اَفَرَاَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزّٰىۙ ٩١
E fe reeytumul lâte vel uzzâ.
19,20. Siz Lât’ın, Uzza’nın ve onların gerisindeki üçüncü put olan Menât’ın¹ ne olduğunu biliyor musunuz? ²
1 Lât, Uzzâ ve Menât Mekkeli müşriklerin taptıkları putlar idi. Onun için Abd’ul-lât, Abd’ül-uzzâ Abd’ül-menât diye isimler koyarlar, “bism’il-lâti ve’l-Uzzâ” diye yemin ederlerdi. Bazıları bunların taştan putlar olup Kâbe’nin içinde bulunduklarını söylemişler ise de Hübel için Kâbe’nin içinde, Lât için Taif’te, Uzzâ için Nahle’de, Menat için Kudeyd’de birer tapınak bulunduğu nakledilmiştir. 2 Müşrikler putlarına hep dişi isimleri verirlerdi. Güya Allah namına diktiklerini iddia ettikleri putlar, dişi isimli idiler. Bir de müşriklere göre putlar ilâhî kuvvetlerin ve Meleklerin suretleri idi. Melekler de hâşâ Allah’ın kızları sayılırdı. Kureyş Kâ’beyi tavaf ederken: “Lât ve Uzzâ ve Menat-i salise-i uhra hürmetine… Çünkü onlar, ulu ak kuğulardır ve onların şefaatleri umulur” derlerdi. Rasulullah (s.a.v)’e Necm suresinin, 19-23. ayetleri indirilince bu onların çok ağırlarına gitti. Bunun üzerine İslâm düşmanları, Müslümanların akidelerini bozmak için sözde “Garânîk olayı” diye bir olay uydurmuşlardır. Maalesef bazı İslam tarihi ve tefsir kaynakları da bunu gerçekmiş gibi zikretmişlerdir. Güya Mekke’de Müslümanların işkencelere uğradıkları ve bir kısım Müslümanın da Habeşistan’a göç ettiği bir dönemde Hz. Peygamber, bir gün Kâbe’nin yanında Necm suresini okuyormuş. Surenin 19 ve 20. ayetlerini okuduktan sonra Şeytan, Hz. Peygamber’e musallat olmuş ve Hz. Peygamber, farkında olmaksızın, “Bunlar yüce kuğu kuşlarıdır ve şefâatleri umulur” cümlelerini vahyin devamı gibi söyleyip Necm suresini okumaya devam etmiş. Surenin sonuna gelince secde ayeti olduğu için Hz. Peygamber ve orada bulunan Müslümanlar secdeye kapanmışlar. Müşrikler de Efendimiz’in okuduğu bu cümleler sebebiyle son derece sevinerek; “Artık Muhammed ilâhlarımızın şefaatini kabul ettiğine göre aramızda önemli bir ayrılık kalmadı” deyip hepsi secdeye kapanmışlar. Bu haber Habeşistan’daki Müslümanlara “tüm Mekkelilerin İslam’a girdiği” şeklinde ulaşmış ve Habeş muhacirleri Mekke’ye yönelmişler. Ancak geçmiş ve asrımızın tahkik ehli âlimleri, bu rivâyeti çeşitli yönleriyle inceden inceye tetkik etmişler ve birçok noktadan tamamen uydurma bir rivayet olduğunu ortaya koymuşlardır. Şu halde Garânîk rivayeti, tamamıyla asılsız olup İslâm’ın daha ilk asırlarında İslâm düşmanları tarafından uydurulmuş, günümüze kadar çeşitli asırlarda da İslâm’a muhalif belli çevrelerce İslâm’a karşı bir saldırı aracı olarak kullanılmıştır.— M. Türk