiz dışarıya çıktığında, Ebû Bekir ve Ömer (r.a)’ya rastladı ve onlara: “Sizi bu saatte evlerinizden çıkaran nedir?” diye sordu. Onlar da: “açlık, Ey Allah’ın Rasûlü!” dediler. Peygamberimiz de: “nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki beni de sizi dışarıya çıkaran çıkardı.” dedi. Sonra: “haydi kalkın” buyurdu. Beraberce Ensar’dan bir zatın evine gittiler, fakat o, evinde yoktu. Eşi: “buyurun” dedi. Peygamberimiz: “falanca nerede?” deyince kadın: “bize tatlı su getirmeye gitti” dedi. Derken o şahıs geldi, Peygamberi ve iki arkadaşını evinde görünce: “bu gün benden daha iyi misafiri olan kimse yok” dedi. Gidip bir hurma dalı getirerek, “buyurun” dedi ve hemen bıçağa sarılınca Peygamber Efendimiz: “sakın sağmal bir hayvan kesme” buyurdu. O, onlara bir koyun kesti. O koyundan ve o hurmadan beraberce yediler, tatlı sudan içtiler ve doydular. Peygamberimiz, Ebû Bekir ve Ömer’e: “nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, kıyamet günü bu nîmetlerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.” buyurdu. (Müslim, Tirmizî, Ebû Davûd, Neseî, İbnu Mâce) 2 Yani; o nîmetleri nasıl elde ettiğinizden, şükrünü eda edip-etmediğinizden… gibi.— M. Türk
102:8
Tekasür
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle