1
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ ١
Yâ eyyuhen nebiyyuttekillâhe ve lâ tutıil kâfirîne vel munâfikîn(munâfikîne), innallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ey Peygamber! Allah’a (karşı hata etmekten) sakın, kâfirlere¹ ve münâfıklara² itaat etme. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.³
1 Kâfirler ile ilgili olarak Bk. (Bakara: 89) 2 Münafık: Gerçek anlamda iman etmeyip, dışından Müslüman görünen, çeşitli sebeplerden dolayı ve menfaati icabı kendini Müslüman göstererek Allah’a, Rasûlüne ve mü’-minlere düşmanlığını gizleyen kimse demektir. “Nifak, kalpte olursa küfür, amelde olursa suçtur” (Kurtubî). Bu bakımdan, münafıklardaki nifak hâli îtikâdî ve amelî olarak iki grupta toplanır. 1. İtikâdî nifak: Dünyada Müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca kâfirlerden daha kötü muâmeleye tâbî tutulmasına sebep olacak olan nifak halidir. Kur’an insanları mü’min, kâfir, münafık olmak üzere üç grupta toplar (Bakara: 1-20) ve insanların en kötüsü olanı şeklinde tarif edilen münafıkların şu özelliklerinden söz eder: İslâm toplumu içinde fesatçıdırlar. (Bakara: 9-13) Müslümanların inandıkları gibi inanın, denilince; “biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?” diye itiraz ederler. İnananlarla yan yana gelince de; “sizinle beraberiz” derler. Fakat reisleri ve şeytanlarıyla baş başa kalınca; “biz onları aldattık” diye alay ederler. (Bakara: 13-15) Namaza da üşene üşene kalkarlar. (Nisâ: 142-143). İnsanları Allah yolundan döndürmek için yalan yere yemin ederler. (Mücadele: 14, Münâfıkûn: 2) Allah’ı unutup cimrilik yaparlar (Tevbe: 67), sıkışınca fitneye düşerler (Ankebût: 10), olayların akışı münafıkların lehine gibi ise, itaatla koşa koşa Peygamber’in yanına gelirler, (Nûr: 49) Bunlar zâhiren îman edip kalpleriyle kâfir olanlardır. (Münafıkûn: 3) Onlar ebedî Cehennemliktirler. (Tevbe: 67-69). Kötü sözlerin Müslümanlar arasında yayılmasını isterler. (Nûr: 19) Kur’an âyetleriyle alay ederler. (Nisa: 140) Cihaddan kaçarlar. 2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı Müslüman kişilerin durumudur. Hadislerde geçen münafık türü ahlâkî yönden olan nifakı vurgulamaktadır. Meselâ: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder” (Tirmîzî) hadisi îtikâdî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tembihler mahiyetindeki emirlerdir. Zîra amelî nifak çoğalınca ileride Müslümanın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir. 3 Ebû Süfyân ve İkrime, Uhud savaşından sonra Medîne’ye gelerek, Abdullah b. Übey’in evine misafir olurlar ve Peygamberimiz de onlara sadece görüşmeleri konusunda güvence verir. Bu adamlar, Peygamberimize yanında Ömer b. Hattap varken: “Bizim putlarımızın aleyhinde konuşma, hattâ onların şefâat edeceklerini söyle, biz de senin dinine karışmayalım” derler. Bunun üzerine Hz. Ömer, “Ey Allah’ın Rasûlü izin ver de şunları öldüreyim”der. Peygamberimiz güvence verdiğini söyleyerek, buna müsaade etmez ve onları Medîne’den kovar. Bu olay üzerine de bu âyet indirilir. (Vâhidî)— M. Türk
33:1