1
وَالْعَـادِيَاتِ ضَبْـحاًۙ ١
Vel âdiyâti dabhâ(dabhan).
1,2,3,4,5. O harıl harıl ses çıkararak, kıvılcımlar saçarak koşan,¹ sabahleyin erkenden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına dalan (at)lara yemin olsun ki;²
1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.— M. Türk
100:1