Mutaffifın 36 Ayet 30. Cüz المطففين
83

Mutaffifın

— Kandıranlar
36 Ayet 30. Cüz
المطففين
83
Mutaffifın
36 Ayet
المطففين
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَيْلٌ لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ ١
Veylun lil mutaffifîn(mutaffifîne).
Ölçüp-tartarken çalanlara¹ yazıklar olsun!² 1 Mutaffifîn: mutaffif’in çoğuludur. Mutaffif: “alırken fazla, verirken eksik ölçen” demektir. Yani, ölçüp tartarken bir şeyler çalan kimselere “mutaffifîn” denilir. 2 Veyl: “vay, yazık, vay haline, yazıklar olsun” demektir. Bir de veyl, “helâk oldu veya olsun” manasına beddua olarak da kullanılır. Ayrıca “veyl”, cehennemde bir vadinin veya kapının da ismidir. Bu âyet: “O gün cehennem, ölçüp-tartarken, çalanlara aittir.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
83:1
2
اَلَّذ۪ينَ اِذَا ا‌كْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَۘ ٢
Ellezîne izektâlû alen nâsi yestevfûn(yestevfûne).
Onlar, insanlardan bir şey alırken tam ölçerler,— M. Türk
83:2
3
وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَۜ ٣
Ve izâ kâlûhum ev vezenûhum yuhsirûn(yuhsirûne).
Başkalarına bir şey ölçerken veya tartarken de eksik ölçer ve tartarlar.— M. Türk
83:3
4
اَلَا يَظُنُّ اُو۬لٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَۙ ٤
Elâ yezunnu ulâike ennehum meb'ûsûn(meb'ûsûne).
4,5. Yoksa onlar o büyük günde (hesap vermek için) diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?— M. Türk
83:4
5
لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ ٥
Li yevmin azîm(azîmin).
4,5. Yoksa onlar o büyük günde (hesap vermek için) diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?— M. Türk
83:5
6
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ٦
Yevme yekûmun nâsu li rabbil âlemîn(âlemîne).
İşte o gün tüm insanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda duracaklar.— M. Türk
83:6
7
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ ٧
Kellâ inne kitâbel fuccâri le fî siccîn(siccînin).
Hayır, (sakın böyle olmayın!) Çünkü (Allah’ın) isyankâr kullarının yazısı kesinlikle Siccîn’dedir.— M. Türk
83:7
8
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ ٨
Ve mâ edrâke mâ siccîn(siccînun).
Bu Siccîn’in tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?— M. Türk
83:8
9
كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ ٩
Kitâbun merkûm(merkûmun).
O, sağlam yazılı,¹ (yanlış ihtimâli olmayan) bir kitaptır.² 1 Merkûm: Terkim olunmuş veya “rakamlı” demektir. Rakm ve terkim, yazı yazmak ve yazıya nokta ve hareke koyarak açıklık vermek ve alâmet koymak manalarına gelir. Hesap alâmeti olan “rakam” da bundan alınmıştır. Bu kelimeye burada beş mana verilmiştir: 1. Açık, tam ve sağlam yazılı, yanlış ihtimali yok, 2. Alametli, alâmeti yazılmış, 3. Tacirin kumaşına koyduğu gibi işaretli, kayıtlı, 4. Mühürlü, damgalı, 5. Kumaşın çizgi ve nakışları gibi silinmez. Bunların hepsi: “Tek ve şüpheden uzak, tahriften salim, her görenin anlayacağı vechile kendilerine verilecek olan kitapları, yazıları, böyle sağlam bir sicilde yazılıdır.” şeklinde birleştirilebilir. (Elmalılı) 2 Bazıları (مَرْقُومٌ كِتَابٌ)’a siccîn’den bedel demişlerdir. Bu durumda önceki sorunun cevabı verilmemiş, siccîn nedir? Kitab-ı merkum nedir? gibi suâl tekrar edilmiş, siccînin neden ibaret olduğu tefsir edilmemiş olur. Hâlbuki yukarılarda zikr olunduğu üzere Kur’anın üslûbunda mazi sîgasiyle (اَدْرٰيكَ وَمَٓا) denildiği zaman cevabı bildirile gelmiştir. Onun için bunun bedel değil “o bir kitab-ı merkumdur” diye suâle cevap olarak siccîni tefsîr olması daha doğrudur. (Elmalılı)— M. Türk
83:9
10
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ ٠١
Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).
O gün, (âhireti) yalanlayanların vay haline!¹ 1 Aynı âyet için Bk. (Mürselat: 15, 19, 24, 28, 34, 37, 40, 45, 47, 49)— M. Türk
83:10
11
اَلَّذ۪ينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۜ ١١
Ellezîne yukezzibûne bi yevmiddîn(yevmiddîni).
Onlar, din gününü de yalanlıyorlar.— M. Türk
83:11
12
وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ ٢١
Ve mâ yukezzıbu bihî illâ kullu mu’tedin esîm(esîmin).
12,13. Hâlbuki o günü ancak kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman; “(bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyen saldırgan ve günâha düşkün kimse yalanlar.— M. Türk
83:12
13
اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَۜ ٣١
İzâ tutlâ aleyhi âyâtunâ kâle esâtîrul evvelîn(evvelîne).
12,13. Hâlbuki o günü ancak kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman; “(bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyen saldırgan ve günâha düşkün kimse yalanlar.— M. Türk
83:13
14
كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ٤١
Kellâ bel râne alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Hayır, (onlar öyle değil!) Aksine, onların işledikleri günâhlar, kalplerinin üzerine pas¹ bağlamıştır.² 1 Burada “lâm”ın, “râ”ya idğam olunmaması için “Hafs Rivâyetine göre” lâm’da hafif bir sekte yapılır. Eğer bu idğam yapılırsa (بَلْ رَانَ) terkibi (بَرَّان) şeklinde okunacağından anlam değişir ve namazda böyle okunursa namaz sahih olmaz. 2 Peygamberimiz: “Kul bir günâh işleyince kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer vazgeçip, tevbe eder ve istiğfar ederse kalbi yine parlar. Yok, döner tekrar yaparsa o leke artar, sonunda kalbini tamamen kaplar. İşte Allah’ın kitabında bahsettiği ‘rân’ budur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Neseî, İbn-i Mâce)— M. Türk
83:14
15
كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ ٥١
Kellâ innehum an rabbihim yevmeizin le mahcûbûn(mahcûbûne).
Hayır! Doğrusu onlar o gün, Rablerini asla göremeyecekler.— M. Türk
83:15
16
ثُمَّ اِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَح۪يمِۜ ٦١
Summe innehum le sâlul cahîm(cahîmi).
Çünkü onlar, kesinlikle cehenneme girecekler.— M. Türk
83:16
17
ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ ٧١
Summe yukâlu hâzellezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
Sonra da onlara: “İşte bu, yalanlayıp durduğunuz (cehennem)dir.” denilecek.— M. Türk
83:17
18
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ ٨١
Kellâ inne kitâbel ebrâri lefî illiyyîn(illiyyîne).
Hayır! (Sakın bunlardan olmayın! Allah’ın) itaatkâr kullarının yazısı da kesinlikle İlliyyîn’dedir.— M. Türk
83:18
19
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ ٩١
Ve mâ edrâke mâ ılliyyûn(ılliyyûne).
Bu İlliyyîn’in tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?— M. Türk
83:19
20
كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ ٠٢
Kitâbun merkûm(merkûmun).
O; sağlam yazılı, (yanlış ihtimâli olmayan) bir kitaptır.— M. Türk
83:20
21
يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَۜ ١٢
Yeşheduhul mukarrebûn(mukarrebûne).
Ve onun şâhitleri is, Allah’a yaklaştırılmış (melekler)dir.— M. Türk
83:21
22
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ ٢٢
İnnel ebrâre le fî naîm(naîmi).
Şüphesiz (Allah’ın) itaatkâr kulları, (âhi-rette) nîmetler içerisindedirler.— M. Türk
83:22
23
عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ ٣٢
Alel erâiki yenzurûn(yenzurûne).
Onlar tahtlar üzerinde etraflarına bakarlar.— M. Türk
83:23
24
تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ ٤٢
Ta’rifu fî vucûhihim nadraten naîm(naîmi).
Sen onları yüzlerindeki nîmet pırıltısından tanırsın.— M. Türk
83:24
25
يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ ٥٢
Yuskavne min rahîkın mahtûm(mahtûmin).
Onlara, kapağı ilk defa açılan, lezzetli bir içecek sunulur.— M. Türk
83:25
26
خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ ٦٢
Hitâmuhu misk(miskun). ve fî zâlike fel yetenâfesil mutenâfisûn(mutenâfisûne).
Onun sonu da misk kokar. Artık imrenecekler, işte buna imrensinler.— M. Türk
83:26
27
وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ ٧٢
Ve mizâcuhu min tesnîm(tesnîmin).
27,28. (O içeceğin) karışımı, (Allah’a) en çok yaklaştırılanların¹ içecekleri bir kaynak olan Tesnim’dendir.² 1 Mukarrabûn: Mukarrab kelimesinin çoğuludur. Bunlar, Kur’an’da Allah’ın kendilerinden övgüyle bahsettiği kimselerdir ve kısaca, “Allah’ın katında yakınlığa, en yüksek mertebe ve makama erdirilmiş iyi kullardır” şeklinde tanımlanabilir. Bu kullar, azîmet ile amel ederek cenneti kazanan kimselerdir. Bu sebeple de normal Müslümanların iyi gördükleri şeyler mukarrabûn için kötüdür.(حَسَنَاتُ الْاَبْرَارِ سَيِّئَاتُ الْمُقَرَّبِينَ) denilmiştir. Vakıa:10 ve 11. ayette bahsedilen sabikûn’un, mukarrabûn olduğu ifâde edilerek her ikisi de aynı anlamda kullanılmıştır. Yani mukarrabun, Allah’ın huzurunda bütün mertebelerin ilerisinde bulunan “sabikûn”dur. Bu iyi kullar Cennette Tesnîm’den içeceklerdir. Tesnîm, Cennet nehirlerinin en efdali olduğu gibi mukarrabûn da Cennet ehli’nin en efdalidir. Bu kelime, Nisa: 172, Mutaffifin: 21. ayetlerde ise Allah’ın katında yakınlığa ve yüksek mertebelere sahip melekler anlamında kullanılmıştır. 2 Tesnim: Yukarı yükseltmek, terfi etmek anlamında mastardır. Cennet kaynaklarından bir çeşme ve Cennet içeceklerinin en yükseğidir. Bu âyetten Allah’a en çok yaklaştırılanların tesnimi sürekli, diğerlerinin ise ikram edilince içeceği, anlaşılmaktadır.— M. Türk
83:27
28
عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ ٨٢
Aynen yeşrebu bihel mukarrabûn(mukarrabûne).
27,28. (O içeceğin) karışımı, (Allah’a) en çok yaklaştırılanların¹ içecekleri bir kaynak olan Tesnim’dendir.² 1 Mukarrabûn: Mukarrab kelimesinin çoğuludur. Bunlar, Kur’an’da Allah’ın kendilerinden övgüyle bahsettiği kimselerdir ve kısaca, “Allah’ın katında yakınlığa, en yüksek mertebe ve makama erdirilmiş iyi kullardır” şeklinde tanımlanabilir. Bu kullar, azîmet ile amel ederek cenneti kazanan kimselerdir. Bu sebeple de normal Müslümanların iyi gördükleri şeyler mukarrabûn için kötüdür.(حَسَنَاتُ الْاَبْرَارِ سَيِّئَاتُ الْمُقَرَّبِينَ) denilmiştir. Vakıa:10 ve 11. ayette bahsedilen sabikûn’un, mukarrabûn olduğu ifâde edilerek her ikisi de aynı anlamda kullanılmıştır. Yani mukarrabun, Allah’ın huzurunda bütün mertebelerin ilerisinde bulunan “sabikûn”dur. Bu iyi kullar Cennette Tesnîm’den içeceklerdir. Tesnîm, Cennet nehirlerinin en efdali olduğu gibi mukarrabûn da Cennet ehli’nin en efdalidir. Bu kelime, Nisa: 172, Mutaffifin: 21. ayetlerde ise Allah’ın katında yakınlığa ve yüksek mertebelere sahip melekler anlamında kullanılmıştır. 2 Tesnim: Yukarı yükseltmek, terfi etmek anlamında mastardır. Cennet kaynaklarından bir çeşme ve Cennet içeceklerinin en yükseğidir. Bu âyetten Allah’a en çok yaklaştırılanların tesnimi sürekli, diğerlerinin ise ikram edilince içeceği, anlaşılmaktadır.— M. Türk
83:28
29
اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ ٩٢
İnnellezîne ecremû kânû minellezîne âmenû yadhakûn(yadhakûne).
Doğrusu o günâhkârlar (dünyada iken) inananlara gülüyorlardı.¹ 1 Ebû Cehl, Velîd b. Mugîre ve benzeri müşrikler; Ammar, Bilâl, Habbab, (r.a) gibi Müslümanlarla alay ediyorlar ve onların durumuna gülüyorlardı. Bu âyet bu olay üzerine indirilmiştir. (Kurtubî)— M. Türk
83:29
30
وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ ٠٣
Ve iza merrû bihim yetegâmezûne.
Onlarla karşılaştıklarında, kaş göz ederek alay ediyorlardı.— M. Türk
83:30
Yükleniyor...
Mutaffifın
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle