ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماًۗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ ٤١
Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızâmen fe kesevnel izâme lahmen summe enşe'nâhu halkan âhar(âhara), fe tebârekallâhu ahsenul hâlikîn(hâlikîne).
Sonra o sâfî azıcık suyu (sülük gibi rahim duvarına yapışıp kan emerek beslenen aşılanmış yumur tadan ibaret) bir kan pıhtısına dönüştürdük. Peşi sıra o kan pıhtısını bir çiğnem et hâlinesoktuk; derken o bir çiğ nem eti de (irili ufaklı) bir takım kemiklere (sahip iskelete) çevirdik, sonra o kemiklere (her birine uygun) bir(er) et giydirdik! Daha sonra onu (ruh sahibi kılarak, evvelki yaratı lışından çok farklı) diğer bir yaratışla icat ettik (de, böylece onu konuşan,işiten, gören ve her bir uzvu de ğişik işler gören can lı bir insan hâline getirdik). Şekil verenlerin en güzeli olan Allâh(ın sanatı, ilmi ve kudreti) dâima pek yüce olmuştur!/Allâh dâima övgüye lâyık olmuştur!/ (Zira, Allâh-u Te`âlâ’dan başka şekil verenler, O’nun yarattığı şeylere birtakım şekiller verebilirler, ama asla onlara hayat veremez ler. O ise, yoktan yarattığı varlıklara hem hayat hem de en güzel şekli verendir.)— M.Ustaosmanoğlu