Enbiya 112 Ayet 17. Cüz الأنبياء
21

Enbiya

— Peygamberler
112 Ayet 17. Cüz
الأنبياء
21
Enbiya
112 Ayet
الأنبياء
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ ف۪ي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَۚ ١
Ikterebe lin nâsi hisâbuhum ve hum fî gafletin mu’ridûn(mu’ridûne).
İnsanların (âhirette) hesaplarının görülmesi yaklaştı ama onlar, hâlâ gaflet içerisinde (Allah’ın dininden) yüz çevirip duruyorlar.¹ 1 Bakalım bu vurdumduymazlıkları daha ne kadar sürecek…— M. Türk
21:1
2
مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ اِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَۙ ٢
Mâ ye’tîhim min zikrin min rabbihim muhdesin illestemeûhu ve hum yel’abûn(yel’abûne).
(O gafiller) Rablerinden kendilerine gelen her yeni uyarıyı mutlaka oyun konusu yapıp alaya alarak¹ dinlerler. 1 Zîrâ onların, Allah’ın sözlerinin karşısında yapabilecekleri tek şey de budur.— M. Türk
21:2
3
لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْۜ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىۗ اَلَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۚ اَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ ٣
Lâhiyeten kulûbuhum ve eserrûn necvellezîne zalemû hel hâzâ illâ beşerun mislukum, e fe te’tûnes sihre ve entum tubsırûn(tubsırûne).
Onların kalpleri oyun ve eğlencededir. O zâlimler: “Bu (Muhammed de) sizin gibi bir insan değil mi? Öyleyse siz, göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?” diye aralarında gizli gizli¹ konuştular. 1 Necvâ: Gizli fısıltı, fiskos demektir. Burada bir de bunun gizlice söylendiği ifade edilerek son derece gizlendiği belirtilmektedir. İşte böyle iken bu fiskosları Allah tarafından Rasulullah’a bildirildi.— M. Türk
21:3
4
قَالَ رَبّ۪ي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۘ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ٤
Kâle rabbî ya’lemul kavle fis semâi vel ardı ve huves semîul alîm(alîmu).
(Peygamber de onlara): “Benim Rabbim, gerçek işiten ve bilen olduğu için gökte ve yerde söylenen her sözü hakkıyla bilir.” dedi.¹ 1 Bunun üzerine gizli gizli konuşanlar şaşırarak Efendimize: “Sen bunu nereden öğrendin.” dediler.— M. Türk
21:4
5
بَلْ قَالُٓوا اَضْغَاثُ اَحْلَامٍ بَلِ افْتَرٰيهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌۚ فَلْيَأْتِنَا بِاٰيَةٍ كَمَٓا اُرْسِلَ الْاَوَّلُونَ ٥
Bel kâlû adgâsu ahlâmin belifterâhu bel huve şâır(şâırun), fel ye’tinâ bi âyetin kemâ ursilel evvelûn(evvelûne).
Buna mukabil onlar da: “(Muhammed’in söyledikleri) saçma sapan rüyalardır, belki de o, bu sözleri uydurmuştur, hatta o bir şairdir, (eğer böyle değilse, o Muhammed) önceki gönderilen (Peygamber)ler gibi bize bir mûcize getirsin bakalım.” dediler.¹ 1 Sanki mucizeleri görünce inanacaklarmış gibi… Tarih boyunca kâfirler Peygamberlere karşı hep böyle şeyler söylemişlerdir. Fakat Peygamberler mucizelerle gelince de hemen o mucizeleri normal olaylarmış gibi göstermeye çalışıp inkâr etmişlerdir.— M. Türk
21:5
6
مَٓا اٰمَنَتْ قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَاۚ اَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ ٦
Mâ âmenet kablehum min karyetin ehleknâhâ, e fe hum yu’minûn(yu’minûne).
(Ey Muhammed!) Kendilerinden önce helâk ettiğimiz hiç bir ülke (halkı) îman et medi de; şimdi (bundan ders alarak) bunlar mı hemen îman ediverecekler?¹ 1 Mekkeliler Peygamber Efendimize îman etmek için Safa tepesini altın yapmasını istemişlerdi…— M. Türk
21:6
7
وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالاً نُوح۪ٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ٧
Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Biz senden önce de kendilerine vahyetti-ğimiz erkekler¹ dışında Peygamberler göndermedik. (Ey kâfirler!) Eğer bilmiyorsanız, gidin kendilerine kitap verdiklerimize² sorun. 1 Peygamberler hep erkeklerden gönderilmiştir. Allah, Peygamberlik yükünü kadınlara yüklememiştir. Ama kadınlardan bazılarını muhatap alarak vahiy göndermiştir. Hz. Meryem ve Hz. Mûsa’nın annesi gibi... Bu tür vahiylere ilham denilir. Fakat “kadından da peygamber olur” diyenler, bir türlü (رِجَالٌ) kelimesine “erkek” anlamı veremeyip 5. ayette belirtilenlerin şaşkınlıklarına benzer bir şaşkınlıktan kurtulamamaktadırlar. Konuyla ilgili olarak Bk. (Mâide: 111, Yûsuf: 109, Nahl: 43, 68, Kasas: 7, Şura: 47 ve dipnotları) 2 Yahûdî ve Hıristiyan olduklarını söyleyen kâfirlere… Yani gönderilen Peygamberlerin hepsi de insandı ve erkekti; melek, cin veya kadın değildi. Konuyla ilgili olarak Bk. (Yûnus: 94, Nahl: 43)— M. Türk
21:7
8
وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَداً لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِد۪ينَ ٨
Ve mâ cealnâhum ceseden lâ ye’kulûnet taâme ve mâ kânû hâlidîn(hâlidîne).
Biz o (Peygamberleri) yemez (içmez) cesetler¹ olarak yaratmadığımız gibi, onlar ölümsüz de değillerdi. 1 Yani cansız heykeller değillerdi.— M. Türk
21:8
9
ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَاَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَٓاءُ وَاَهْلَكْنَا الْمُسْرِف۪ينَ ٩
Summe sadaknâhumul va’de fe enceynâhum ve men neşâu ve ehleknel musrifîn(musrifîne).
Sonra o (Peygamberlere) verdiğimiz sözü yerine getirerek, kendilerini ve dilediğimiz mü’minleri kurtardık ve (inkâr ederek) haddi aşanları da helâk ettik.— M. Türk
21:9
10
لَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكُمْ كِتَاباً ف۪يهِ ذِكْرُكُمْۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ٠١
Lekad enzelnâ ileykum kitâben fîhi zikrukum, e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
(Ey insanlar!) Muhakkak ki Biz, içerisinde (sizin gündeminizi) oluşturacak nasihatler bulunan bir Kitap indirdik.¹ Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? 1 Âyetin bu bölümü, “sizden bahsederek sizi şereflendiren bir kitap indirdik.” şeklinde tercüme edilebilir.— M. Türk
21:10
11
وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَاَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ ١١
Ve kem kasamnâ min karyetin kânet zâlimeten ve enşe’nâ ba’dehâ kavmen âharîn(âharîne).
Biz, halkı zulmeden¹ ülkelerden nicesini kırıp geçirdik ve onlardan sonra da başka topluluklar yarattık. 1 Buradaki zulüm Allah’a şirk koşmaktır. Zîrâ “şirk en büyük zulümdür.” Bk. (Lokman: 13)— M. Türk
21:11
12
فَلَمَّٓا اَحَسُّوا بَأْسَنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَرْكُضُونَۜ ٢١
Fe lemmâ ehassû be’senâ izâ hum minhâ yerkudûn(yerkudûne).
Onlar Bizim azabımızı hissettikleri an hemen oralardan kaçmaya yelteniyorlardı.— M. Türk
21:12
13
لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُٓوا اِلٰى مَٓا اُتْرِفْتُمْ ف۪يهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ ٣١
Lâ terkudû verciû ilâ mâ utriftum fîhi ve mesâkinikum leallekum tus’elûn(tus’elûne).
(Melekler¹ de onlara): “Boşuna kaçmaya yeltenmeyin, içerisinde azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün. Çünkü siz, mutlaka hesaba çekileceksiniz.” (dediler.) 1 (Celâleyn, Kurtubî)— M. Türk
21:13
14
قَالُوا يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ ٤١
Kâlû yâ veylenâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).
Onlar da: “Yazıklar olsun bize! Biz, zâlimlerden olduk.” dediler.— M. Türk
21:14
15
فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوٰيهُمْ حَتّٰى جَعَلْنَاهُمْ حَص۪يداً خَامِد۪ينَ ٥١
Fe mâ zâlet tilke da’vâhum hattâ cealnâhum hasîden hâmidîn(hâmidîne).
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar, onların bu feryatları devam edip durdu.— M. Türk
21:15
16
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِب۪ينَ ٦١
Ve mâ halaknes semâe vel arda ve mâ beynehumâ lâıbîn(lâıbîne).
Biz göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri, oyuncular(ın oyuncağı) olarak yaratmadık.¹ 1 Bu âyet, “Biz göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri, gayesiz ve laf olsun diye yaratmadık.” şeklinde de anlaşılabilir.— M. Türk
21:16
17
لَوْ اَرَدْنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ لَهْواً لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّاۗ اِنْ كُنَّا فَاعِل۪ينَ ٧١
Lev erednâ en nettehıze lehven lettehaznâhu min ledunnâ in kunnâ fâ’ılîn(fâ’ılîne).
Eğer Biz, eğlence edinmek isteseydik, bunu elbette (başkasına ihtiyaç duymadan) kendi kendimize yapardık. (Ama) Biz böyle yapanlardan değiliz.¹ 1 Nitekim dünya hayatından başkasını düşünmeyen kâfirler, bütün dünyayı kendilerine oyuncak etmek istemişler ve hatta bu duygu ile felsefe yapacağız diye neler neler söylemişler, kendi felsefi oyunlarını din diye insanlara dayatmaya çalışmışlardır. Bunun neticesinde de din ve takva adı altında Müslümanlarla oynamışlar ve oynamaya hala da devam etmektedirler. O zalimler ne kadar oynamak isterlerse istesinler, yaratılış ve din bir oyuncak olmadığı gibi, Yaratan da asla bir oyuncu, Müslümanlar da onların oyuncağı değildir.— M. Türk
21:17
18
بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَاِذَا هُوَ زَاهِقٌۜ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ ٨١
Bel nakzifu bil hakkı alel bâtıli fe yedmeguhu fe izâ huve zâhik(zâhikun), ve lekumul veylu mimmâ tasıfûn(tasıfûne).
Tam tersine Biz, Hak ile vurarak bâtılı yok ederiz.¹ Bir de bakarsınız ki bâtılın işi bitivermiş.² (Allah’ı keyfinize göre) tanımlamanızdan dolayı yazıklar olsun size. 1 Burada haktan kastedilen, Kur’an ve Kur’an’daki hükümler, bâtılla kastedilen ise, tüm şeytanlar ve şeytani düşüncelerdir. (Kurtubî) 2 Bk. (İsra: 81)— M. Türk
21:18
19
وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَۚ ٩١
Ve lehu men fîs semâvâti vel ard(ardı), ve men indehu lâ yestekbirûne an ıbâdetihî ve lâ yestahsirûn(yestahsirûne).
Göklerde ve yerdeki kimseler, O (Allah’a) aittir ve Onun katındakiler,¹ büyüklük taslamadan Ona kulluk ederler ve (bundan dolayı) hiç yorulmazlar. 1 Melekler veya ne olduklarını Allah’ın bildiği, ilâhî emre muhatap akıllı varlıklar.— M. Türk
21:19
20
يُسَبِّحُونَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ ٠٢
Yusebbihûnel leyle ven nehâre lâ yefturûn(yefturûne).
Onlar, Allah’ı gece ve gündüz usanmaksızın anarlar.— M. Türk
21:20
21
اَمِ اتَّخَذُٓوا اٰلِهَةً مِنَ الْاَرْضِ هُمْ يُنْشِرُونَ ١٢
Emittehazu âliheten minel ardı hum yunşirûn(yunşirûne).
Yoksa o (kâfirler) dünyadan birtakım ilâhlar edindiler de (ölüleri âhirette) o ilâhlar mı diriltecekler?— M. Türk
21:21
22
لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَاۚ فَسُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ ٢٢
Lev kâne fîhimâ âlihetun illâllâhu le fesedetâ, fe subhânallâhi rabbil arşi ammâ yasıfûn(yasıfûne).
Eğer (yer ve göklerin) her ikisinde de Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle (yerin ve göğün her) ikisi de yok olurdu. (Kâinata hâkimiyet makamı olan) arşın (gerçek) Rabbi olan Allah, onların tanımlamalarından çok yücedir.— M. Türk
21:22
23
لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ ٣٢
Lâ yus’elu ammâ yef’alu ve hum yus’elûn(yus’elûne).
Allah’a yaptıklarının hesabı asla sorulamaz, oysa o (ilâhlar, Allah tarafından) sorguya çekilirler.— M. Türk
21:23
24
اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةًۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْۚ هٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْل۪يۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَۙ الْحَقَّ فَهُمْ مُعْرِضُونَ ٤٢
Emittehazû min dûnihî âliheh(âliheten), kul hâtû burhânekum, hâzâ zikru men maiye ve zikru men kablî, bel ekseruhum lâ ya’lemûnel hakka fehum mu’ridûn(mu’ridûne).
Yoksa Allah’ı bırakıp da başka ilâhlar mı edindiler? (Ey Muhammed! Onlara): “(Haydi bu ilâhların gerçeklikleri hakkında) delilleriniz (varsa) getirin. İşte benimle birlikte olanların ve benden öncekilerin (Allah’ın gerçekliği ile ilgili) delilleri bu Kur’an’dır.” de. (Onlar asla delil getiremezler. Zîrâ) onların çoğu, Hakkı bilmiyorlar ve o (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar.— M. Türk
21:24
25
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا نُوح۪ٓي اِلَيْهِ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدُونِ ٥٢
Ve mâ erselnâ min kablike min resûlin illâ nûhî ileyhi ennehu lâ ilâhe illâ ene fa’budûn(fa’budûni).
(Ey Muhammed!) Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere mutlaka: “Benden başka ilâh yoktur, öyleyse yalnız Bana kulluk edin.” diye vahyettik.— M. Türk
21:25
26
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداً سُبْحَانَهُۜ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَۙ ٦٢
Ve kâlûttehazer rahmânu veleden subhâneh(subhânehu), bel ıbâdun mukremûn(mukremûne).
O (kâfirler): “Rahman (olan Allah, melekleri) çocuk edindi.” dediler.¹ Hâşâ O, (bu yakıştırmadan) çok uzaktır. Aksine o (melekler, Allah’ın) ikramına layık görülmüş kullardır. 1 Tıpkı Mekke’li müşriklerin melekleri Allah’ın kızları olarak nitelendirdikleri gibi Üzeyr ve İsa (a.s)’ı Yahûdî ve Hıristiyanlar da Allah’ın oğulları olarak kabul etmişler ve Allah’a böylece şirk koşmuşlardır.— M. Türk
21:26
27
لَا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِاَمْرِه۪ يَعْمَلُونَ ٧٢
Lâ yesbikûnehu bil kavli ve hum bi emrihî ya’melûn(ya’melûne).
Onlar sözle (bile olsa) Allah’ın önüne geçemezler ve (işlerini) Onun emriyle yaparlar.— M. Türk
21:27
28
يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِه۪ مُشْفِقُونَ ٨٢
Ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yeşfeûne illâ li menirtedâ ve hum min haşyetihî muşfikûn(muşfikûne).
Allah, (meleklerin) yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Hatta onlar, kesinlikle Allah’ın râzı olduğu kimselerden başkasına şefâat da edemezler.¹ Ve onların hepsi, Allah korkusundan dolayı (içleri titreyerek) Ondan sakınırlar. 1 Yani Allah’ın istemediği bir kimseye insanlar ve peygamberler şefaat edemediği gibi melekler de Allah kendilerine izin vermediği sürece şefaat edemezler.— M. Türk
21:28
29
وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ اِنّ۪ٓي اِلٰهٌ مِنْ دُونِه۪ فَذٰلِكَ نَجْز۪يهِ جَهَنَّمَۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِم۪ينَ۟ ٩٢
Ve men yekul minhum innî ilâhun min dûnihî fe zâlike neczîhi cehennem(cehenneme), kezâlike neczîz zâlimîn(zâlimîne).
Onların içlerinden herhangi birisi Allah’ı dışlayıp da: “Gerçekten ben de bir ilâhım.” diyecek olsa, Biz tıpkı zâlimleri cezâlandırdığımız gibi onu da cehennemle cezâlandırırız.¹ 1 Onlardan, yani melekler, Hz. Îsâ (a.s) ve Üzeyr’den hiç biri böyle bir şey yapmaya teşebbüs etmemişlerdir ve edemezler de...— M. Türk
21:29
30
اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ ٠٣
E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne).
Şu kâfirler, (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişik¹ iken, Bizim o ikisini ayırdığımızı² ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı³ bilmiyorlar mı? (Bu böyle iken) onlar hâlâ inanmayacaklar mı? 1 (رَتْقٌ) demek; ikisi de deliksiz idi, (yani yukarıdan yağmur yağmıyor, yerde ot bitmiyordu). Yeryüzü dağsız-deresiz Sema da güneşsiz, yıldızsız ve aysız olarak yekpare idi. Veyahut Yeryüzü, gökyüzü cisimleriyle bitişik hepsi bir bütün idi. Yani O cisimler yoktu ve hepsi tek bir madde idi. Yahut da bunların hiçbiri yok idi, anlamlarına gelebilir. (Elmalılı) 2 Âyetin bu bölümü, “Göklerle yer deliksiz (yani yukarıdan yağmur yağmıyor, yerden ot bitmiyor) iken bizim o ikisini (yağmur ve otlarla) deldiğimizi,” diye de tercüme edilebilir. 3 Bu âyetten canlı olan her şeyde suyun bulunduğu veya suya ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili spekülatif bir takım bilimsel izahlar yapılmakta ise de; âyetteki ifâde çok açıktır ve hikmetçilik mantığıyla yapılacak izahlara hiç de muhtaç değildir. Ayrıca İlk insan olan Âdem (a.s) da suya toprak karıştırılarak yani çamurdan yaratılmıştır. “Bu sudan bir insan yaratıp, ona soy sop veren, O (Allah)’tır.” Bk. (Furkan: 54) Bazıları burada sudan maksadın “nufte” olduğunu söylemişlerse de bu durumda dünyada sadece insan ve hayvanların varlığı anlaşılır. Hâlbuki buradaki suyun bilinen su olduğu (الْمَٓاءُ) kelimesinin belirli olduğundan da anlaşılmaktadır. İşte bu durumda ayet, hayvanlardan başka bitkilerin dahi sudan yaratıldığına şamil olur.— M. Türk
21:30
Yükleniyor...
Enbiya
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle