1
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ١
E lem neşrah leke sadrek(sadreke).
(Ey Muhammed!) Biz, senin gönlünü açıp genişletmedik mi? ¹
1 Şerh: Eti açıp genişletmek, gizli olanı ortaya çıkarmak, izah etmek demektir. Sadr: İnsanın gövdesinin belinden başına doğru olan ön ve üst kısmı, sine, göğüs veya bağır demektir. Şerh-i sadr: Göğsü açıp genişletmek demek olduğu halde, kinâye olarak; “kalbe ferahlık vermek, gönlünü açmak ve nefsi herhangi bir fiil veya söze açmak anlamında” daha çok kullanıldığı için, bu kinâyeli anlam tercih edilmiştir. Şerh-i Sadr konusunda iki görüş vardır: 1- Peygamberimizin çocukluğunda, Peygamberliği esnasında veya mirac gecesinde göğsü yarılıp, kalbi çıkarılıp, yıkanarak tekrar yerine konduktan sonra îman ve hikmet ile doldurulmasıdır ki; bu ihtilaflıdır. Müfessirlerin bir kısmı, bu rivâyetleri reddetmiştir. Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Neseî’de zikredilen mirac hadisindeki olayın ise, uyku ile uyanıklık arası olduğu ifâde edilmiştir. 2- Peygamberimizin gönlünün bütün önemli olaylara açılması, telâş etmemesi, şaşırmaması, bütün mü’minlere şefkatle davranması anlamındadır ki; bu kelime (En’am: 125, Nahl: 106, Zümer: 22, Tâ Hâ: 22)’de de benzeri anlamda kullanılmıştır. Bunu Elmalılı: [Hz. Peygamber (s.a.v) peygamber olarak gönderilince Allah’tan başka ilâhlardan ve onlara tapanlardan uzak olmak, insanlar ve cinlerle uğraşmak önce zor gelmiş, göğsünü daraltmıştı. Fakat Allah, ona öyle âyetler göstermişti ki bunlarla bütün o zorlukları aşma gücü ve imkânı bulmuş ve yüklenmiş olduğu her meşakkat, her şey gözünde küçülmüş idi. O şekilde ki kalbinden bütün tasa ve düşünceleri çıkarmış, ancak bir tek düşünce bırakmıştı. Çoluk çocuğun nafakası sıkıntılarını tınmaz, insanlardan ve cinlerden gelen eziyetlere önem vermez olmuştu. Şu halde “şerh-i sadr”, dünyanın değersizliğini ve ahiretin değerini bilmekten ibaret olur ki bunun benzeri “Allah kimi dosdoğru yola iletmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Kimin de saptırılmasını isterse onun da gönlünü, sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltır. (Allah dilerse) îman etmeyen kimseleri işte böyle pislik içerisinde bırakıverir.” (En’âm: 125) âyetidir] şeklinde izah etmiştir.— M. Türk
94:1