1
اِذَا جَٓاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِۢ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَـكَاذِبُونَۚ ١
İzâ câekel munâfikûne kâlû neşhedu inneke le resûlullâh(resûlullâhi), vallâhu ya’lemu inneke le resûluh(resûluhu), vallâhu yeşhedu innel munâfikîne le kâzibûn(kâzibûne).
(Ey Muhammed!) Münâfıklar,¹ senin yanına gelince: “Biz gerçekten senin kesinlikle Allah’ın elçisi olduğuna inanıyoruz.” dediler. Zâten Allah senin kendisinin elçisi olduğunu bilip duruyor. Hattâ Allah münâfıkların tam birer yalancı olduklarını da biliyor.
1 Münâfık: Sözlükte “tarla faresi yuvasına girmek, olduğundan başka türlü görünmek” anlamındaki “nifâk” mastarından türemiş bir sıfattır. Kelimenin, “tarla faresinin bir tehlike anında kaçmasını sağlamak üzere yuvası için hazırladığı birden fazla çıkış noktasının birinden girip diğerinden çıkması” biçimindeki kök manasından hareketle münafık, “dinin bir kapısından girip diğerinden kaçan çifte şahsiyetli kimse” olarak da tanımlanmıştır. İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, çeşitli sebeplerden dolayı ve menfaati icabı kendini Müslüman göstererek Allah’a, Rasûlüne ve mü’minlere düşmanlığını gizleyen kimse demektir. “Nifak, kalpte olursa küfür, amelde olursa suçtur.” (Kurtubî) Bu bakımdan, münafıklardaki nifak hâli îtikâdî ve amelî olarak iki grupta toplanır: 1. İtikâdî nifak: Kur’an-ı Kerim’de karakterize edilen, dünyada iken Müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca kâfirlerden daha kötü muameleye tâbî tutulmasına sebep olacak olan nifak halidir. (Nisâ: 145) 2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı Müslüman kişilerin durumudur. Meselâ: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder” (Tirmîzî) hadisi ve benzerî hadisler îtikâdî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tembihler mahiyetindeki emirlerdir. Zira amelî nifak çoğalınca ileride Müslümanın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir. Kur’an-ı Kerim insanları; mü’min, kâfir, münâfık olmak üzere üç grupta toplar. (Bakara: 1-20) Münafıklar: İslâm toplumu içinde fesatçıdırlar. (Bakara: 9-13) İnananlarla yan yana gelince, “sizinle beraberiz” derler. Fakat şeytanlarıyla baş başa kalınca; “biz onları aldattık” diye alay ederler.” (Bakara: 13-15) Namaza üşene üşene kalkarlar (Nisâ: 142-143) İnsanları Allah yolundan döndürmek için yalan yere yemin ederler. (Mücadele: 14) Münafıkların kalbi verimsiz toprak gibidir (A’raf: 58), dönektirler. (Nisâ: 141, Ankebût: 10-11) Bunlar görünüşte îman edip kalpleriyle kâfirdirler. (Münafıkûn: 3) Ebedî Cehennemliktirler. (Tevbe: 67-69) Kötü sözlerin Müslümanlar arasında yayılmasını isterler. (Nûr: 19) Kur’an-ı Kerim âyetleriyle alay ederler. (Nisa: 140) İslâm toplumu içinde yalan-yanlış uydurma haber yayarlar (Ahzâb, 33/60-61) Kur’an’da Mekke döneminde inen ayetler münafıklardan bahsetmez. Zira şirk döneminde imansızlığı gizlemeye ihtiyaçları— M. Türk
63:1