1
وَالْفَجْرِۙ ١
Vel fecr(fecri).
1,2,3,4. Şafağa,¹ on geceye,² çifte ve teke³ ve geçip gitmekte olan geceye⁴ yemin olsun. ⁵
1 Fecir: Sözlük anlamı “yarmak” demektir. Araplar yerden suyun toprağı yararak çıkıp akmasına “inficâr” derler. Sabah aydınlığına, şafak sökmesine ve tan yerinin ağarmasına da “fecir” derler ki, gecenin karanlığında aydınlığı ortaya çıkardığından dolayı ona bu ad verilmiştir. Gece karanlığının çatladığı sabahın ilk beyazlığıdır ki, dilimizde “şafak atması, tan sökmesi” şeklinde ifade edilir. Bunun dikey olarak önceden görünen şekline “yalancı fecir”, yatay olarak görünenine de “gerçek fecir” denir. Yalancı fecirle dinen namaz ve oruç hükümlerinin bir ilgisi yoktur. Bu hususlarda gerçek fecre itibar edilir. Buna göre fecir, “cihanın karanlıktan aydınlığa geçmek üzere gülümsediği en neşeli, mutlu bir anıdır.” Fıkıh terimi olarak fecir; “tan yerinin ağarması ve sabah vaktinin başlangıcı” demektir. Ayet ve hadislerde gecenin bittiğini, gündüzün başladığını, yatsı namazı vaktinin bitip sabah namazı vaktinin başladığını, oruç tutacak kimse için yeme ve içmenin sona erdiğini ve imsak olduğunu bildiren anı ve zamanı ifade eder. Fecr-i Kâzib veya (yalancı fecir) herhangi bir vaktin başlangıcı değildir. Namaz ve oruç açısından bir şey ifade etmez. Yatsı namazının vakti henüz devam etmektedir. Bu zamanda yatsı namazı kılınabilir, oruç tutacak olan yiyip içebilir. Fecr-i sâdıkla sabah namazı vakti girer, oruç yasağı başlar. Oruç ikinci fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar devam eder. Sabah namazı da ikinci fecrin doğuşundan başlar, güneşin doğuşuna kadar süren zaman içinde kılınır. Yani fecr-i sâdık demek güneşin doğuşu demek değildir. Bu şafak, Mekke’de doğmakta olan, “İslâm güneşinin aydınlanan şafağına” bir işaret de olabilir. 2 Bu on gecenin, “zilhicce’nin ilk on gecesi, ramazan’ın son on gecesi veya muharrem’in ilk on gecesi” olduğu hakkında rivâyetler varsa da gece kelimesinin belirsiz (nekra) olması sebebiyle bu geceleri veya tümünü anlamakla birlikte, Allah’ın bize mahiyetini bildirmediği bir başka on gece de anlaşılabilir. 3 Bu iki kelime hakkında tefsirciler çok fazla yorum zikretmişlerdir. Rivayet bakımından en kuvvetli olanları: 1. Mücahid’den rivayet olduğu üzere “Şef’,” yaratılan her şey; “vetr”, yüce Allah’tır. (Buhârî) 2. Rasulullah (s.a.v)’a (وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ) âyetinin mânâsı sorulunca o: "Namazdır, çünkü onun bir kısmı çift, bir kısmı tektir." buyurdu. (Ahmed, Tirmizî) 3. İbnü Abbas’tan: “Şef’,” Kurban bayramının ilk günü (Zilhicce’nin onuncu günü); “vetr”, arefe (Zilhicce’nin dokuzuncu günü) günüdür. Bununla ilgili olarak daha birçok rivâyet varsa da rivâyetlerin hemen hemen hepsi de yoruma dayalı rivâyetler olduğu için, burada zikredilmesine gerek görülmemiştir. Allah’ın yarattığı “tek ve çift olan şeylerin” tamamını anlamak mümkün ise de en doğrusunu Allah bilir. 4 (يَسْرِ)’in, aslı (يَسْرِى)’dir. Fasıla için “ya” hazf olunarak “ra”nın kesresiyle iktifa olunmuştur, meczum değildir ve İsrâ gibi gece gitmek manasına gelir. Gecenin gece gitmesi, gece içinde geceyi düşündürür gibi katmerli bir ifadedir. Bu gibi makamda tecrid (soyutlama) âdet olduğundan mücerred (soyut) yürümek mânâsına alınması uygun ise de bunda iki nükte daha vardır. Birisi, geceden maksat “karanlık” olduğuna ve karanlığın yok olmaya yüz tuttuğu ana işaret olması, birisi de gecenin bir de “gam ve elemle” ilgili olduğuna ve o gam ve elemin geçmek üzere bulunduğu ana işaret olmasıdır. Ki bu anlar, sabaha yakın olan mübarek seher vakitleridir. (Elmalılı) 5 Bu dört âyeti: “İslâm’ın aydınlanan şafağına, azalmakta olan sıkıntılı gecelere, bu yolda birer ikişer yürüyen kimselere ve tükenmek üzere olan küfür karanlıklarına yemin olsun!” diye anlamak mümkünse de en doğrusunu Allah bilir.— M. Türk
89:1