قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰيَةٌ ف۪ي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَاۜ فِئَةٌ تُقَاتِلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِۜ وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ ٣١
Kad kâne lekum âyetun fî fieteynil tekatâ fietun tukâtilu fî sebîlillâhi ve uhrâ kâfiratun yeravnehum misleyhim ra’yel ayn(ayni), vallâhu yûeyyidu bi nasrihî men yeşâ’(yeşâu) inne fî zâlike le ibreten li ulîl ebsâr(ebsâri).
(Ey sayılarının ve silahlarının çokluğuna aldanmış Yahudiler! Bedirgünü muhârebe meydanında) birbiriyle karşılaşmış olan (mümin ve müşrik) iki cemaatte sizin (çok yakında yenik düşeceğinizi anlayabilmeniz) için gerçekten büyük bir âyet vardı. (Rasûlüllah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve ashâbından oluşan) bir cemaat Allâh yolunda savaşıyor, kâfir olan diğer bir topluluk ise, (açıkça) göz görüşüyle onları kendilerinin (bine yaklaşan sayılarının) iki misli (fazla olarak) görüyorlardı. /(Kâfirler Müslümanların üç katı fazla olmalarına rağmen, müminler) onları kendilerinin iki misli (altı yüz kişi) olarak görüyorlardı (ki: “Sabırlı yüz kişinin, iki yüz kişiye galip kılınacağı” vaadine yakînen inandıkları için sebat edebilsinler)./ Allâh dilediğini yardımıyla destekler. İşte şüphesiz ki (Allâh’ın) bu (şekilde azı çok, çoğu ise az görünen bir hale sokması)nda, basîret (ve isâbetli görüş)lere sahip olanlar için elbette pek büyük bir ibret vardır. Bedir muhârebesinde Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve ashâbı üçyüz on üç kişi olup, yetmiş yedisi muhâcirlerden, iki yüz otuz altısı ise ensârdandı. Muhâcirlerin sancaktarı Ali ibni Ebî Tâlib (Radıyallâhu anh), ensârın bayraktarı ise Sa’d ibni Ubâde idi. Mekke müşriklerinin sayısı da dokuz yüz elli kadardı. Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in hicretten sonra katılmış olduğu ilk savaş olma özelliğine sahip olan Bedir vakasında birçok mûcize zuhur etmişti ki, bu âyet-i kerîmede de bunlardan biri konu edilmektedir. Şöyle ki; Enfâl Sûresi`nde beyan edildiği üzere; müşrikler korkup kaçmasın diye Allâh-u Te`âlâ evvela müminleri onların gözünde çok az göstermiş, bu görüşle üzerlerine saldırdıklarında ise, onları kendilerinin iki misli olarak bindokuzyüz kişi kadar kalabalık göstermiştir. Demek ki az ve çok gösterme mûcizeleri, aynı durum için söz konusu olmayıp, farklı haller hakkındadır.— M.Ustaosmanoğlu