وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفاًۘ وَاتَّبِعْ سَب۪يلَ مَنْ اَنَابَ اِلَيَّۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٥١
Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Eğer onların her ikisi de hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana eş koşman için sana baskı yaparlarsa, sakın onlara itaat etme. Dünyada onlara iyi davran¹ ve Bana hakkıyla yönelenlerin yolundan git. Sonra dönüşünüz Bana’dır. Ben de size yapmakta olduklarınızı haber vereceğim.²
1 Yani onlara kötülükte iştirak etmeksizin Allah’ın rızasına muvafık olacak şekilde sohbetlerinde bulun. Meselâ yemek-içmek, giymek gibi ihtiyaçlarını düzenle, onlara eziyet etme, ağır söz söyleme, hastalandıklarında yanlarında ol, vefatlarında defnet ve dünyevî işlerinde yardımcı ol. 2 Bu iki âyet; Lokman’ın nasîhatini anlatma esnasında ara cümle olarak Allah’ın kullarına tavsiyesini içeren sözleri olup, Lokman’a ait değildir. Sa’d b. Ebi Vakkas annesine itaatkâr birisi idi. Müslüman olunca annesi; “Ey Sa’d! Sen ne yaptın, eğer sen bu dini bırakmazsan yemin olsun ki ben yemem, içmem sonunda ölürüm, sen de benim yüzümden anasının katili diye anılırsın der ve iki gün iki gece yemez. Bunu gören Sa’d, “Ey anneciğim senin yüz tane canın olsa ve her gün bir tanesi çıksa ben dinimi asla terk etmem. Bundan sonra ister ye ister yeme.” der. Bunun üzerine annesi yemeğini yer. Bu iki âyet; bu olay üzerine nâzil olmuştur. (Tirmîzî) Bk. (Bakara: 83, Nisâ: 36, En’am: 151, İsrâ: 23, Ahkaf: 15, Ankebut: 8)— M. Türk