يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَكَـفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ ٤١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû ensârallâhi kemâ kâle îsebnu meryeme lil havâriyyîne men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), fe âmenet tâifetun min benî isrâîle ve keferet tâifeh(tâifetun), fe eyyednellezîne âmenû alâ aduvvihim fe asbehû zâhirîn(zâhirîne).
Ey îman edenler! Meryem oğlu İsa’nın havarilere:¹ “Allah’la beraber kim bana yardımcıdır?² deyince, Havarilerin: “Allah’ın yardımcıları bizleriz.” dedikleri gibi, sizler de Allah’ın yardımcıları olun. (Sonunda) İsrâil oğullarından bir topluluk îman etti, bir topluluk da inkâr etti. Biz de düşmanlarına karşı, inananlara yardım ettik ve (sonuçta) onlar, galip geldiler.
1 Havariyyun: Havarî’nin çoğuludur, beyaz ve beyazlık anlamına gelir. Mecâzen halis ve temiz dost anlamında kullanılmış ve özellikle Peygamberlerin davetine yardımcı olanlara da iyi niyet ve temizliklerinden dolayı “havarî” denilmiştir. Fakat bu kelime daha çok İsa (a.s.)’ın en seçkin yardımcıları olan kimseler hakkında kullanılmıştır ve bunlar “on iki” kişiden ibârettir. Bazı bilginlere göre bunlara Havâri denmesinin sebebi; onların, insanların ruhlarını din ve ilim öğreterek arındırmalarından veya beyaz giydikleri için bu ismi aldıkları da söylenir. (Buhârî) Hz. İsa bu şahısları Allah’ın dinini insanlara duyurmaları için çeşitli beldelere göndermiştir. Bunların isimleri ve haklarındaki bilgiler Hıristiyan kaynaklarına dayandığı için bahse değer görülmemiştir. Sonradan havariler içerisine dâhil edilen “Pavlos”, aslında havarilerden değildir. Peygamber (s.a.v)’in: “Her Peygamberin havârisi vardır, benim havârim de Zübeyr b. Avvam’dır” buyurmuştur. (Buhârî, Müslim, İbnu Mâce) Efendimiz (s.a.v): “Zübeyr benim ashabımın seçkinlerindendir ve yardımcımdır” demek suretiyle, havârilerin peygamberlerin yardımcıları olduklarına işaret etmiştir. Zeccâc’a göre de Hz. Peygamber’in ashabının tamamı havaridir. Bazı âlimler de Peygamberimizin havarilerinin: Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hamza, Ca’fer, Ebû Ubeyde b.Cerrah, Osman b. Maz’un, Abdurrahman b. Avf, Sa’d b. Ebî Vakkas, Talha b. Ubeydillah ve Zübeyr b. Avam (r.anhüm) olduklarını ifâde etmişlerdir. Bk. (Maide: 111) 2 Âyetin bu bölümü genellikle (إِلَى) harf-i cerrine (-e,-a) anlamı verilerek, “Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?” şeklinde tercüme edilmiştir. Bu tercüme halisane bir niyetle yapılsa bile, bir peygamberin Allah’ın yardımını unutup, Onun kullarından yardım dilemesi o peygamber için bir hata olur. -Tıpkı Lut (a.s.)’ın kavminin saldırıları karşısında bir kaleye sığınmayı istemesi gibi.- Ancak (إِلَى) harf-i cerri (مَعَ) (beraber) anlamına da geldiği için (Muğn’il-Lebib) yukarıdaki tercüme, bu dikkate alınarak yapılmıştır ve bu tercümeye göre de Hz. İsa (a.s.) hata yapmamıştır.— M. Türk