اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ ٠٣
E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne).
Şu kâfirler, (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişik¹ iken, Bizim o ikisini ayırdığımızı² ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı³ bilmiyorlar mı? (Bu böyle iken) onlar hâlâ inanmayacaklar mı?
1 (رَتْقٌ) demek; ikisi de deliksiz idi, (yani yukarıdan yağmur yağmıyor, yerde ot bitmiyordu). Yeryüzü dağsız-deresiz Sema da güneşsiz, yıldızsız ve aysız olarak yekpare idi. Veyahut Yeryüzü, gökyüzü cisimleriyle bitişik hepsi bir bütün idi. Yani O cisimler yoktu ve hepsi tek bir madde idi. Yahut da bunların hiçbiri yok idi, anlamlarına gelebilir. (Elmalılı) 2 Âyetin bu bölümü, “Göklerle yer deliksiz (yani yukarıdan yağmur yağmıyor, yerden ot bitmiyor) iken bizim o ikisini (yağmur ve otlarla) deldiğimizi,” diye de tercüme edilebilir. 3 Bu âyetten canlı olan her şeyde suyun bulunduğu veya suya ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili spekülatif bir takım bilimsel izahlar yapılmakta ise de; âyetteki ifâde çok açıktır ve hikmetçilik mantığıyla yapılacak izahlara hiç de muhtaç değildir. Ayrıca İlk insan olan Âdem (a.s) da suya toprak karıştırılarak yani çamurdan yaratılmıştır. “Bu sudan bir insan yaratıp, ona soy sop veren, O (Allah)’tır.” Bk. (Furkan: 54) Bazıları burada sudan maksadın “nufte” olduğunu söylemişlerse de bu durumda dünyada sadece insan ve hayvanların varlığı anlaşılır. Hâlbuki buradaki suyun bilinen su olduğu (الْمَٓاءُ) kelimesinin belirli olduğundan da anlaşılmaktadır. İşte bu durumda ayet, hayvanlardan başka bitkilerin dahi sudan yaratıldığına şamil olur.— M. Türk