Şems 15 Ayet 30. Cüz الشمس
91

Şems

— Güneş
15 Ayet 30. Cüz
الشمس
91
Şems
15 Ayet
الشمس
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ ١
Veş şemsi ve duhâhâ.
1,2. Güneş’e ve onun kuşluk vaktindeki aydınlığına, o aydınlığı (geceleyin) yansıtan aya,¹ 1 Bu âyet, “o (güneşi) takip eden aya,” şeklinde de tercüme edilebilir. Konu ile ilgili olarak Bk. (Yûnus: 5)— M. Türk
91:1
2
وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ ٢
Vel kameri izâ telâhâ.
1,2. Güneş’e ve onun kuşluk vaktindeki aydınlığına, o aydınlığı (geceleyin) yansıtan aya,¹ 1 Bu âyet, “o (güneşi) takip eden aya,” şeklinde de tercüme edilebilir. Konu ile ilgili olarak Bk. (Yûnus: 5)— M. Türk
91:2
3
وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ ٣
Ven nehâri izâ cellâhâ.
Karanlığın (gizlediklerini)¹ açıp ortaya çıkaran gündüze, 1 (جَلَّاهَا)’nın sonundaki zamir, karanlıktan kinâyedir.— M. Türk
91:3
4
وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ ٤
Vel leyli izâ yagşâhâ.
Onu karanlığa boğmaya başlayan geceye,— M. Türk
91:4
5
وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ ٥
Ves semâi ve mâ benâhâ.
Gökyüzüne ve onun yaratılışına,— M. Türk
91:5
6
وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ ٦
Vel ardı ve mâ tahâhâ.
Yeryüzüne ve onun düzenlenişine,— M. Türk
91:6
7
وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ ٧
Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
İnsana ve onun biçimlendirilmesine,¹ 1 Bu üç âyetteki (مَا)’lar mastariyye olarak tercüme edilmiştir. Ayrıca bu (مَا)’lar, mevsule olarak (مَنْ) anlamında da kullanılabilir. (Bk. Nisâ: 3, 22, Beled: 3) O zaman tercüme; “yaratana, düzenleyene ve biçimlendirene,” şeklinde olur. Ancak Allah hakkında “şey” tabirinin kullanılması zahire uymaz gibi görünür. Bundan dolayı birçok müfessir bunu mastar “ma”sı kabul ederek tefsir edileceği görüşüne varmışlardır.— M. Türk
91:7
8
فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ ٨
Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Sonra da onun gönlüne, kötülük ve iyilik yapma kabiliyetini verene yemin olsun ki,¹ 1 İlham: Bir şeyi bir defada yutturmak, bir manayı gönüle yerleştirmek demektir. Fücur; hak yoldan çıkmak, edepsizlik etmek, Takva ise, nefsi edepsizlikten kurtarmak ve korunmak demektir. Peygamberler dışındaki bazı kimselere Allah’ın zaman zaman gönderdiği ve din adına bir hüküm ifâde etmeyen, bir tür vahiydir. “Arıya vahiy” ise Allah’ın onu gizli bir şekilde terbiye ederek ona, o his ve sanatı mükemmel bir şekilde öğretmesi, demektir. Bütün varlıklardaki, bugün içgüdü denilen şey de aslında, Allah’ın arıya vahyi gibi, o varlığa bir vahyidir. (Nahl: 68) “Bir nefse fücurunu ve takvasını ilham etmek”; fücurun, nefse zarar vermek, takvanın nefsi korumak olduğunu duyurmak ve fücur olan işlerden sakınıp takva olan işleri yaparak korunmak lâzım geldiğini ilham etmek demektir. Bu ilham, fıtrî olarak her nefis için geçerlidir ve insan aklıyla bunları bilemez. (Elmalılı) Allah’ın, Peygamberlerle bunları bize kolayca öğretmesi, bizim için büyük bir lütuftur. Her ne kadar mutasavvıflarca bu ayet, “nefs-i mülhimeye” delil olarak gösterilirse de böyle bir nefis tasnifi tamamen keyfidir.— M. Türk
91:8
9
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ ٩
Kad efleha men zekkâhâ.
9,1. Gönlünü (kötülüklerden) temizleyen¹ kimse, kesinlikle muradına erecektir. Ve onu kirleten kimse de kesinlikle perişan olacaktır. 1 Tezkiye: Zekâtın aslı olan “zekâ” fiilinin tef’il kalıbından gelmiş şeklidir. Temizlenmek, büyütmek ve temize çıkarmak anlamlarına gelir. Nefsi tezkiye ise: “onu kirletecek küfür, cehalet ve ahlâksızlıktan temizleyerek, îman, irfan ve güzel ahlâkla terbiye edip, çevresine îman ve ameliyle örnek olmak demektir. Yoksa onun, son derece feyizlendiğini sanarak temize çıkarmak ve övmek değildir. Bu şekilde nefsi temizleme tabiri olan tezkiye başlıca üç mânâda kullanılır: 1. Onu kirletecek küfür, cehalet, kötü duygular, yanlış inançlar, fena huylar gibi kötü şeylerden temizlemek. 2. Temizleyip koruyarak iman, ilim, irfan, iyi duygular, ilâhî ahlâk, takva özellikleriyle terbiye edip çevresine hayır ve bereket yayacak şekilde feyizlendirmektir. 3. Nefsi tezkiye etmek; nefsin temiz olduğunu takdir veya son derece feyiz alıp gelişmiş olduğuna hükmetmek suretiyle temize çıkarmak, övmek mânâsına gelir. İnsanın bu mânâ ile nefsini tezkiye etmeğe hakkı yoktur. Henüz akıbetini görmeyen ve kaderin sırrını bilmeyen insan için böyle bir iddia ile böbürlenme gurur ve cehalet ile alçalmadır. Allahu Teâlâ, “Nefsinizi temize çıkarmayın. Allah, günahlardan korunanı en iyi bilendir.” (Necm: 32) buyurarak insanları kendilerini temize çıkarmaktan nehyetmiştir. Onun için bu mânâ düşünülecek olursa bu ayeti, “ancak Allah’ın temize çıkardığı nefis kurtuluşa erdi” diye anlamak gerekir. Bir kimsenin kendisini, kusursuz, hiç günahsız ve tertemiz kabul ederek övünmesi bu ayetle yasaklanmıştır. Zira insanın, farkında olmadığı birçok kusuru bulunabilir. Hz. Yusuf (a.s) bile: “Ben, yine de nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü Rabbimin rahmet etmesi dışında nefis, kesinlikle kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim, gerçekten çok bağışlayıp çok esirgeyendir” demiştir. (Yusuf: 53)— M. Türk
91:9
10
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ ٠١
Ve kad hâbe men dessâhâ.
9,1. Gönlünü (kötülüklerden) temizleyen¹ kimse, kesinlikle muradına erecektir. Ve onu kirleten kimse de kesinlikle perişan olacaktır. 2 Tezkiye: Zekâtın aslı olan “zekâ” fiilinin tef’il kalıbından gelmiş şeklidir. Temizlenmek, büyütmek ve temize çıkarmak anlamlarına gelir. Nefsi tezkiye ise: “onu kirletecek küfür, cehalet ve ahlâksızlıktan temizleyerek, îman, irfan ve güzel ahlâkla terbh ile oraya gireceği hale de işaret olmasıdır. 3. Allahu Teâlâ gökler— M. Türk
91:10
11
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۙۖ ١١
Kezzebet semûdu bi tagvâhâ.
11,12. Semûd (toplumu) içlerinden en azgını ileri atılınca, ta baştan (ona engel olmayarak) Hakk’ı yalanlamıştı.¹ 1 Semûd Kavmi için Bk: (A’raf: 73)— M. Türk
91:11
12
اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙۖ ٢١
İzin baase eşkâhâ.
11,12. Semûd (toplumu) içlerinden en azgını ileri atılınca, ta baştan (ona engel olmayarak) Hakk’ı yalanlamıştı.¹ 1 Semûd Kavmi için Bk: (A’raf: 73)— M. Türk
91:12
13
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠ ٣١
Fe kâle lehum resûlullâhi nâkatallâhi ve sukyâhâ.
Allah’ın Elçisi (Salih) onlara: “Allah’ın devesini ve onun su nöbetini gözetin.”demişti.— M. Türk
91:13
14
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙۖ فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۙۖ ٤١
Fe kezzebûhu fe akarûhâ fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvâhâ.
Fakat onlar, onu yalanlayıp deveyi öldürünce Rableri de onların günâhlarını başlarına hiç birini ayırt etmeden geçiriverdi.— M. Türk
91:14
15
وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا ٥١
Ve lâ yehâfu ukbâhâ.
O, (Allah) yaptığı işin sonucundan korkmaz.¹ 1 Yani Allah verdiği cezanın sonundan, acaba sonunda bir zarar veya sorumluluk gelir mi? diye endişe edecek değildir. O, sonunda yaptıklarının hesabını vermeğe mecbur olan ve ona göre verdiği cezalarda, ettiği azaplarda akibetinden korkması lazım gelen yaratılmış hükümdar ve hâkimlere benzemez. Çünkü Onun üstünde Onu sorumlu tutacak, Ona bir zarar verebilecek hiçbir kuvvet ve kudret yoktur. O hakkın kendisidir. Her şeyi yapmaya kendiliğinden layıktır ve her ne yapsa hakkıdır. Bütün mülk Onun olduğu için mülkünde “Dilediğini yapan” (Hud: 107) ve “yaptığından mesul olmaz.” (Enbiya: 23) bir Zat olarak dilediğini yapar, kimsenin karşı çıkma ve karışmaya hak ve selahiyeti olmadığı gibi zerrece bir zarar verebilme ihtimali de yoktur. (Elmalılı) Bu âyet; “(Salih) ise, o helâkin sonucundan asla korkmuyordu.” diye tercüme edilebilir. Bk. (A’raf: 73, Hûd: 64, Şuara: 155)— M. Türk
91:15
Şems
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle