Büruc 22 Ayet 30. Cüz البروج
85

Büruc

— Burçlar
22 Ayet 30. Cüz
البروج
85
Büruc
22 Ayet
البروج
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِۙ ١
Ves semâi zâtil burûc(burûci).
O burçlara¹ sahip gökyüzüne, 1 Burç: Bakanların gözüne çarpacak kadar yüksek köşk, şehir surlarının, kalelerin yüksek yerleri demektir. (Bk. Nisâ: 78) Gökyüzündeki yıldız takımlarından her birine de burç denilir ve bunlar on iki tanedir. Fal için kullanılan on iki burç ise tamamen itibarîdir. Bu âyette Allah, burçların fal yönüne değil, yaratılış yönüne yemin etmektedir. Burçları fal için kullanmak ise haramdır. Bk. (Hicr: 16, Furkan: 61)— M. Türk
85:1
2
وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِۙ ٢
Vel yevmil mev’ûd(mev’ûdi).
O söz verilen, (kıyamet) gününe,— M. Türk
85:2
3
وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ ٣
Ve şâhidin ve meşhûd(meşhûdin).
(O kıyamet gününe) şâhitlik edene ve edilene¹ yemin olsun. 1 Burada birçok görüş olmakla birlikte en zâhir olan mana; o gün hazır olup da o Kıyameti gören veya onda şahitlik edecek olanlarla, görülecek ve şehadet edilecek olan vukuatın hepsine şâmil olmak üzere her hangi bir şahit ve şahitlik edilen olaylar olmasıdır. (Elmalılı)— M. Türk
85:3
4
قُتِلَ اَصْحَابُ الْاُخْدُودِۙ ٤
Kutile ashâbul uhdûd(uhdûdi).
4,5. Kahrolsun o tutuşturulan alevli ateşle doldurulmuş, hendek¹ sahipleri.²— M. Türk
85:4
5
اَلنَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِۙ ٥
Ennâri zâtil vekûd(vekûdi).
4,5. Kahrolsun o tutuşturulan alevli ateşle doldurulmuş, hendek¹ sahipleri.²— M. Türk
85:5
6
اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۙ ٦
İzhum aleyhâ kuûd(kuûdun).
6,7. Bir zamanlar onlar,¹ o (ateşin) çevresine oturmuşlar ve Müslümanlara yaptıklarını² seyrediyorlardı. 1 Ashâb’ül Uhdûd: Allah’a inananları, ateş dolu hendeklere atarak cezâlandıran kâfir bir topluluktur. Bunların kimler olduğu ve ne zaman nerede yaşadığı hakkında birçok rivâyet varsa da bu rivâyetlerin doğruluğu kesin değildir. Bu olayın sadece Kur’an’da anlatıldığı kadarıyla bilinmesi en doğrusudur. 2 Yani, hem Müslümanları ateşe atıyorlar, hem de oturup onları seyrediyorlardı.— M. Türk
85:6
7
وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ شُهُودٌۜ ٧
Ve hum alâ mâ yef’alûne bil mu’minîne şuhûd(şuhûdun).
6,7. Bir zamanlar onlar,¹ o (ateşin) çevresine oturmuşlar ve Müslümanlara yaptıklarını² seyrediyorlardı. 1 Ashâb’ül Uhdûd: Allah’a inananları, ateş dolu hendeklere atarak cezâlandıran kâfir bir topluluktur. Bunların kimler olduğu ve ne zaman nerede yaşadığı hakkında birçok rivâyet varsa da bu rivâyetlerin doğruluğu kesin değildir. Bu olayın sadece Kur’an’da anlatıldığı kadarıyla bilinmesi en doğrusudur. 2 Yani, hem Müslümanları ateşe atıyorlar, hem de oturup onları seyrediyorlardı.— M. Türk
85:7
8
وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّٓا اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ ٨
Ve mâ nekamû minhum illâ en yu’minû billâhil azîzil hamîd(hamîdi).
8,9. O (kâfirler) onlardan sadece yüceliğinin sonu olmayan, her türlü övgüye layık olan, göklerin ve yerin hâkimiyeti kendisine ait olan Allah’a îman ettikleri için, intikam alıyorlardı. Ve (şunu iyi bilin ki) Allah, (yaptığınız) her şeyi görüp durmaktadır.— M. Türk
85:8
9
اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌۜ ٩
Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).
8,9. O (kâfirler) onlardan sadece yüceliğinin sonu olmayan, her türlü övgüye layık olan, göklerin ve yerin hâkimiyeti kendisine ait olan Allah’a îman ettikleri için, intikam alıyorlardı. Ve (şunu iyi bilin ki) Allah, (yaptığınız) her şeyi görüp durmaktadır.— M. Türk
85:9
10
اِنَّ الَّذ۪ينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَر۪يقِۜ ٠١
İnnellezîne fetenul mu’minîne vel mu’minâti summe lem yetûbû fe lehum azâbu cehenneme ve lehum azâbul harîk(harîkı).
Şüphesiz inanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra tevbe etmeyenlere, hem cehennem azabı hem de yakıcı bir azap vardır.— M. Türk
85:10
11
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْـكَب۪يرُۜ ١١
İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), zâlikel fevzul kebîr(kebîru).
Şüphesiz (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar için, zemîninden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte en büyük kurtuluş da budur.— M. Türk
85:11
12
اِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَد۪يدٌۜ ٢١
İnne batşe rabbike le şedîd(şedîdun).
Rabbinin intikamı çok şiddetlidir.— M. Türk
85:12
13
اِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُع۪يدُۚ ٣١
İnnehu huve yubdiu ve yuîd(yuîdu).
13,14. (Her şeyi) başlangıçta yaratan da sonra onu (âhirette) tekrar yaratacak olan da O (Allah)’tır. Ve O çok bağışlayan (ve kullarını) çok sevendir.¹ 1 Vedûd: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Sözlükte “sevmek, muhabbet etmek” anlamındaki “vüdd” kökünden türemiş mübalağa bildiren bir sıfat olan “vedûd”, “çok seven, çok sevilen” demektir. Esmâ-i hüsnâdan biri olarak “sâlih kullarını çok seven ve onlar tarafından çok sevilen” mânasına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de vedûd ismi esmâ-i hüsnâdan olan “rahîm” ve “gafur” isimleriyle birlikte iki âyette geçmektedir (Hûd: 90, Burûc: 14). Vedûd ismi Tirmizî’ye ve İbnu Mâce’ye ait esmâ-i hüsnâ listelerinde bulunmakta, ayrıca hadis kaynaklarında Efendimizin teheccüd namazında okuduğu uzun duaların birinde, “Allahım! Sen rahîmsin, vedûdsün, dilediğini yapansın” niyazı yer almaktadır. (Tirmizî)— M. Türk
85:13
14
وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُۙ ٤١
Ve huvel gafûrul vedûd(vedûdu).
13,14. (Her şeyi) başlangıçta yaratan da sonra onu (âhirette) tekrar yaratacak olan da O (Allah)’tır. Ve O çok bağışlayan (ve kullarını) çok sevendir.¹ 1 Vedûd: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Sözlükte “sevmek, muhabbet etmek” anlamındaki “vüdd” kökünden türemiş mübalağa bildiren bir sıfat olan “vedûd”, “çok seven, çok sevilen” demektir. Esmâ-i hüsnâdan biri olarak “sâlih kullarını çok seven ve onlar tarafından çok sevilen” mânasına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de vedûd ismi esmâ-i hüsnâdan olan “rahîm” ve “gafur” isimleriyle birlikte iki âyette geçmektedir (Hûd: 90, Burûc: 14). Vedûd ismi Tirmizî’ye ve İbnu Mâce’ye ait esmâ-i hüsnâ listelerinde bulunmakta, ayrıca hadis kaynaklarında Efendimizin teheccüd namazında okuduğu uzun duaların birinde, “Allahım! Sen rahîmsin, vedûdsün, dilediğini yapansın” niyazı yer almaktadır. (Tirmizî)— M. Türk
85:14
15
ذُوالْعَرْشِ الْمَج۪يدُۙ ٥١
Zul arşil mecîd(mecîdu).
15,16. Bütün kâinat mülkünün sahibidir, şânı yücedir. Dilediği her şeyi eksiksiz yapandır.— M. Türk
85:15
16
فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُۜ ٦١
Fa’âlun limâ yurîd(yurîdu).
15,16. Bütün kâinat mülkünün sahibidir, şânı yücedir. Dilediği her şeyi eksiksiz yapandır.— M. Türk
85:16
17
هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ الْجُنُودِۙ ٧١
Hel etâke hadîsul cunûd(cunûdi).
17,18. Sana o, Firavun ve Semud’un ordularının haberi geldi mi?— M. Türk
85:17
18
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَۜ ٨١
Fir’avne ve semûd(semûde).
17,18. Sana o, Firavun ve Semud’un ordularının haberi geldi mi?— M. Türk
85:18
19
بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي تَكْذ۪يبٍۙ ٩١
Belillezîne keferû fî tekzîb(tekzîbin).
Doğrusu, (bunlar anlatıldığı halde) kâfirler, hâlâ inkâr edip duruyorlar.¹ 1 Buradaki (بَلْ) çağdaş kâfirlerin halini beyana intikal içindir. Yani, kâfirler, hâlâ Allah’ın kudretine ve Kur’an’ın doğruluğuna inanmıyorlar! (Elmalılı)— M. Türk
85:19
20
وَاللّٰهُ مِنْ وَرَٓائِهِمْ مُح۪يطٌۚ ٠٢
Vallâhu min verâihim muhît(muhîtun).
Oysa Allah onları arkalarından (ilmiyle) kuşatmıştır.— M. Türk
85:20
21
بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌۙ ١٢
Bel huve kur’ânun mecîd(mecîdun).
21,22. Hayır! (Kâfirler yalanlasalar bile) o, Levh-i Mahfuz’dan¹ indirilen çok şerefli bir Kur’ân’dır. 1 Levh-i Mahfûz: Arapça’da “korunmuş levha” demektir. İslâm’da; “olmuş ve olacak her şeyin yazılmış olduğu manevî levhaya” bu ad verilir. Olmuş ve olacak şeyler Allah’ın bilgisine bağlı olduğundan Levh-i Mahfuz doğrudan Allah’ın ilim sıfatı ile ilgilidir. Korunmuş olarak nitelenmesinin nedeni, burada yazılı olan şeylerin herhangi bir müdahale ile değiştirilmekten, bozulmaktan uzak olmasıdır. Levh-i Mahfuz, Kur’an’da Ümm’ül-Kitap (Kitapların Anası), Kitab’un-Hafîz (Koruyan Kitap), Kitab’un-Mübin (Apaçık Kitap), Kitab’un Meknun (Saklanmış Kitap), İmam’un-Mubin (Apaçık Kitap) ve sadece “kitap” olarak da anılır. İnsanların başlarına gelecek şeyleri de ihtiva ettiği için Kitab’ul-Kader (Kader Kitabı) de denir. Levh-i Mahfuz adı Kur’an’da yalnız Bu ayette geçer. Bu ayette Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’da bulunduğu bildirilir ancak hiçbir tanım getirilmez. Buna karşılık birçok ayette nitelikleri belirtilerek tanımlanır. Buna göre Levh-i Mahfuz içinde hiçbir şeyin eksik bırakılmadığı (En’âm: 59), olacak şeylere ait bilgileri saklayan (Kaf: 4), yeryüzüne ve insanlara gelecek tüm belaların yazılı bulunduğu (Hadid: 22) her şeyin sayılıp tespit edildiği (Yasin: 12), gökte ve yerdeki tüm gizliliklerin açıkça belirtildiği (Neml: 75), temiz yaratılan meleklerden başka kimsenin dokunamayacağı apaçık, korunmuş, koruyan, saklanmış ve ana kitap’tır.— M. Türk
85:21
22
ف۪ي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ ٢٢
Fî levhın mahfûz(mahfûzın).
21,22. Hayır! (Kâfirler yalanlasalar bile) o, Levh-i Mahfuz’dan¹ indirilen çok şerefli bir Kur’ân’dır. 1 Levh-i Mahfûz: Arapça’da “korunmuş levha” demektir. İslâm’da; “olmuş ve olacak her şeyin yazılmış olduğu manevî levhaya” bu ad verilir. Olmuş ve olacak şeyler Allah’ın bilgisine bağlı olduğundan Levh-i Mahfuz doğrudan Allah’ın ilim sıfatı ile ilgilidir. Korunmuş olarak nitelenmesinin nedeni, burada yazılı olan şeylerin herhangi bir müdahale ile değiştirilmekten, bozulmaktan uzak olmasıdır. Levh-i Mahfuz, Kur’an’da Ümm’ül-Kitap (Kitapların Anası), Kitab’un-Hafîz (Koruyan Kitap), Kitab’un-Mübin (Apaçık Kitap), Kitab’un Meknun (Saklanmış Kitap), İmam’un-Mubin (Apaçık Kitap) ve sadece “kitap” olarak da anılır. İnsanların başlarına gelecek şeyleri de ihtiva ettiği için Kitab’ul-Kader (Kader Kitabı) de denir. Levh-i Mahfuz adı Kur’an’da yalnız Bu ayette geçer. Bu ayette Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’da bulunduğu bildirilir ancak hiçbir tanım getirilmez. Buna karşılık birçok ayette nitelikleri belirtilerek tanımlanır. Buna göre Levh-i Mahfuz içinde hiçbir şeyin eksik bırakılmadığı (En’âm: 59), olacak şeylere ait bilgileri saklayan (Kaf: 4), yeryüzüne ve insanlara gelecek tüm belaların yazılı bulunduğu (Hadid: 22) her şeyin sayılıp tespit edildiği (Yasin: 12), gökte ve yerdeki tüm gizliliklerin açıkça belirtildiği (Neml: 75), temiz yaratılan meleklerden başka kimsenin dokunamayacağı apaçık, korunmuş, koruyan, saklanmış ve ana kitap’tır.— M. Türk
85:22
Büruc
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle