1
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ١
Yes’elûneke anil enfâl(enfâli), kulil enfâlu lillâhi ver resûl(resûli), fettekullâhe ve aslihû zâte beynikum ve etîûllâhe ve resûlehû in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
(Ey Muhammed!) Sana savaş ganîmetlerinin (hükmünü) soruyorlar. Sen onlara: “ganîmetler hakkında (hüküm vermek) Allah’a ve Elçisine aittir.¹ Onun için siz, gerçekten îman eden kimseler iseniz Allah’tan hakkıyla sakının, birbirinizle ilişkilerinizi düzeltin, Allah’a ve Elçisine itaat edin.” de.²
1 Yani savaş ganîmetleri hakkında hüküm vermek Allah’a ve Rasûlüne aittir. Bunda kimsenin görüş bildirme hakkı yoktur. Allah ve Rasûlü nasıl emrederse hüküm odur. 2 Enfâl: Harp ganimetleri demektir. Aynı zamanda nimet, bir asla yapılan fazlalık manalarına gelen “nefl” kelimesinin çoğuludur. Savaş ganimetleri denilen “ganâim” kelimesi yerine “enfâl” kelimesinin vahyedilmesi, ganimetler üzerinde kendi hakları olduğunu indî olarak savunan mü’minlere, ganimetin paylaşımının ve hükmün ancak Allah ve Rasulü’ne ait olduğunu hatırlatmak içindir. Enfâl suresi, Bedir savaşında ele geçirilen ganimetlerin paylaşımında ihtilâf çıkması üzerine, bir diğer görüşe göre, genç Müslümanların daha fazla ganimet istemeleri, ihtiyarların da eşit seviyede bölüşüm istemeleri üzerine inmiştir. Yahut Bedir savaşına katılamayan sekiz kişiye Rasulullah (s.a.v)’in hisse vermesi yüzünden bazı ashâbın, bunların ganimeti hak etmediklerini söylemeleri üzerine nâzil olduğu da rivayet edilmektedir. Savaş ganimetleri hakkındaki hüküm ise, 41. âyette gelecektir.— M. Türk
8:1