Talak 12 Ayet 28. Cüz الطلاق
65

Talak

— Boşanma
12 Ayet 28. Cüz
الطلاق
65
Talak
12 Ayet
الطلاق
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحْصُوا الْعِدَّةَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمْۚ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ لَا تَدْر۪ي لَعَلَّ اللّٰهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذٰلِكَ اَمْراً ١
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ tallaktumun nisâe fe tallikûhunne li iddetihinne ve ahsûl iddeh(iddete), vettekûllâhe rabbekum, lâ tuhricûhunne min buyûtihinne ve lâ yahrucne illâ en ye’tîne bi fâhişetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve tilke hudûdullâh(hudûdullâhi), ve men yeteadde hudûdallâhi fe kad zaleme nefseh(nefsetu), lâ tedrî leallallâhe yuhdısu ba’de zâlike emrâ(emren).
Ey Peygamber! Kadınları boşamak¹ istediğiniz zaman, iddetlerini² gözeterek boşayın ve iddet süresini iyi hesaplayın.³ Rabbiniz olan Allah’a karşı hata etmekten sakının. Onları, apaçık bir edepsizlik yapmaları dışında (iddet süresince) evlerinden çıkartmayın, onlar da (evlerinden) çıkmasınlar.⁴ İşte bütün bunlar, Allah’ın koyduğu kurallardır. Allah’ın kurallarını çiğneyenler, ancak kendi kendilerine zulmetmiş olurlar. Ne bileceksin? Belki Allah, bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarıverir.⁵ 1 Talâk: Lügatte; bağı koparmak, salıvermek demektir. Terim olarak ise: Evlilik bağı olan nikâhı ortadan kaldırmak demektir. Talâk hoş olmasa da zaruret halinde başvurulması gereken bir çare olarak câizdir. Talak, kocanın karısına hitaben “Sen boşsun” demesi veya buna benzer bir söz söylemesidir. İslâm dini; (istisnai haller hariç) boşamada erkeğin iradesinin esas olduğunu beyan etmiştir. Talâk hakkı kadına veya üçüncü bir şahsa da devredilebilir. (Mebsut, Bedâi’) Ancak, nikâh esnasında olabileceği gibi nikâh akdinden sonra da erkek, karısına boşama yetkisi verebilir. Buna "Tefviz-i Talâk" denilmiştir. Mutlak olarak verildiği takdirde erkek için vazgeçme hakkı yoktur. Akıl-baliğ olduğu zaman her kocanın talakı geçerli ve sahih olur. Ancak sabinin, mecnunun ve uyuyan kimsenin boşaması sahih değildir. Talâk’ın Çeşitleri: a- Sünnî Talâk: Kur’an ve sünnete uygun olan boşama biçimidir. (Bu talâkın şartları; eşin hayızlı bulunmaması, hayızdan sonra temasın olmaması ve boşanmanın bir talakla yapılmasıdır.) b- Bid’î Talâk: Kadını hayızlı iken veya birden fazla boşamaktır ki; dinen haramdır. (Buna rağmen boşama geçerlidir.) c- Ric’î Talâk: Yeni bir nikâh akdi yapılmadan erkeğin eşiyle iddet süresi içerisinde normal aile hayatına dönmesine imkân veren boşamadır. d- Bain Talâk: İddet süresi bittikten sonra eğer üçüncü talak değilse yeni bir nikâh akdedilmeden erkeğin normal evlilik hayatına dönüşüne imkan vermeyen boşamadır. e- Muhâlaa: Evliliği sürdürmek istemeyen kadının kocasına bir bedel ödeyerek evlilik bağından kurtulmasıdır. Bk. (Bakara: 229) f- Hâkim Kararıyla Boşanma: Kadının mahkemeye başvurarak evliliğe son verdirmesidir. g- Lian: Birbirlerine zina isnadında bulunan eşlerin hakim kararıyla boşanmasıdır. Geniş bilgi için Bk. (Nur: 4-9) 2 İddet: İslâm hukukunda evliliğin ölüm, boşanma veya fesih sebeplerinden birisiyle sona ermesi halinde, yeniden evlenebilmek için kadının beklemek zorunda olduğu süredir. İslâm’da kadının iddet süreleri, boşanma sebebine göre şöyledir: 1- Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. (Bakara: 234) 2- Hamile kadının iddeti doğuma kadardır. (Talâk: 4) 3- Boşanan kadınların iddeti, üç hayız (kurû) süresidir. (Bakara: 228) 4- Hayız görmeyen küçüklerle, hayızdan kesilen yaşlıların iddeti üç aydır. (Talâk: 4) 5- Cariyelerin talâkı iki talâk, iddeti iki hayızdır. (Ebu Davud, Tirmîzî) 6- Nikâhlanıp da henüz zifafa girmeden boşananlar için iddet yoktur. (Ahzab: 49) 3 Yani iddet önemsenmeyecek bir şey değildir ve mutlaka iyi hesaplanmalıdır. 4 Ric’i talakta, nikâh, iddet müddetinin sonuna kadar devam eder. Dolayısıyla kadın, iddet müddetinin sonuna kadar, kocasına haram değildir ve onun evinde ikamet eder. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça kocası onu evinden çıkartamaz. Ancak aralarında şehvetle kucaklaşma olmaz ve yataklar ayrılır. Erkek tabii olarak talak haklarından birisini kaybeder. İddet müddeti içerisinde; karı veya kocadan birisi ölürse, birbirlerine varis olurlar. Eğer koca; iddet müddetinin sonuna kadar karısına dönmezse, iddet bittiği andan itibaren birbirlerine yabancı (mahrem) olurlar. Bu durumda (eğer üç talak hakkını kullanmamışsa) yeniden nikâh akdi ve mihir tespiti ile evlenebilirler. Ancak iddet müddetinin sonunda kadın; hür ve tekliflere muhatap hale gelmiştir. Bir başkasıyla da evlenebilir. İddet müddetinin sonunda mihrinin tamamını talep etmek kadının hakkıdır. 5 Belki Allah, yeni bir olay çıkarır da kalbini çevirir, verdiğin talâka pişman olur, dönmek isteyiverirsin. Zira “kimse yarın ne kazanacağını bilemez.” Onun için her hangi bir sebeple talâk verecek olan kimse kızgınlıkla her şeyi kesip atıvermemeli, ilerisini hesaba katmalı da Allah’ın bu emirler ve yasaklarla tayin buyurduğu haddini aşmamalı, evvelâ iddetini gözeterek temiz bir halde talâk vermeli ve iddetini saymalıdır. Şayet ayrılmak lâzımsa bununla hem maksat hâsıl olur, hem de bir tecrübeye imkân bırakılarak ruhî tecellileri dinlemeye, düşünüp mütenebbih olmaya ve pişmanlık yüz gösterirse geri dönmeye meydan bulunur. Çünkü üçe ulaşmadıkça bîr talâk, ric’î olacağından hükmü iddet nihayetine kadar muhayyer kalıp dilerse ric’at edebilmek, olmazsa ayrılmaktır. Bu hikmetlere mebni haddi aşmaksızın iddetlerine karşı böyle bir talâkla boşayın ve iddeti zapt edip sayın ve Allah’tan korkup takva ile hareket edin. Onları Apaçık bir edepsizlik yapmadıkları müddetçe evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. (Elmalılı)— M. Türk
65:1
2
فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَاَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَاَق۪يمُوا الشَّهَادَةَ لِلّٰهِۜ ذٰلِكُمْ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجاًۙ ٢
Fe izâ belagne ecelehunne fe emsikûhunne bi ma’rûfin evfârikûhunne bi ma’rûfin ve eşhidû zevey adlin minkum ve ekîmûş şehâdete lillâh(lillâhi), zâlikum yûazu bihî men kâne yû’minu billâhi vel yevmil âhir(âhiri), ve men yettekıllâhe yec’al lehu mahrecâ(mahrecen).
Sonra iddet sürelerini doldurduklarında, artık onları, ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun, ya da yine meşru ölçüler içerisinde onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şâhitliği Allah adına dosdoğru yapmaları şartıyla şâhit tutun.¹ İşte bütün bunlarla, Allah’a ve âhiret gününe inananlara öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı hata etmekten sakınırsa, Allah ona mutlaka bir çıkış yolu ihsan eder. 1 Buradaki şâhitlik, ehl-i sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre; eşlerin birbirlerine dönme durumları için vacip, ayrılma durumları için menduptur. Talakta iki adil şahidin bulundurulması müstehabtır. Ancak şahid; boşamanın şartı değil, boşanmanın sonuçlarıyla (miras gibi) ilgilidir. Şahidsiz olarak yapılan boşama da geçerlidir.— M. Türk
65:2
3
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً ٣
Ve yerzukhu min haysu lâ yahtesib(yahtesibu), ve men yetevekkel alâllâhi fe huve hasbuh(hasbuhu), innallâhe bâligu emrih(emrihî), kad cealallâhu li kulli şey’in kadrâ(kadren).
Ve ona beklemediği yerden bir nasip verir.¹ Kim de Allah’a güvenirse O, ona yeter. Allah, hükmünü kesinlikle istediği gibi yürütür. Çünkü Allah, her şey için bir ölçü koymuştur. 1 Boşananlar takva ile hareket ettiği takdirde gam yemesin. Allah, onlara ummadığı bir yerden nasibini verir.— M. Türk
65:3
4
وَالّٰٓئ۪ يَـئِسْنَ مِنَ الْمَح۪يضِ مِنْ نِسَٓائِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلٰثَةُ اَشْهُرٍۙ وَالّٰٓئ۪ لَمْ يَحِضْنَۜ وَاُو۬لَاتُ الْاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِه۪ يُسْراً ٤
Vellâî yeisne minel mahîdı min nisâikum inirtebtum fe iddetuhunne selâsetu eşhurin vellâî lem yahıdn(yahıdne), ve ulâtul ahmâli eceluhunne en yada’ne hamlehunn(hamlehunne), ve men yettekıllâhe yec’al lehu min emrihî yusrâ(yusren).
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, (henüz) âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların (iddet) bekleme süresi de üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise doğum yapmalarına kadardır. Kim Allah’a karşı hata etmekten sakınırsa, Allah ona işinde mutlaka bir kolaylık verir.— M. Türk
65:4
5
ذٰلِكَ اَمْرُ اللّٰهِ اَنْزَلَهُٓ اِلَيْكُمْۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِه۪ وَيُعْظِمْ لَـهُٓ اَجْراً ٥
Zâlike emrullâhi enzelehû ileykum, ve men yettekıllâhe yukeffir anhu seyyiâtihî ve yu’zım lehû ecrâ(ecren).
İşte bütün bu(nlar), Allah’ın size indirdiği emridir. Her kim Allah’a karşı hata etmekten sakınırsa, Allah onun kusurlarını örter ve mükâfatını artırır.— M. Türk
65:5
6
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ ٦
Eskinû hunne min haysu sekentum min vucdikum ve lâ tudârrûhunne li tudayyikû aleyhinn(aleyhinne), ve in kunne ulâti hamlin fe enfikû aleyhinne hattâ yeda’ne hamle hunn(hunne), fe in erda’ne lekum fe âtûhunne ucûre hunn(hunne), ve’temirû beynekum bi ma’rûf(ma’rûfin), ve in teâsertum fe se turdıu lehû uhrâ.
(Boşadığınız) o kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları rahatsız ederek zarar vermeğe kalkışmayın. Şâyet gebe iseler çocuklarını doğuruncaya kadar, onların geçimini sağlayın.¹ Eğer çocuğu sizin namınıza emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve (bu durumu) aranızda güzellikle konuşup anlaşın.² Yok, eğer anlaşamazsanız (o zaman) çocuğu (babası) başka bir kadına emzirtsin.³ 1 Onlara çocuklarını doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Boşanan bir kadının hamile olduğu anlaşılırsa, onun iddeti üç ay hali değil “çocuğunu doğuruncaya kadardır.” Boşama tarihinden itibaren hamilelik müddetinin en azı altı ay, en çoğu Hanefilere göre iki, Şafiîlere göre dört sene olabilir. Buna göre, hamile olmayıp da iddet bekleyen kadınlara da iddet müddetince nafaka verileceği, delalet yoluyla anlaşılır. Kocası ölen kadına kocasının varislerinden olduğu için ölen kimsenin varislerinin iddet süresince nafaka vermeleri gerekmez. İçerisinde yaşadıkları sistemlerle bütünleşen bazı Müslüman kadınların bundan istifade ederek boşandıkları kocalarından ölünceye kadar nafaka almaları, onları sömürmektir ve haramdır. 2 Bu ifâdelerden anlaşıldığına göre; çocuk doğunca ona baktırma görevi, babalara aittir. Yok, eğer ana kendi namına emzirmek isterse, o zaman babanın anaya emzirme ücreti vermesi gerekmez. Ancak giyim ve diğer masraflarını verir. Bu konuda da aralarında güzelce anlaşmaları gerekir. Boşanıp ayrıldık diye eşlerin küsüşüp birbirlerine zorluk çıkarmaları da yasaklanmıştır. 3 Yani, ücret tespitinde, kadının sağlık sebepleri veya yeniden evlenmek istemesi gibi bir sebeple…— M. Türk
65:6
7
لِيُنْفِقْ ذُوسَعَةٍ مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْراً۟ ٧
Li yunfık zû seatin min seatih(seatihî), ve men kudire aleyhi rızkuhu fel yunfik mimmâ âtâhullâh(âtâhullâhu), lâ yukellifullâhu nefsen illâ mâ âtâhâ, seyec’alullâhu ba’de usrin yusrâ(yusren).
İmkânı geniş olan, nafakayı imkânına göre bol versin, rızık imkânı dar olan da (nafakayı) Allah’ın kendisine verdiği kadarından versin. Allah herkesi ancak ona verdiği kadarıyla yükümlü tutar. (Unutmayın ki) Allah her güçlükten sonra mutlaka bir kolaylık verecektir.¹ 1 Yani maddi durumu iyi olan kimse daha fazla infak etsin. Bu âyet bütün nafaka çeşitlerinde düsturdur. Yani emrolunan infaklardan hangisi olursa olsun infak ile mükellef bulunan kimsenin hal ü vakti müsait olup da malca genişliği varsa o kimse genişliğine göre nafaka versin. Bütün genişliğini versin değil, genişliğinden yani ne israf ne de zorlayarak itidal dairesinde yaraşanını versin. Rızkı dar kısmet edilmiş olan kimseler de Allah’ın ona verdiğinden infak etsin, orta halli olan orta halli, az olan da az versin. Çünkü Allah, kimseye gücünün üzerinde yük yüklemez. Her hususta böyle olduğu gibi infak teklifleri de böyledir. Zengin zenginliğine göre fakir de fakirliğine göre mükellef olur. Allah mutlaka her güçlükten sonra bir kolaylık ihsan edecektir. (Elmalılı)— M. Türk
65:7
8
وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِه۪ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَاباً شَد۪يداً وَعَذَّبْنَاهَا عَذَاباً نُكْراً ٨
Ve keeyyin min karyetin atet an emri rabbihâ ve rusulihî fe hâsebnâhâ hisâben şedîden ve azzebnâhâ azâben nukrâ(nukren).
Rabbinin ve Onun elçilerinin, emrine isyan eden nice toplumlar vardır ki Biz onları çok şiddetli bir hesaba çektik ve onları benzeri görülmemiş bir şekilde cezâlandırdık.— M. Türk
65:8
9
فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْراً ٩
Fe zâkat ve bâle emrihâ ve kâne âkıbetu emrihâ husrâ(husren).
(Onlar, böylece) yaptıklarının cezâsını tattılar ve işlerinin sonucu da tam bir helâk oldu.— M. Türk
65:9
10
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَاباً شَد۪يداً فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْراًۙ ٠١
E addallâhu lehum azâben şedîden fettekûllâhe yâ ulîl elbâb(elbâbi), ellezîne âmenû, kad enzelallâhu ileykum zikrâ(zikren).
Allah, onlara (âhirette) çok şiddetli bir azap hazırlamıştır. Öyleyse ey îman eden akıl sahipleri! Allah’a karşı hata etmekten sakının. Doğrusu Allah size öğüt veren bir (Kur’an) indirmiştir.— M. Türk
65:10
11
رَسُولاً يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحاً يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقاً ١١
Resûlen yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtin li yuhricellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve men yû'min billâhi ve ya'mel sâlihan yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), kad ahsenallâhu lehu rızkâ(rızkan).
Bir de; (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanları (küfür) karanlıklarından (îman) aydınlığına¹ çıkarması için Allah’ın apaçık âyetlerini size okuyan Peygamber (göndermiştir.) Kim îman eder, (inandığı) iyi işleri yaşarsa Allah onu, içerisinden hiç çıkmayacağı, zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokarak, en güzel şekilde rızıklandırır. 1 Karanlığın çoğul olması küfür çeşitlerinin çokluğuna, nurun tekil olması ise hakkın tekliğine işarettir.— M. Türk
65:11
12
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً ٢١
Allâhullezî halaka seb'a semâvâtin ve minel ardı mislehunn(mislehunne), yetenezzelul emru beynehunne li ta'lemû ennallâhe alâ kulli şey'in kadîrun ve ennallâhe kad ehâta bi kulli şey'in ilmâ(ilmen).
Allah yedi göğü ve yerden¹ de bir o kadarını yaratandır.² Allah’ın gücünün her şeye yettiğini ve ilminin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye Allah’ın kanunları bunlar arasında cereyan edip durmaktadır. 1 Kur’an’da arzın da “yedi” olmasına işaret eden tek âyet budur. Sema, genelde çoğul, arz ise tekil olarak ifâde edilmektedir. Ancak burada arzın çokluğu, “bir o kadarı” ifâdesinden anlaşılmaktadır. Bundan semada, başka arzların bulunduğu da anlaşılabilir. 2 Sema: Yüksek demek olup yeryüzünde duran kimselerin yukarısında bulunan âlemlerin ismidir. “Yedi gök” ifâdesi, göğün yedi tane olduğunu ifâde ederse de çokluktan kinâye olarak da anlaşılabilir. Yani, gökler yedi ile sınırlı olmadığı gibi, yer de yedi ile sınırlı değildir. Bir de bu âyetin; Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avrupa, Afrika, Avustralya ve Antarktika olmak üzere yedi kıtaya da işaret ettiği, düşünülebilir. Buna göre âyetin tercümesi: “Allah, birçok göğü ve aynen onlar gibi birçok yeri de yaratandır.” şeklinde de olabilir.— M. Türk
65:12
Talak
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle