اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـ۪ٔينَ وَالنَّصَارٰى وَالْمَجُوسَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۗ اِنَّ اللّٰهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ٧١
İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ves sâbiîne ven nasârâ vel mecûse vellezîne eşrekû innallâhe yafsılu beynehum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), innallâhe alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).
Îman edenler, (Mûsa’nın dinini terk edip de)¹ Yahûdî olanlar, Sâbiîler,² Hıristiyanlar, Mecusîler³ ve müşriklere gelince; kıyamet günü Allah kesinlikle onların aralarını ayıracaktır.⁴ Doğrusu Allah, her şeyi görüp durmaktadır.
1 Hz. Mûsa’nın getirdiği dinin adı, Yahûdîlik olmadığı için tercüme, bu şekilde yapılmıştır. Zira Yahudilik israiloğullarının Hz. Musa’dan sonra uydurdukları batıl bir dindir. 2 Sâbiî: Dininden çıkıp başka bir dine giren demektir. Bu mana itibariyle Sâbiî; “İslâm dışındaki bütün dinler” anlamına gelir. Ancak Arap örfüne göre Sâbiî; a- Meleklere tapanlar, b- Yıldızlara tapanlar, c- Aslı hak din olan bozulmuş bir dine inananlar, d- Putlara tapanlar, demektir. Bk. (Bakara: 62, Mâide: 69) 3 Mecûsîlik: Temel akideleri Ateş’e tapmak olan Zerdüştlük, Mithraîlik, Zurvaîlik, Manilik ve Mazdeklik gibi çeşitli fırka ve mezheplerin ortak adıdır. Mecusîler, Ateş’e tapan, nur ile zulmeti iki hayır ve şer kaynağı olarak kabul eden müşrik bir topluluktur. Mecus kelimesi lügatçiler tarafından “yahûd” gibi bir cins isim olarak kabul edilmiştir. “Mecuslar”ın tâbi oldukları dine “Mecusiyye” denilir. Bu dine Mecusîlik denildiği gibi, Zerdüşt’e isnaden “Zerdüştîlik” veya tanrı “Ahura Mazda”ya isnaden de “Mazdekîlik” adı verilmiştir. Zerdüşt’ün tanrı “Ahura Mazda” tarafından kendisine vahyedildiğini (!) iddia ettiği kitabın adı “Zend Avesta”dır. Bunların tapınaklarına “Ateş Gede” (içinde ateş yanan Mecusî tapınağı) denir. Zerdüşt’ün hayat hikâyesi Hz. Musa’nın hayatından aşırma figürlerle doludur. Zerdüştler, Ehrimen’in (kötülük tanrısı) kötülüklerinden kurtulmanın yolunun şu dört ilkesinin uygulanmasıyla mümkün olacağına inanırlar. (1. Ahura Mazda’ya ibadet, 2. Feriştehlere (melekler) saygı; 3. Cin ve şeytanlara lânet; 4. En yakını ile evlilik.) Zerdüştlükte dünyanın Cennetten daha değerli olduğuna inanılır. Çünkü kötülüğün gücüne karşı verilecek savaş ancak dünyada yapılabilir. Hayatın belirleyici aslı, Hürmüz (Ahura Mazda) ile Ehrimen’in güçleri arasındaki mücadeledir. Ahura Mazda’ya inananlar cennete, Ehrimen’e inananlar da cehenneme gitmeye mahkûmdur. Mazdek, M.S. 5. yüz yılda Zerdüşt dininin bazı kısımlarının değiştirilmesi ve yeniden yorumlanması neticesinde bazı görüşler ileri sürdü. Mazdek, ortaçağın ilk dönemlerinin “komünizmini” kurarak kadının toplumun ortak malı olarak herkesin istifadesine sunulmasını zorunlu hale getirdi. Mazdekler, İslâmî döneme sarkarak Bâbekiyye, İbâhiyye ve Karmatiyye gibi isimler altında Mecusîlik akidelerini yaymaya çalıştılar. Hz. Peygamber (s.a.v)’in doğduğu gece meydana gelen büyük mucizelerden birisi de Mecusîliğin ebedi sanılan ateşinin sönmesi ve Kisra’nın sarayının on dört sütununun devrilmesiydi. İslam’ın doğduğu ve yayıldığı sıralarda, Mecusîlik, İran dışında Umman, Bahreyn, Yemen ve Necran bölgelerinde yaygındı. Asr-ı saadette mecusîlere ehl-i kitap uygulaması yapılmıştır. Fetih yılları içinde İran’da yaşayan Mecusî halk, kitleler halinde İslâm’a girmiştir. Batınîlik, Mecusî etkiler altında ortaya çıkan sapkın bir mezheptir. Bu mezhep, Irak’ta ayrıca Karmatî ve Mazdekî adını almıştır. Hicri XIII. yüzyılda Mecusîliğin farklı bir yorumu ile ortaya çıkan Bâbilik ve Bahâilik, İran’daki Mecusîliğin bütün folklorik mirasına sahiptir. Bahâî’ler eski İran hükümdarı Cemşid’in tahta çıkışı olan 21 Mart (Nev Ruz) gününü bayram kabul ederler. Günümüzde gulat-ı Şia (Alevi) topluluklar arasında bu âdet, ateş üzerinden atlamak ve etrafında dans etmek şeklinde varlığını sürdürmekte olup Mecusîlik geleneklerindendir. Sühreverdî’nin tasavvuf adı altında sunduğu felsefesindeki, melekler hiyerarşisi, yüce ışık (Nur’ul-A’zam) felsefesi, Mazdeklerdeki melekler ilmine dayanır. Kaderiyyecilerin ve Muhiddin-i Arabi’nin, Allah’ı hayırların; şeytanı da şerlerin yaratıcısı kabul etmeleri, (Bk. Şeytanın Hileleri) yani (haşa) Allah’ı Hürmüz’e, şeytanı da Ehrimen’e karşılık yaratıcı ilke kabul etmeleri Mecusilikten alınmadır. Mecusiliği bu kadar uzun anlatmamızın sebebi, zamanının toplum mühendislerinin çeşitli tarikat ve mezhepler adı altında İslam’a bu batıl itikatları nasıl yerleştirdiklerinin iyi anlaşılması içindir. 4 Mü’minleri cennete, diğerlerini cehenneme koyarak aralarında hükmünü verecektir.— M. Türk