وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّۚ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٨
Vel veznu yevme izinil hakk(hakku), fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
(Kulların amellerini dosdoğru tartarak) hak (ve adâletin temsilciliğini yapacak) olan tartı, işte (Allâh-u Te`â lâ’nın, peygamberleri ve ümmetleri sorgulayacağı) o günde gerçekleşecektir. Artık kimin tartılan (sevap)ları (günahlarına karşı) ağır gelirse, işte ancak onlar felâh (ve kurtuluş)a erenlerin ta kendileridir! İmam-ı Mücâhid gibi bazı âlimlere göre; burada geçen “Vezn”, kıyâmet gününde kullar arasında verilecek hüküm anlamına gelmekteyse de, müfessirlerin cumhûruna göre bu, kulların amellerinin bir mîzanla tartılmasıdır ki, o terâzinin bir dili iki de kefesi bulunmaktadır, her bir kefe doğu ile batı arası kadardır. Allâh-u Te`âlâ kullarının uzuvlarını kendi haklarında konuşturup şâhit yapacağı gibi, o mîzanı da adâletle konuşturacaktır. Ancak ulemâ bu tartının keyfiyeti hakkında birkaç görüş açıklamışlardır: a) “Sevapların ve günahların yazılı bulunduğu sayfalar tartılacaktır” diyenler, Abdullah ibni Amr ibni’l Âs (Radıyallâhu anhü mâ)dan rivayet edilen şu hadîs-i şerîfi delil getirmişlerdir: “Kıyâmet günü ümmetimden birine bütün yaratıkların huzurunda nidâ edilir ve kendisi için, her biri gözün gördüğü kadar uzun sahayı dolduran doksan dokuz sicil açılır. Allâh-u Te`âlâ bu kişiye, yazıcı meleklerin ona zulmetmediğini ve o dosyalarda yazılı olanları kendisinin yaptığını itiraf ettirdikten sonra, onca günah karşısında bir sevabı olup olmadığını sorar. O kişi dehşete kapılarak ‘Yok!’ dediyse de Allâh-u Te`âlâ: ‘Olur mu, Bizim katımızda senin çok hasenelerin var ve bugün sana zulüm yok!’ buyurur: Bunun üzerine o kişinin okumuş olduğu bir kelime-i şehâdetin yazılı bulunduğu küçük bir kâğıt parçası çıkarır. O kul: ‘Ya Rabbi! Bu kadar dosyanın yanında bu kâğıt parçası ne yapsın?’ dediğinde, Allâh-u Te`âlâ tekrar: ‘Sen zulme uğratılmayacaksın!’ buyurur. Böylece o günah kefesine konmuş olan doksan dokuz sicile karşılık, o küçük kâğıdın konmuş olduğu sevap kefesi ağır basar ve o kul kurtulur.” (İbni Mâce, Zühd: 35, No: 4300, 2/1437; Tirmizî, İman: 17, No: 2639, 5/24) b) İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)dan rivayete göre; güzel ameller güzel surette, kötü ameller de çirkin suret üzere getirilerek mizana konulacaktır. Böylece Allâh-u Te`âlâ o suretlerde, tartılmaya elverişli olacak şekilde bir ağırlık ve hafiflik yaratacaktır. (Beyzâvî, Nesefî, Hâzin, Âlûsî)— M.Ustaosmanoğlu