اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناً وَتَخْلُقُونَ اِفْكاًۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقاً فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٧١
İnnemâ ta’budûne min dûnillâhi evsânen ve tahlukûne ifkâ(ifken), innellezîne ta’budûne min dûnillâhi lâ yemlikûne lekum rızkân, febtegû indallâhir rızka va’budûhu veşkurû leh(lehu), ileyhi turceûn(turceûne).
“Siz kesinlikle Allah’ı bırakıp birtakım putlara¹ tapmaktan ve sadece yalan üretmekten² başka bir şey yapmıyorsunuz.³ (Gerçek şu ki) sizin Allah’tan başka taptıklarınız, size rızık (bile) veremezler. Öyleyse rızkı Allah’ın katında arayın, kulluğu ve şükrü sadece Ona yapın. (Sonunda) Ona döndürüleceksiniz.” dedi.
1 Evsân: Tekili “vesen”dir. Vesen taş vesaireden yapılıp tapınılan her hangi bir şey, put, fetiş anlamına gelir. Fetiş, asnam’dan daha geneldir. Meselâ dikili putlar, haç, Yahudi yıldızı ve şamdanı, anıtlar, tapınılan heykellerin tamamı evsan türündendir. 2 Buradaki (خَلَقَ) fiili, “yaratmak” anlamında değil, “iftira etmek” anlamındadır. Zâten iftira, aslı astarı olmayan yani yoktan meydana getirilen söz, demektir. “Yalan yaratmak” demek, “yalan yere hayalden ibaret olan birilerine mabut veya şefaatçi diyor, onlara tapıyor, onlardan şefaat bekliyorsunuz” demektir. 3 Hep iftira ve yalan söylüyorsunuz, yalan yere birer hayâl oldukları halde onlara tanrı diyorsunuz, bunu açıkça söylemeseniz bile uygulamalarınızla onları ilâh konumuna getiriyorsunuz. İşte böyle hayâl olan fânîlere ilâhlık payesi vermek, büyük bir küfürdür.— M. Türk