قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ ٩
Kad efleha men zekkâhâ.
9,1. Gönlünü (kötülüklerden) temizleyen¹ kimse, kesinlikle muradına erecektir. Ve onu kirleten kimse de kesinlikle perişan olacaktır.
1 Tezkiye: Zekâtın aslı olan “zekâ” fiilinin tef’il kalıbından gelmiş şeklidir. Temizlenmek, büyütmek ve temize çıkarmak anlamlarına gelir. Nefsi tezkiye ise: “onu kirletecek küfür, cehalet ve ahlâksızlıktan temizleyerek, îman, irfan ve güzel ahlâkla terbiye edip, çevresine îman ve ameliyle örnek olmak demektir. Yoksa onun, son derece feyizlendiğini sanarak temize çıkarmak ve övmek değildir. Bu şekilde nefsi temizleme tabiri olan tezkiye başlıca üç mânâda kullanılır: 1. Onu kirletecek küfür, cehalet, kötü duygular, yanlış inançlar, fena huylar gibi kötü şeylerden temizlemek. 2. Temizleyip koruyarak iman, ilim, irfan, iyi duygular, ilâhî ahlâk, takva özellikleriyle terbiye edip çevresine hayır ve bereket yayacak şekilde feyizlendirmektir. 3. Nefsi tezkiye etmek; nefsin temiz olduğunu takdir veya son derece feyiz alıp gelişmiş olduğuna hükmetmek suretiyle temize çıkarmak, övmek mânâsına gelir. İnsanın bu mânâ ile nefsini tezkiye etmeğe hakkı yoktur. Henüz akıbetini görmeyen ve kaderin sırrını bilmeyen insan için böyle bir iddia ile böbürlenme gurur ve cehalet ile alçalmadır. Allahu Teâlâ, “Nefsinizi temize çıkarmayın. Allah, günahlardan korunanı en iyi bilendir.” (Necm: 32) buyurarak insanları kendilerini temize çıkarmaktan nehyetmiştir. Onun için bu mânâ düşünülecek olursa bu ayeti, “ancak Allah’ın temize çıkardığı nefis kurtuluşa erdi” diye anlamak gerekir. Bir kimsenin kendisini, kusursuz, hiç günahsız ve tertemiz kabul ederek övünmesi bu ayetle yasaklanmıştır. Zira insanın, farkında olmadığı birçok kusuru bulunabilir. Hz. Yusuf (a.s) bile: “Ben, yine de nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü Rabbimin rahmet etmesi dışında nefis, kesinlikle kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim, gerçekten çok bağışlayıp çok esirgeyendir” demiştir. (Yusuf: 53)— M. Türk