فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ ٧٢
Fe evhaynâ ileyhi enısnaıl fulke bi a’yuninâ ve vahyinâ fe izâ câe emrunâ ve fâret tennûru fesluk fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve lâ tuhâtıbnî fîllezîne zalemû, innehum mugrakûn(mugrakûne).
Biz de ona: “(Ey Nûh!) Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle¹ o gemiyi yap.² Sonunda Bizim emrimiz gelip tandır kaynamaya başlayınca,³ çifti olan her şeyden ikişer (tane) ve (küfründen dolayı) helâki kesinleşmiş olan (eşin) dışında, aileni ona yükle. Tufanda boğulmayı hak eden zâlimler konusunda da (sakın) Benimle muhâtap olma.” diye vahyettik.
1 Bu ifâdeden; Peygamberlerin, Allah’tan aldıkları bilgi ile insanlara gemi yapımına kadar her türlü bilgi ve sanatı, öğrettiği anlaşılmaktadır. Yani bilginin kaynağı akıl değil, vahiydir. 2 Buradaki “gemi” kelimesinin belirli olmasından, Hz. Nûh’un önceden o gemiden haberi olduğu, Nûh’a geminin yapısı veya yapılacağı hakkında önceden vahiyle bilgi verildiği anlaşılabilir. Bk. (Hûd: 37) 3 “Tandır kaynamaya” ifâdesi; “(geminin) buhar kazanları kaynamaya, yeryüzü su fışkırtmaya, geminin güç kaynağı çalışmaya, mûcize olarak Hz. Nûh’un özel tandırı kaynamaya, iş kızışmaya” başladı, şekillerinde anlaşılabilirse de bizce en uygunu; “geminin güç kaynağı çalışmaya başlayınca...” şeklinde olanıdır. Zîrâ bu gemi Allah’ın kontrolü altında yapılan mükemmel bir gemidir. Teknolojisi bilinmiyor olabilir. Bk. (Hûd: 25-48)— M. Türk