Müzzemmil 20 Ayet 29. Cüz المزمل
73

Müzzemmil

— Bürünen
20 Ayet 29. Cüz
المزمل
73
Müzzemmil
20 Ayet
المزمل
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُۙ ١
Yâ eyyuhel muzzemmil(muzzemmilu).
Ey (Peygamberlik görevi)¹ yüklenen kişi!² 1 (اَلْمُزَّمِّلُ) kelimesinin aslı (اَلْمُتَزَمِّلُ)’dür. Örtüsüne bürünen örtünen, gizlenen, yük yüklenen demektir. Bu kelimenin; kinâye olarak, kaçınmak, rahata meyletmek gibi anlamları da vardır. Ancak bu kelime, kişinin o andaki durumuna iltifat için yapılan bir hitâp da olabilir. Tıpkı Hz. Ali’ye; toprak üzerinde uyumuş ve vücuduna toprak yapışmış bir halde iken, Peygamberimizin: “kalk ey toprak babası” dediği gibi. (اَلْمُزَّمِّلُ) mecâzen “Peygamberlik görevini yüklenen” anlamına da gelir. (Kurtubî, Elmalılı) Bu anlam daha uygun olduğu için tercih edilmiştir. 2 Yani, “Ey Muhammed!”— M. Türk
73:1
2
قُمِ الَّيْلَ اِلَّا قَل۪يلاًۙ ٢
Kumil leyle illâ kalîlâ(kâlilen).
2,3,4. Gece biraz ilerleyip yarıya gelince; bundan biraz önce veya biraz sonra (namaza) kalk.¹ Ve Kur’an’ı da en güzel bir şekilde oku.² 1 Bu âyet; (نِصْفٌ) kelimesi (لَيْلٌ) kelimesinden bedel, kabul edilerek (Kurtubî) tercüme edilmiştir. Yani burada kastedilen; “gecenin üçte biri, yarısı veya üçte ikisinde namaza kalk!” demektir. Ayrıca buradan Efendimizin rûhi bir eğitime tabi tutulduğu da anlaşılmaktadır. 2 Tertîl: Bir şeyi güzelce dizmek, tertiplemek ve sözü kusursuzca açıklamak demektir. Kıraatte tertîl; Kur’an’ı, acele etmeden, harfleri ve harekeleri açık bir şekilde, mana ve hikmetini düşünerek okumaktır. (Kurtubî) Kıraatten maksat ise; Kur’an’ı anlamak, düşünmek, içerisindekileri öğrenmek ve onu yaşamaktır. Tertil; Kur’an’ı tecvid kurallarına göre en güzel şekilde okumak anlamına da gelir. Ancak tecvitle Kur’an okumayı, sadece “ayın çatlatmaktan ve musikiye dönüştürmekten” ibaret hale getirmek ise, Kur’an’ın cahilce okunması demektir.— M. Türk
73:2
3
نِصْفَهُٓ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَل۪يلاًۙ ٣
Nısfehû evinkus minhu kalîlâ(kâlilen).
2,3,4. Gece biraz ilerleyip yarıya gelince; bundan biraz önce veya biraz sonra (namaza) kalk.¹ Ve Kur’an’ı da en güzel bir şekilde oku.² 1 Bu âyet; (نِصْفٌ) kelimesi (لَيْلٌ) kelimesinden bedel, kabul edilerek (Kurtubî) tercüme edilmiştir. Yani burada kastedilen; “gecenin üçte biri, yarısı veya üçte ikisinde namaza kalk!” demektir. Ayrıca buradan Efendimizin rûhi bir eğitime tabi tutulduğu da anlaşılmaktadır. 2 Tertîl: Bir şeyi güzelce dizmek, tertiplemek ve sözü kusursuzca açıklamak demektir. Kıraatte tertîl; Kur’an’ı, acele etmeden, harfleri ve harekeleri açık bir şekilde, mana ve hikmetini düşünerek okumaktır. (Kurtubî) Kıraatten maksat ise; Kur’an’ı anlamak, düşünmek, içerisindekileri öğrenmek ve onu yaşamaktır. Tertil; Kur’an’ı tecvid kurallarına göre en güzel şekilde okumak anlamına da gelir. Ancak tecvitle Kur’an okumayı, sadece “ayın çatlatmaktan ve musikiye dönüştürmekten” ibaret hale getirmek ise, Kur’an’ın cahilce okunması demektir.— M. Türk
73:3
4
اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْت۪يلاًۜ ٤
Ey zid aleyhi ve rettilil kur’âne tertîlâ(tertilen).
2,3,4. Gece biraz ilerleyip yarıya gelince; bundan biraz önce veya biraz sonra (namaza) kalk.¹ Ve Kur’an’ı da en güzel bir şekilde oku.² 1 Bu âyet; (نِصْفٌ) kelimesi (لَيْلٌ) kelimesinden bedel, kabul edilerek (Kurtubî) tercüme edilmiştir. Yani burada kastedilen; “gecenin üçte biri, yarısı veya üçte ikisinde namaza kalk!” demektir. Ayrıca buradan Efendimizin rûhi bir eğitime tabi tutulduğu da anlaşılmaktadır. 2 Tertîl: Bir şeyi güzelce dizmek, tertiplemek ve sözü kusursuzca açıklamak demektir. Kıraatte tertîl; Kur’an’ı, acele etmeden, harfleri ve harekeleri açık bir şekilde, mana ve hikmetini düşünerek okumaktır. (Kurtubî) Kıraatten maksat ise; Kur’an’ı anlamak, düşünmek, içerisindekileri öğrenmek ve onu yaşamaktır. Tertil; Kur’an’ı tecvid kurallarına göre en güzel şekilde okumak anlamına da gelir. Ancak tecvitle Kur’an okumayı, sadece “ayın çatlatmaktan ve musikiye dönüştürmekten” ibaret hale getirmek ise, Kur’an’ın cahilce okunması demektir.— M. Türk
73:4
5
اِنَّا سَنُلْق۪ي عَلَيْكَ قَوْلاً ثَق۪يلاًۜ ٥
İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ(sekîlen).
Çünkü Biz, sana çok mübârek¹ bir söz indireceğiz. 1 “Biz sana ağır bir söz indireceğiz demek”, tahammülü, icra ve ifası çok zor olan büyük bir kelâmı üzerine indirip tatbik ve icrasını sana emredeceğiz. Çünkü söz, ağır teklifleri ve sorumlulukları ihtiva eden ve reddi kabil olmayan Kur’an ile Risalet emri, indirilmesi ise onun vahyidir. Rasulullah’a vahiy nâzil olurken o kadar ağır ve şiddetle gelirdi ki derhal çehresi değişirdi. Nitekim Hz. Aişe: “gayet soğuk bir günde vahiy inerken baktım, açılırken alnından ter fışkırıyordu” demiştir. Veda haccında da Arafat’ta devesinin üzerinde iken vahiy gelince ağırlıktan deve çöke kalmıştı. Bir de Kur’an’ı okumak kolay olsa da onunla amel zordur. Sonra ahiret terazisinde de ecir ve sevabı da ağırdır. Burada ağır söz mecâzen “önemli ve mübârek söz” demektir.— M. Türk
73:5
6
اِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ اَشَدُّ وَطْـٔاً وَاَقْوَمُ ق۪يلاًۜ ٦
İnne nâşietel leyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kîlâ(kîlen).
Doğrusu gece (ibâdetinin) neşesi çok daha samimî, okunanı anlama bakımından çok daha etkilidir.¹ 1 Söyleyiş ve anlayış cihetiyle gece meydana gelen hâdise daha sağlamdır. Kelâm daha iyi söylenir ve duyulur, gürültüler kesilmiş bulunacağından kıraat ve tefekkür, tezekkür, söylenen ve dinlenen söz daha sağlam olur.— M. Türk
73:6
7
اِنَّ لَكَ فِي النَّهَارِ سَبْحاً طَو۪يلاًۜ ٧
İnne leke fîn nehâri sebhan tavîlâ(tavîlen).
Çünkü gündüz vakti, seni uzun süre meşgul eden, (pek çok) şey vardır.— M. Türk
73:7
8
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلاًۜ ٨
Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
8,9. (Ey Muhammed!) Rabbinin adını sürekli an ve bütün varlığınla, doğunun da batının da Rabbi ve tek ilâh kendisi olan, O (Allah’a) yönel ve (yalnız) Onun himayesine sığın.— M. Türk
73:8
9
رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلاً ٩
Rabbul meşrıkı vel magribi lâ ilâhe illâ huve fettehızhu vekîlâ(vekîlen).
8,9. (Ey Muhammed!) Rabbinin adını sürekli an ve bütün varlığınla, doğunun da batının da Rabbi ve tek ilâh kendisi olan, O (Allah’a) yönel ve (yalnız) Onun himayesine sığın.— M. Türk
73:9
10
وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْراً جَم۪يلاً ٠١
Vasbir alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecren cemîlâ(cemîlen).
O (müşriklerin) söylediklerine sabret ve onların yanlarından güzellikle ayrıl.¹ 1 Yani, kalben ve fikren onlardan uzak durup fiillerinde onlara uymamakla beraber kötülüklerine karşılık vermeye kalkışmayıp güzel ahlâk ile onlara muhalefet et. Bazı müfessirler bu âyetin, savaş emriyle nesh olunduğu kanaatinde iseler de bunun daha ziyade davetçilerin Allah’ın iznine tutunmaları olduğunu ve bu gibilere nesih varit olmayacağını söylemişlerdir ki doğru olanı budur.— M. Türk
73:10
11
وَذَرْن۪ي وَالْمُكَذِّب۪ينَ اُو۬لِي النَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَل۪يلاً ١١
Ve zernî vel mukezzibîne ulîn na’meti ve mehhilhum kalîlâ(kalîlen).
O yalanlayıcı ve zevkine düşkün kim-seleri Bana bırak ve onlara biraz süre tanı.— M. Türk
73:11
12
اِنَّ لَدَيْنَٓا اَنْكَالاً وَجَح۪يماًۙ ٢١
İnne ledeynâ enkâlen ve cahîmâ(cahîmen).
Çünkü Bizim yanımızda (onlara hazırlanmış) boyunduruklar ve cehennem ateşi vardır.— M. Türk
73:12
13
وَطَعَاماً ذَا غُصَّةٍ وَعَذَاباً اَل۪يماً ٣١
Ve taâmen zâ gussatin ve azâben elîmâ(elîmen).
(Onlara ayrıca) boğaza tıkanıp kalan bir yiyecek ve acı veren bir azap da vardır.— M. Türk
73:13
14
يَوْمَ تَرْجُفُ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَث۪يباً مَه۪يلاً ٤١
Yevme tercuful ardu vel cibâlu ve kânetil cibâlu kesîben mehîlâ(mehîlen).
O (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır ve (ayrıca) dağlar, akıp giden kum yığınına döner.— M. Türk
73:14
15
اِنَّٓا اَرْسَلْنَٓا اِلَيْكُمْ رَسُولاً شَاهِداً عَلَيْكُمْ كَمَٓا اَرْسَلْنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ رَسُولاًۜ ٥١
İnnâ erselnâ ileykum resûlen şâhiden aleykum kemâ erselnâ ilâ fir'avne resûlâ(resûlen).
(Ey insanlar!) şüphesiz Biz, tıpkı Firavuna Peygamber gönderdiğimiz gibi, size de şâhitlik yapacak¹ bir Peygamber, gönderdik. 1 İnanırsanız îmanınıza, inkâr ederseniz inkârınıza... Ancak (عَلَى) harf-i cerrinden dolayı bu kısım; “aleyhinize şâhitlik yapacak” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
73:15
16
فَعَصٰى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ فَاَخَذْنَاهُ اَخْذاً وَب۪يلاً ٦١
Fe asâ fir’avnur resûle fe ehaznâhu ahzen vebîlâ(vebîlen).
Fakat o (Firavun) Peygambere isyan etti. Biz de onu, hemen fecî bir şekilde helâk ettik.— M. Türk
73:16
17
فَـكَيْفَ تَتَّقُونَ اِنْ كَفَرْتُمْ يَوْماً يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ ش۪يباًۗ ٧١
Fe keyfe tettekûne in kefertum yevmen yec’alul vildâne şîbâ(şîben).
17,18. Eğer (Peygamberi) inkâr ederseniz, göklerin paramparça olacağı, çocukları bile ihtiyarlatan o (kıyamet) gününden, kendinizi nasıl kurtaracaksınız? (Şunun unutmayın ki;) Allah’ın verdiği söz, kesinlikle gerçekleşir.— M. Türk
73:17
18
اَلسَّمَٓاءُ مُنْفَطِرٌ بِه۪ۜ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولاً ٨١
Es semâu munfatırun bih(bihî), kâne va’duhu mef’ûlâ(mef’ûlen).
17,18. Eğer (Peygamberi) inkâr ederseniz, göklerin paramparça olacağı, çocukları bile ihtiyarlatan o (kıyamet) gününden, kendinizi nasıl kurtaracaksınız? (Şunun unutmayın ki;) Allah’ın verdiği söz, kesinlikle gerçekleşir.— M. Türk
73:18
19
اِنَّ هٰذِه۪ تَذْكِرَةٌۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلاً۟ ٩١
İnne hâzihî tezkirah(tezkiretun), fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
İşte (bütün) bunlar, kesinlikle bir öğüttür. Artık kim (îman etmek) isterse Rabbine ancak (bunlarla) yol bulabilir.¹ 1 Aynı âyet için Bk. (İnsan: 29)— M. Türk
73:19
20
اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناًۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْراً وَاَعْظَمَ اَجْراًۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٠٢
İnne rabbeke ya'lemu enneke tekûmu ednâ min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve tâifetun minellezîne meak(meake), vallâhu yukaddirul leyle ven nehâr(nehâre), alime en len tuhsûhu fe tâbe aleykum, fakreû mâ teyessere minel kur'ân(kur’ânî), alime en seyekûnu minkum merdâ ve âharûne yadribûne fîl’ardı yebtegûne min fadlillâhi ve âharûne yukâtilûne fî sebîlillâhi fakreû mâ teyessere minhu ve ekîmus salâte ve âtûz zekâte ve akridullâhe kardan hasenâ(hasenen), ve mâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâhi huve hayren ve a'zame ecrâ(ecren), vestagfirûllâh(vestağfirûllâhe), innellâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
(Ey Muhammed!) Gerçekten Rabbin, senin ve senin beraberinde bulunanlardan bir topluluğun, gecenin üçte ikisine yakınında, yarısında ve üçte birinde (namaza) kalktığını kesinlikle bilmektedir. Geceyi de gündüzü de yaratan Allah sizin (bu ibâdet sürecine) daha fazla dayanamayacağınızı bildiği için, bunu size hafifletti. Öyleyse Kur’an’dan (bundan sonra) kolayınıza geleni¹ okuyun.² O, içinizden hastaların olacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan bir kâr aramak üzere yeryüzünde yol tepeceklerini, diğer bir kısmınızın da Allah yolunda savaşacaklarını bilmektedir. O halde, o (Kur’an)’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç takdim edin. Kendiniz için (dünyada iken) iyilik olarak ne yaparsanız, Allah katında onun daha hayırlısını ve mükâfatça daha büyük olanını bulursunuz. Öyleyse, Allah’tan af dileyin, çünkü Allah çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.³ 1 Bu âyetten namazda kıraatin farz olduğu anlaşılmaktadır. Bunun en az miktarı; Ebû Hanife’ye göre, üç kısa âyet, ya da uzun bir âyet olmalıdır. 2 Bu ifâde; a- namazda Kur’an’dan kolayınıza geleni, b- gece Kur’an okurken kolayınıza geleni, c- Namazda veya namaz haricinde sizi yormayacak, kadar Kur’an okuyun, şekillerinde de anlaşılabilir. 3 Bu âyetin daha sonra Medîne’de nâzil olup bu sûrenin 3, 4 ve 5. âyetlerindeki emri hafiflettiğinde ve değiştirdiğinde ittifak vardır. Mekkî olduğunu söyleyenler varsa da ayetin muhtevası ve nüzül sebebi ile ilgili rivayetlerin çokluğu bunun çok da kuvvetli olmadığını göstermektedir.— M. Türk
73:20
Müzzemmil
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle