Maun 7 Ayet 30. Cüz الماعون
107

Maun

— Yardımlaşma
7 Ayet 30. Cüz
الماعون
107
Maun
7 Ayet
الماعون
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يُكَذِّبُ بِالدّ۪ينِۜ ١
E raeytellezî yukezzibu bid dîn(dîne).
Baksana! Şu dini¹ yalanlayana!² 1 Bu sûre; Âs b. Vâil Sehmî, Velîd b. Muğîre veya Ebû Cehil ve bunlar gibileri hakkında nazil olmuştur. Rivayetlere göre Ebu Cehil bir yetimin vasisi bulunuyordu. Bir gün o yetim çırılçıplak bir halde ona gelmiş ve kendi malından bir şey istemişti. Ebu Cehil onu itivermiş ve aldırmamış idi. Kureyş’in ileri gelenleri de çocuğa: “Muhammed’e git de sana şefaat ediversin” diyerek, alay etmişlerdi. Öksüz, onların maksatlarını bilmediği için Rasulullah’a gelip yardımcı olmasını istemişti. Peygamberimizin (s.a.v) hiçbir muhtacı reddetmek âdeti olmadığı için kalkmış, onunla beraber Ebu Cehil’in yanına gitmişti. Ebu Cehil, “buyurun” deyip onu selamlamış ve öksüzün malını vermişti. Kureyş’liler bunun üzerine Ebu Cehil’e serzenişte bulunarak: “sen de sapıttın, Muhammed gibi sabileştin” demişler. O: “Hayır, sapıtmadım fakat onun sağında solunda birer mızrak gördüm, vermezsem vuracak diye korktum” demişti. İbnu Abbas’tan bir rivayette de “hem cimri, hem de mürai bir münafık hakkında nazil oldu” denilmiştir. Demek ki bu sûre bunların birisi veya hepsi sebebiyle nazil olmuştur. Fakat hükmü onlara mahsus değil, öylelerin hepsini içine alır. 2 Din: Kelime olarak, ceza-mükâfat, hesap, kaza, siyaset, itaat, âdet, hal, millet ve şeriat anlamlarına gelen bir mastardır. Terim olarak ise din: “akıllıların kendi istekleriyle seçtikleri ve kendilerini iyiliğe götüren manevî bir yol ve kanun”, demektir. Burada da “din”, en mutlak ve en esaslı anlamı olan “ceza” mânâsınadır. (Tin Sûresi 7. ayette de “(Ey Muhammed!) artık bundan sonra, din hakkında sana kim yalan söyletebilir?” ifadeleriyle bu anlamda kullanılmıştır. Gerçek dinde; itaat edilen bir rab ve o rabbin ortaya koyduğu, uyulduğu zaman mükâfat, uyulmadığı zaman ise cezanın olduğu kuralların bulunması ve o rabbe itaat eden kulların olması, gerekir. Kafirûn: 6. ayette Allah’ın kâfirlerin dinlerinden, din olarak bahsetmesinden, bunların da din olduğu, fakat “hak din” olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre iradeli olarak yapılan her türlü tapınma veya kabul edilen her türlü sistem, düşünce tarzı, birer dindir. (Kapitalizm, Marksizm, Demokrasi, Budizm, Hinduizm, Sofizm v.s gibi…) Geniş bilgi için Bk. (Fatiha: 4, Âlu İmran: 19 ve dipnotları)— M. Türk
107:1
2
فَذٰلِكَ الَّذ۪ي يَدُعُّ الْيَت۪يمَۙ ٢
Fe zâlikellezî yedu’ul yetîm(yetîme).
İşte şu, öksüzü kovup azarlayana!— M. Türk
107:2
3
وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ٣
Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).
Ve yoksula hakkı olan yiyeceği vermeye önayak olmayana.¹ 1 Burada (طَعَامٌ) kelimesinin kullanılması; aç olan bir fakirin, kudreti olanların malında hakkı bulunduğuna bir işarettir. Zîrâ (Zariyat: 19)’da: “Onların mallarında da isteyen ve isteyemeyen yoksullar için bir hak vardır.” buyrulmaktadır.— M. Türk
107:3
4
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ ٤
Fe veylun lil musallîn(musallîne).
Vay o namaz kılanların haline!¹ 1 Yani vay hallerine, yazıklar olsun o cehennemin “veyl” denilen ve kan, irin akan deresine düşecek olan namaz kılanlara, daha doğrusu namaz kılıyor gibi yapıp, mümin görünenlere.— M. Türk
107:4
5
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ ٥
Ellezîne hum an salâtihim sâhûn(sâhûne).
5,6. Ki onlar; kıldıkları namazlarından¹ gafildirler.² Ve onu gösteriş için yaparlar. 1 Burada kınanan, namazlarında sehiv değil, “namazlarından sehiv”dir. Çünkü namazda yanılmak insanlık icabıdır. Bu da sehiv secdeleriyle telafi edilir. 2 Namazdan sehiv; namazın öneminden gaflet edip onu gereği gibi ciddîye almamak, terkine üzülmemek, vaktine dikkat etmemek, kıldığı vakit de Allah için halis niyyet ile kılmayıp, dünyaya ait bir takım maksatlar için münafıkça kılmak, el yanında kılarsa gizlide kılmamak, gösteriş için kılmaktır. Yani “kendisini kötülüklerden ve aşırı arzulardan uzaklaştıracak” şekilde namaz kılmamak demektir. Burada sözün gelişine göre bu azarlamaya, kıldıkları bir kaç vakit namazdan dolayı gururlanıp, yanılıp da dini ondan ibaretmiş gibi diğer ibadet ve kulluk vazifelerini yapmayanlar da dâhil olur. Zira dinin ruhu, Allah’ın emrine ihlas ve bütün hareket ve kuvveti, ceza ve mükâfatı Ondan, bilerek, Onun adına yarattıklarına şefkat esasında toplanır.— M. Türk
107:5
6
اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ ٦
Ellezîne hum yurâûn(yurâûne).
5,6. Ki onlar; kıldıkları namazlarından¹ gafildirler.² Ve onu gösteriş için yaparlar. 1 Burada kınanan, namazlarında sehiv değil, “namazlarından sehiv”dir. Çünkü namazda yanılmak insanlık icabıdır. Bu da sehiv secdeleriyle telafi edilir. 2 Namazdan sehiv; namazın öneminden gaflet edip onu gereği gibi ciddîye almamak, terkine üzülmemek, vaktine dikkat etmemek, kıldığı vakit de Allah için halis niyyet ile kılmayıp, dünyaya ait bir takım maksatlar için münafıkça kılmak, el yanında kılarsa gizlide kılmamak, gösteriş için kılmaktır. Yani “kendisini kötülüklerden ve aşırı arzulardan uzaklaştıracak” şekilde namaz kılmamak demektir. Burada sözün gelişine göre bu azarlamaya, kıldıkları bir kaç vakit namazdan dolayı gururlanıp, yanılıp da dini ondan ibaretmiş gibi diğer ibadet ve kulluk vazifelerini yapmayanlar da dâhil olur. Zira dinin ruhu, Allah’ın emrine ihlas ve bütün hareket ve kuvveti, ceza ve mükâfatı Ondan, bilerek, Onun adına yarattıklarına şefkat esasında toplanır.— M. Türk
107:6
7
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ٧
Ve yemneûnel mâûn(mâûne).
Ve onlar, kimseye en ufak bir şey¹ bile vermezler.² 1 Mâun: Zekât, hediye, konu-komşu arasında emanete verilip alınan, kap-kacak gibi âletler demektir. Hz. Ali, İbnu Abbas, İbnu Ömer, buradaki “mâûn”u zekât olarak açıklamışlardır. İbnu Abbas’tan gelen diğer bir rivayete göre ise kelime, “insanların günlük hayatlarında birbirlerinden ödünç alıp verdikleri maddeleri ifade etmektedir.” Mâûn kelimesinin sözlük anlamından hareketle bu âyette, âhireti inkâr eden kimselerin başkalarına “küçük fedakârlıklarda” dahi bulunmayacak kadar bencil bir karakterde oldukları vurgulanmaktadır. 2 Bu âyet, “ve onlar, kimseye zekâtı da vermezler.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
107:7
Maun
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle