1
عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ ١
Abese ve tevellâ.
1,2. (Peygamber) kör adamın kendisine gelmesinden¹ hoşlanmadı² ve yüzünü çevirdi.
1 Hz. Aişe ve İbnu Abbas’tan: “Abese sûresi, Hz. Hatice’nin dayısının oğlu, âmâ Abdullah b. Ümmi Mektûm hakkında nâzil oldu. Abdullah, Peygamberimize gelerek; “Ey Allah’ın Rasûlü! Beni irşat et!” deyip duruyordu. Peygamberimizin yanında ise, müşriklerin büyüklerinden, Utbe b. Rabî’a, Ebû Cehil, Abbas b. Abdülmuttalib ve Ümeyye b. Halef vardı. Peygamberimiz âmâ’ya aldırmadı, yüzünü buruşturup döndü ve ötekilere yöneldi. Peygamberimiz sözünü bitirip kalkacağı esnada Abese sûresi nâzil oldu.” (Tirmizî, Muvatta) (Buhârî’de bu olaya dâir bir rivâyet zikredilmemiştir.) Bazıları hiçbir kaynak göstermeden Müddessir: 11-24. ayetlerdeki şahısla bu olaydaki şahısların aynı şahıslar olduğunu söyleyerek (عَبَسَ) fiilinin öznesinin bu şahıslar olduğunu söylemişlerdir. Hâlbuki Müddessir suresinde bahsedilen şahıs Velîd b. Muğîre’dir. Buradaki şahıslar ise, Utbe b. Rabî’a, Ebû Cehil, Abbas b. Abdülmuttalib ve Ümeyye b. Halef’tir. Eğer (عَبَسَ) fiilinin öznesi bu şahıslar olsa idi fiilin çoğul gelmesi gerekirdi. (Arapçada çoğul olan fail gizli olduğu zaman fiil çoğul kullanılır.) Bu ayetin iniş sebebi hakkında yukarıdaki rivayetler ve sünnî müfessirlerin büyük çoğunluğunun kanaati böyledir. Bu sebeple rivayeti ve gerekçesi kendi keyfinden veya Şii müfessirlerden (Bk. Tabatabaî) menkul olanlara itibar etmemek gerekir. Bir de bu âyetten Peygamberlerin de hata edebilecekleri anlaşılmaktadır. Peygamberimizin buna benzer hataları (zelle) için. Bk. (En’am: 52, Kehf: 23, Tahrim: 1, Tevbe: 113, Kasas: 56) 2 Abs ve Ubus: Huzursuzluktan yüzü burkulmak, yüzü ekşimek, burun çevrilmek, çehre dürülmek, demektir. Müteaddî olarak kullanılırsa, yüz ekşitmek, surat etmek, surat asmak, çehreyi dürmek, kaşını çatmak manalarını ifade eder. Burada yüz zikredilmediği için “hoşlanmadı” şeklinde anlamak daha uygun olur.— M. Türk
80:1