Rahman 78 Ayet 27. Cüz الرحمن
55

Rahman

— Merhametli
78 Ayet 27. Cüz
الرحمن
55
Rahman
78 Ayet
الرحمن
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَلرَّحْمٰنُۙ ١
Er rahmân(rahmânu).
Rahman¹ (olan Allah), 1 Rahmân (اَلرَّحْمٰنُ): Allah’a ait bir sıfattır. Hem mevsuflu, hem mevsufsuz olarak tek başına özel isim olarak kullanılabilen bir “sıfat-ı müşebbehe”dir ve pek merhametli, çok rahmet sahibi anlamlarına gelir. Gramer itibarıyla bu sıfat kimde bulunursa ona rahman demek mümkün ise de bu şekilde hiç kullanılmamıştır. Rahman, sadece Allah’a ait bir sıfattır. Yukarıdaki tercüme, (اَلرَّحْمٰنُ) kelimesinin mübteda, devamının ise haber olması düşünülerek yapılmıştır. Fakat bu ayetin müstakil bir âyet olduğuna nazaran mukadder bir mübtedanın haberi olarak da düşünülebilir. O zaman ayeti anlamı: “Allah Rahmandır veya O, Rahmandır” şeklinde olur. Rahman ile ilgili olarak Bk. (Fatiha: 1, Haşr: 22)— M. Türk
55:1
2
عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ ٢
Allemel kur’ân(kur’âne).
Bu Kur’an’ı (Peygamberine) öğretti,¹ 1 (عَلَّمَ) fiili, iki mef’ule müteaddi olduğu için ikinci mef’ul, “insan, Cebrail veya Peygamber” olabilir. Ayrıca (عَلَّمَ) fiili alâmet mastarından alınırsa âyetin tercümesi; “Kur’an’ı (ibret alacaklara) bir mûcize kıldı.” şeklinde olabilir.— M. Türk
55:2
3
خَلَقَ الْاِنْسَانَۙ ٣
Halakal insân(insâne).
3,4. İnsan (cinsini) yarattı, ona duygularını ifade etmeyi¹ öğretti. 1 Beyan: Bir kimsenin, kendini, vicdan ve gönlündeki duygu ve idraklerini haricindekilere açık ve güzel ifade ile anlatmak, ifade-i meram etmek ve anlamak demektir. Zira ilim ve Kur’an’ı öğrenme nimeti de bununla oluşur. Hz. Âdem yaratıldıktan sonra isimleri öğrenmesi sayesinde meleklerin bilemediklerini bildi, anlayamadıklarını anladı. Peygamberlerin peygamberliğe mazhar olması, tebliğ yapabilmeleri, kitaplar getirmeleri, ümmetlerin onlardan istifade edebilmeleri hep “beyan ilmi,” dil nimeti sâyesinde olduğu gibi Kur’an’a ve Kur’an’ın tefsir ve tercümesi nimetine nâil olmamız ve ondan istifade derecemiz dahi o nimetten hissemiz nispetindedir. (Elmalılı)— M. Türk
55:3
4
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ ٤
Allemehul beyân(beyâne).
3,4. İnsan (cinsini) yarattı, ona duygularını ifade etmeyi¹ öğretti. 1 Beyan: Bir kimsenin, kendini, vicdan ve gönlündeki duygu ve idraklerini haricindekilere açık ve güzel ifade ile anlatmak, ifade-i meram etmek ve anlamak demektir. Zira ilim ve Kur’an’ı öğrenme nimeti de bununla oluşur. Hz. Âdem yaratıldıktan sonra isimleri öğrenmesi sayesinde meleklerin bilemediklerini bildi, anlayamadıklarını anladı. Peygamberlerin peygamberliğe mazhar olması, tebliğ yapabilmeleri, kitaplar getirmeleri, ümmetlerin onlardan istifade edebilmeleri hep “beyan ilmi,” dil nimeti sâyesinde olduğu gibi Kur’an’a ve Kur’an’ın tefsir ve tercümesi nimetine nâil olmamız ve ondan istifade derecemiz dahi o nimetten hissemiz nispetindedir. (Elmalılı)— M. Türk
55:4
5
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ ٥
Eş şemsu vel kameru bi husbân(husbânin).
Güneş ve ayın hareketleri de belirli bir hesaba göredir.— M. Türk
55:5
6
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ ٦
Ven necmu veş şeceru yescudân(yescudâni).
Bitkiler ve ağaçlar, (Allah’a) eksiksiz itaat ederler.¹ 1 Bu âyet, “yıldızlar ve ağaçlar (Allah’a) eksiksiz itaat ederler.” diye de tercüme edilebilir.— M. Türk
55:6
7
وَالسَّمَٓاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْم۪يزَانَۙ ٧
Ves semâe refeahâ ve vedaal mîzân(mîzâne).
7,8. O (Allah, dünya) göğünü yükseltti ve (aralarına) sınırını asla aşamayacağınız, bir genel denge kanunu¹ koydu. 1 Mîzan: Ölçü aleti, terazi demektir. Vezin, eşyanın yekdiğerine nispetle miktarı veya miktarının tanınmasıdır ki esasen ağırlık için kullanılır. Bu suretle vezin, daima bir denkleşme nispetini ifade ettiğinden adalete ve adaletin ölçüsü olan şeriata da “mizan” tabir oluna gelmiştir. Onun için burada mîzan, eşyanın gerek ağırlık itibariyle ve gerek diğer suretle miktarlarının tanınmasına ölçü olarak herhangi bir alet manasına kullanılabileceği gibi daha şümullü olmak üzere adalet manasına kullanılmış, şeriat ile de tefsir edildiği olmuştur. Burada mîzan kelimesinin üç kere zikredilmesi tavsiyeyi takviye için bir tekrardır ve birkaç manaya gelmektedir. 1. Mîzan, Semanın yükseltilmesi münasebetiyle zâhir olan mana, bütün eşya arasındaki genel denge kanunudur. 2. Her şeyi, eşya arasında lâyık olduğu mevki ve mertebeye koymak demektir. 3. Ahiretteki amel terazisi de olabilir.— M. Türk
55:7
8
اَلَّا تَطْغَوْا فِي الْم۪يزَانِ ٨
Ellâ tatgav fîl mîzân(mîzâni).
7,8. O (Allah, dünya) göğünü yükseltti ve (aralarına) sınırını asla aşamayacağınız, bir genel denge kanunu¹ koydu. 1 Mîzan: Ölçü aleti, terazi demektir. Vezin, eşyanın yekdiğerine nispetle miktarı veya miktarının tanınmasıdır ki esasen ağırlık için kullanılır. Bu suretle vezin, daima bir denkleşme nispetini ifade ettiğinden adalete ve adaletin ölçüsü olan şeriata da “mizan” tabir oluna gelmiştir. Onun için burada mîzan, eşyanın gerek ağırlık itibariyle ve gerek diğer suretle miktarlarının tanınmasına ölçü olarak herhangi bir alet manasına kullanılabileceği gibi daha şümullü olmak üzere adalet manasına kullanılmış, şeriat ile de tefsir edildiği olmuştur. Burada mîzan kelimesinin üç kere zikredilmesi tavsiyeyi takviye için bir tekrardır ve birkaç manaya gelmektedir. 1. Mîzan, Semanın yükseltilmesi münasebetiyle zâhir olan mana, bütün eşya arasındaki genel denge kanunudur. 2. Her şeyi, eşya arasında lâyık olduğu mevki ve mertebeye koymak demektir. 3. Ahiretteki amel terazisi de olabilir.— M. Türk
55:8
9
وَاَق۪يمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْم۪يزَانَ ٩
Ve ekîmul vezne bil kıstı ve lâ tuhsırûl mîzân(mîzâne).
(Siz de) ölçüyü dosdoğru uygulayın ve bu ölçüden asla şaşmayın.¹ 1 Bu âyet, “ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
55:9
10
وَالْاَرْضَ وَضَعَهَا لِلْاَنَامِۙ ٠١
Vel arda vedaahâ lil enâm(enâmi).
Yeryüzünü de bütün yaratıklar¹ için düzenledi. 1 En’am: halk, cin, insan ve yaratıklar demektir.— M. Türk
55:10
11
ف۪يهَا فَاكِهَةٌۖ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ ١١
Fîhâ fâkihetun vennahlu zâtul ekmâm(ekmâmi).
11,12. Orada, (çeşitli) meyveler ve salkımlı hurma ağaçları, yapraklı (olarak yetişen) taneler ve hoş kokulu bitkiler, vardır.— M. Türk
55:11
12
وَالْحَبُّ ذُوالْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُۚ ٢١
Vel habbu zul asfi ver reyhân(reyhânu).
11,12. Orada, (çeşitli) meyveler ve salkımlı hurma ağaçları, yapraklı (olarak yetişen) taneler ve hoş kokulu bitkiler, vardır.— M. Türk
55:12
13
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣١
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!)¹ O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?² 1 Bu ifâde, sûredeki 3, 15, 31 ve 33. âyetlerde sürekli insan ve cin ikilisinden bahsedildiği için konulmuştur. Razi de bu ikilinin, erkek ve kadın olduğunu ifâde etmektedir. En doğrusunu Allah bilir. 2 İbnu Ömer ve Cabir’den (r.a): Peygamberimiz, ashâbına “rahman sûresini” okuyup onlar da susunca; “ben Rablerine karşı, cinlerden sizinkinden daha güzel bir cevap işitiyorum? Ben, cinlere Kur’an okuduğumda bu âyete gelince onlar, ‘Ey Rabbimiz! Hiçbir nîmetini asla yalanlamayız.’ dediler.” buyurdu. (Taberî) Bu âyet, (Rahman: 13, 16, 18, 21, 23, 25, 28, 30, 32, 34, 36, 38, 40, 42, 45, 47, 49, 51, 53, 55, 57, 59, 61, 63, 65, 67, 69, 71, 73, 75, 77)’de toplam 31 defa tekrar edilmiştir.— M. Türk
55:13
14
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِۙ ٤١
Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri).
O, insanı ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan¹ yarattı. 1 Allah insanı, tıngır tıngır ses veren kuru çamur (salsâl) ve iyi pişkin saksı, yani testi gibi çın çın ses verecek kadar kurumuş, hayattan son derece uzak, kuru topraktan yani hiçbir canlılık eseri bulunmayan çamurdan yarattı.— M. Türk
55:14
15
وَخَلَقَ الْجَٓانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ ٥١
Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin).
Cinleri de dumansız bir ateşten¹ yarattı. 1 “Dumansız ateş”; elektrik, ışın, görünmeyen gizli bir takım hayatî unsurlar şeklinde de anlaşılabilir.— M. Türk
55:15
16
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٦١
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!) O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?— M. Türk
55:16
17
رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِۚ ٧١
Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn(magribeyni).
O iki doğunun da Rabbidir, iki batının¹ da Rabbidir. 1 Bu ifâde: a- 5. âyete göre güneş ve ayın doğu ve batıları, b- Yaz ve kış günlerinin uzayıp kısalmasına göre her gün değişen doğu ve batıları, olabilir. c- Çeşit kastederek gerek güneşin ve gerek diğer yıldızların doğusu demek olabilir ki bütün gök cisimlerinin doğu ve batılarına işaret edilmiş olabilir. d- Dünyanın yuvarlak olması itibariyle her yarısına nazaran bir doğu ve batıya işaret edilmiş olur ki bunda doğu denilen bir nokta ayni zamanda batı ve batı denilen nokta da aynı zamanda doğu olmuş olur.— M. Türk
55:17
18
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٨١
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!) O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?— M. Türk
55:18
19
مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِۙ ٩١
Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni).
19,2. O, aynı hizada bulunan iki denizi, aralarına birbirlerinin sınırını asla geçemeyecekleri şekilde engel koyarak¹ iç içe bıraktı. 1 Bu ifâdeyi; denizde ve karada, tatlı suyla acı suyun arasına engel koyup birbirine karıştırmayan, bulutlarla denizler ve mü’minlerle kâfirler arasına birbirlerine karışmamaları için engeller koyan veya iki deniz arasına kara parçaları koyup birbirlerine karışmalarını engelleyen, şeklinde anlamak da mümkündür. Bk. (Furkan: 53, Neml: 61) Ancak 20. ayetten, denizde ve karada, bulunan tatlı suyla acı suyun arasını anlamak daha doğru olabilir.— M. Türk
55:19
20
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِۚ ٠٢
Beynehumâ berzehun lâ yebgıyân(yebgıyâni).
19,2. O, aynı hizada bulunan iki denizi, aralarına birbirlerinin sınırını asla geçemeyecekleri şekilde engel koyarak¹ iç içe bıraktı. 1 Bu ifâdeyi; denizde ve karada, tatlı suyla acı suyun arasına engel koyup birbirine karıştırmayan, bulutlarla denizler ve mü’minlerle kâfirler arasına birbirlerine karışmamaları için engeller koyan veya iki deniz arasına kara parçaları koyup birbirlerine karışmalarını engelleyen, şeklinde anlamak da mümkündür. Bk. (Furkan: 53, Neml: 61) Ancak 20. ayetten, denizde ve karada, bulunan tatlı suyla acı suyun arasını anlamak daha doğru olabilir.— M. Türk
55:20
21
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!) O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?— M. Türk
55:21
22
يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ۬ وَالْمَرْجَانُۚ ٢٢
Yahrucu min humel lûluu vel mercân(mercânu).
Bu iki (denizden) de inci ve mercan çıkar.— M. Türk
55:22
23
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!) O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?— M. Türk
55:23
24
وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَاٰتُ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِۚ ٤٢
Ve lehul cevâril munşeâtu fîl bahri kel alâm(alâmi).
Denizde dağlar gibi yelken açmış gemiler de Onundur. ¹ 1 Bu âyet, “denizde bayraklar gibi yelken açmış gemiler de Onundur.” diye de tercüme edilebilir.— M. Türk
55:24
25
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ۟ ٥٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!) O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?— M. Türk
55:25
26
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ ٦٢
Kullu men aleyhâ fân(fânin).
(Yerin) üzerindekilerin¹ hepsi yok olacaktır. 1 (مَنْ) akıllılara delalet ettiği için tercüme yukarıdaki şekilde yapılmıştır. Yani yeryüzünde bulunan insan ve cin gibi akıllı varlıkların hepsi yok olacaktır.— M. Türk
55:26
27
وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُوالْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِۚ ٧٢
Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm(ikrâmi).
Ancak son derece yüce ve lütuf sahibi olan Rabbinin zatı, baki kalacaktır.— M. Türk
55:27
28
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٨٢
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!) O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?— M. Türk
55:28
29
يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ ٩٢
Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.
Göklerde ve yerde olan herkes Ondan ister. Çünkü O her an her işi idare edip durmaktadır. ¹ 1 Yani Allahu Teâlâ her an nicelerini yok eder, nicelerini var eder ve nicelerini zengin eder, bir takım ahvali giderir bir takım ahvali getirir, dualara icabet buyurur. Hz. Peygamber (s.a.v) bu ayette: “Günahlara mağfiret buyurmak, sıkıntıları açmak ve bir takımlarını yükseltip bir takımlarını alçaltmak da onun şanındandır,” buyurmuştur. Bu ayetteki (يَوْم) gün: a- mutlak vakit manasına olarak her saat, her an manasına tefsir edilmiştir. b- Hasan el-Basrî’den nakledildiği üzere; Allahu Teâlâ’ya göre zaman iki günden ibarettir. Birisi dünya, birisi ahirettir. Her birine göre de Allah’ın bir işi vardır. Dünyadaki işi “emir ve nehiy”, ahiretteki işi de “hesap ve cezadır.” (Elmalılı)— M. Türk
55:29
30
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٠٣
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).
(Ey insanlar ve cinler!) O halde, Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?— M. Türk
55:30
Yükleniyor...
Rahman
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle