Fil 5 Ayet 30. Cüz الفيل
105

Fil

— Fil
5 Ayet 30. Cüz
الفيل
105
Fil
5 Ayet
الفيل
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ ١
E lem tere keyfe feale rabbuke bi ashâbil fîl(fîli).
(Ey Muhammed!) Rabbinin fil sahiplerine¹ ne yaptığını bilmiyor musun? ² 1 Fil Savaşı: Yemen valisi “Ebrehet’ül-Eşber”, San’a şehrine hacıları çekmek için Kâbe’nin benzeri bir tapınak yaptırdı. Fakat Kinâne kabîlesinden birkaç kişi bu tapınağa girerek oraya pislediler. Buna kızan Ebrehe fillerle donatılmış büyük bir ordu hazırladı. Bu orduya “Ashâb’ul-Fil” (fil sahipleri) denilmiş ve bu sene Araplar arasında “fil yılı” diye bilinerek bir tarih başlangıcı edinilmişti. Tam Kâbe’ye saldıracağı sırada Allah, bu ordunun üzerine taşlar atan kuşlar gönderdi ve bu muhteşem orduyu helâk etti. Bu olay, Peygamber (a.s)’in doğduğu yılda meydana gelmiştir ki, en sağlam rivayete göre Hz. Peygamber bu olaydan elli gün sonra doğmuştur. Bk. (Elmalılı) 2 “Görmedin mi?” hitabı, Hz. Peygamber (s.a.v)’edir. Rü’yet yani “görmek”, kalp gözüyle görmeden istiare olarak, “kalbe ait görme” demektir. Yani “gözünle görmüş gibi kesin bilmiyor musun?” demektir. Çünkü o zaman ayette anlatılan “fil olayı”nın, onu gözleriyle gören şahitleri henüz dünyada çoğunlukla mevcuttu. Hatta o zamana yetişmiş “Muallakat’üs-Seb’a” şairlerinden olan meşhur “Lebid” gibi kimseler hayatta oldukları gibi, herkesçe de mütevatir olarak bilinen bir olay idi. Hatta Hz. Aişe’den, “fili çekenlerden iki kişinin kötürüm, kör olarak kalıp Mekke’de dilendiklerini gördüm” diye rivayet de vardır. Bu sebeple o zaman vakayı görmüş olan herhangi bir kimseye veya hitabın genel olması mümkün ise de Hz. Peygambere hitap olması daha açıktır. (Elmalılı)— M. Türk
105:1
2
اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ي تَضْل۪يلٍۙ ٢
E lem yec’al keydehum fî tadlîl(tadlîlin).
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?— M. Türk
105:2
3
وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً اَبَاب۪يلَۙ ٣
Ve ersele aleyhim tayren ebâbîl(ebâbîle).
3,4. O, onların üzerlerine pişirilmiş taşlar¹ atan sürülerle² (özel)³ kuşlar⁴ gönderdi. 1 Siccil: Arapçada şiddetli, katı yani “katı sert” demektir. Bazı tefsirciler bunun Farsça “seng” ve “gil” (seng=taş, gil=çamur) kelimelerinin birleşmesinden “kiremit gibi çamurdan taşlaşmış taş” manasına oluştuğunu da zikretmişlerdir. Zemahşerî: “siccîn”, “kâfirlerin amel defterlerinin adı” olduğu gibi, “siccil” de azaplarının yazıldığı divanın özel ismi gibidir. Sanki “yazılmış, azap cümlesinden taşlarla” demek gibidir, demiştir. Rivayetlerde bu taşların mercimek ve nohut kadar, her kuşun bir ağzında, iki de ayaklarında olmak üzere üçer taşı taşıdığı ve kime isabet ettiyse başından girip ötesinden çıkarak delik, deşik ettiği nakledilmiştir. Âyette bu taşların hacimleri hakkında bir açıklama yoksa da “hıcâreten” kelimesinin nekre olmasından bilinmeyen bir takım taşlar olduğu, siccilden de sertlikleri ve öldürücü oldukları, ifadenin devamında bunların görülmüş oldukları anlaşılıyor. Şu halde açıkta bulunan bir orduya böyle gökten uçaklarla makineli tüfek bombardımanı yapar gibi alay alay kuşlarla fırlatılan fevkalade taşların isabeti altında kalanların halini tasavvur etmek zor olmasa gerektir. 2 Ebabil: Bir kısım tefsirciler, “Ebabil” kelimesi tekili olmayan çoğullardandır ve fırkalar, birbiri ardınca, besi develeri gibi bölük bölük, katar katar demektir demişlerdir. Ebabil, küme küme, çeşitli bölükler halinde, katar katar, alay alay, birçok kuşlar demektir ki, bunların Yemen ve deniz tarafından geldikleri de rivayet edilmiştir. Böyle fırtına gibi birdenbire bir kuş akımının saldırması acayip bir şekilde Ebrehe’nin ordusunun başına bir bela yağdırmıştır. Buna göre “ebabil” kelimesinin “müvelled” (yeni ortaya çıkan) bir kelime olması daha uygundur. 3 “Özel” ilavesi, kuşların nekra yani bildiğimiz kuşlardan olmamasından dolayı yapılmıştır. Abduh ve bazıları, bu kuşları mikrop, taşları ise hastalık olarak anlamışlarsa da bunlar, keyfi yorumlardır. Reddiyesi için Bk. (Elmalılı) 4 Tayr: Uçan kuş demek olan “tair”in çoğuludur. Burada “tayr” kelimesinin nekra olarak getirilmesi de bunların tanınmadık, garip birtakım kuşlar olduğunu hatırlatır. Gerçekte kuşların o zamana kadar oralarda görülmemiş irili-ufaklı, siyah, yeşil, beyaz, takım takım garip kuşlar olduğu da rivayet edilmiştir. Mucizeleri hafifletmeyi veya reddetmeyi adet haline getirenler (طَـيْرًا اَبَاب۪يل) hakkında, “volkanik bir püskürtünün lavları” iafadesini uydurmuşlarsa da buna kendilerinden menkul keyfi gerekçeden başka ciddi hiçbir gerekçe de söylememişlerdir.— M. Türk
105:3
4
تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ ٤
Termîhim bi hicâretin min siccîl(siccîlin).
3,4. O, onların üzerlerine pişirilmiş taşlar¹ atan sürülerle² (özel)³ kuşlar⁴ gönderdi. 1 Siccil: Arapçada şiddetli, katı yani “katı sert” demektir. Bazı tefsirciler bunun Farsça “seng” ve “gil” (seng=taş, gil=çamur) kelimelerinin birleşmesinden “kiremit gibi çamurdan taşlaşmış taş” manasına oluştuğunu da zikretmişlerdir. Zemahşerî: “siccîn”, “kâfirlerin amel defterlerinin adı” olduğu gibi, “siccil” de azaplarının yazıldığı divanın özel ismi gibidir. Sanki “yazılmış, azap cümlesinden taşlarla” demek gibidir, demiştir. Rivayetlerde bu taşların mercimek ve nohut kadar, her kuşun bir ağzında, iki de ayaklarında olmak üzere üçer taşı taşıdığı ve kime isabet ettiyse başından girip ötesinden çıkarak delik, deşik ettiği nakledilmiştir. Âyette bu taşların hacimleri hakkında bir açıklama yoksa da “hıcâreten” kelimesinin nekre olmasından bilinmeyen bir takım taşlar olduğu, siccilden de sertlikleri ve öldürücü oldukları, ifadenin devamında bunların görülmüş oldukları anlaşılıyor. Şu halde açıkta bulunan bir orduya böyle gökten uçaklarla makineli tüfek bombardımanı yapar gibi alay alay kuşlarla fırlatılan fevkalade taşların isabeti altında kalanların halini tasavvur etmek zor olmasa gerektir. 2 Ebabil: Bir kısım tefsirciler, “Ebabil” kelimesi tekili olmayan çoğullardandır ve fırkalar, birbiri ardınca, besi develeri gibi bölük bölük, katar katar demektir demişlerdir. Ebabil, küme küme, çeşitli bölükler halinde, katar katar, alay alay, birçok kuşlar demektir ki, bunların Yemen ve deniz tarafından geldikleri de rivayet edilmiştir. Böyle fırtına gibi birdenbire bir kuş akımının saldırması acayip bir şekilde Ebrehe’nin ordusunun başına bir bela yağdırmıştır. Buna göre “ebabil” kelimesinin “müvelled” (yeni ortaya çıkan) bir kelime olması daha uygundur. 3 “Özel” ilavesi, kuşların nekra yani bildiğimiz kuşlardan olmamasından dolayı yapılmıştır. Abduh ve bazıları, bu kuşları mikrop, taşları ise hastalık olarak anlamışlarsa da bunlar, keyfi yorumlardır. Reddiyesi için Bk. (Elmalılı) 4 Tayr: Uçan kuş demek olan “tair”in çoğuludur. Burada “tayr” kelimesinin nekra olarak getirilmesi de bunların tanınmadık, garip birtakım kuşlar olduğunu hatırlatır. Gerçekte kuşların o zamana kadar oralarda görülmemiş irili-ufaklı, siyah, yeşil, beyaz, takım takım garip kuşlar olduğu da rivayet edilmiştir. Mucizeleri hafifletmeyi veya reddetmeyi adet haline getirenler (طَـيْرًا اَبَاب۪يل) hakkında, “volkanik bir püskürtünün lavları” iafadesini uydurmuşlarsa da buna kendilerinden menkul keyfi gerekçeden başka ciddi hiçbir gerekçe de söylememişlerdir.— M. Türk
105:4
5
فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ ٥
Fe cealehum keasfin me’kûl(me’kûlin).
Ve onları, kurt yemiş taze ekin¹ gibi yaptı. 1 Asf: Kelime olarak eğip bükmek, kırıp dökmek mânâlarına gelen mastar ve isim olan bir kelimedir. Tefsirciler bunun; ekin yaprağı, hasattan sonra tarlada kalan, rüzgâr önünde savrulan ve hayvanlar tarafından yenen ekin yaprağı döküntüsü, kırılıp savrulan saman, başak çıkmadan önceki taze yapraklar, evinsiz içi boş kapçıktan ibaret kalan tane anlamlarına geldiğini söylemişlerdir. Bir de kinaye olarak “gübre” haline gelmiş, sonra da kuruyup parçaları darmadağın olmuş demek olur ki, “leşlerin kokuşup dağılması” gübre parçalarına benzetilmiş, fakat Kur’ân edebi üzere ifadenin nezaheti muhafaza edilmek için netice, başlangıcıyla beyan olunmuştur.— M. Türk
105:5
Fil
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle