Münafikun 11 Ayet 28. Cüz المنافقون
63

Münafikun

— İkiyüzlüler
11 Ayet 28. Cüz
المنافقون
63
Münafikun
11 Ayet
المنافقون
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اِذَا جَٓاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِۢ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَـكَاذِبُونَۚ ١
İzâ câekel munâfikûne kâlû neşhedu inneke le resûlullâh(resûlullâhi), vallâhu ya’lemu inneke le resûluh(resûluhu), vallâhu yeşhedu innel munâfikîne le kâzibûn(kâzibûne).
(Habîbim!) Münafıklar sana geldiği zaman: “Biz şâhitlik ederiz ki, şüphesiz sen elbette Allâh’ın Rasûlüsün!” derler. (Seni gönderen) Allâh biliyor ki, gerçekten sen elbette O’nun Rasû lüsün! Ama Allâh şâhitlik ediyor ki, şüphesiz münâ fık lar(ın söyledikleri söz doğru da olsa, manasına kalben inanmadıkları için) elbette (onlar) ya lan cıdırlar!— M.Ustaosmanoğlu
63:1
2
اِتَّخَذُٓوا اَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٢
İttehazû eymânehum cunneten fe saddû an sebîlillâh(sebîlillâhi), innehum sâe mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Onlar (kanlarını ve mallarını korumak için) yeminlerini bir kalkan edinmiştirler de, bu sebeple (Müslüman görünerek elde etmiş oldukları güvenlik içerisinde, samimi Müslümanları) Allâh’ın yolunda (cihatta bulunmakta)n engelle(me gayretine gir)miş tirler. Şüphesiz ki onlar; yapmakta bulunmuş oldukları şeyler ne kötü olmuştur! (İşte onlar evvelden beri kötü amellere alıştıkları için, yalan yere yemin gibi en büyük bir günahı bile kolayca işleyebilmişlerdir.)— M.Ustaosmanoğlu
63:2
3
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ ٣
Zâlike bi ennehum âmenû summe keferû fe tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûn(yefkahûne).
İşte (onların) bu (şekilde yalan yeminlere sığınarak münafıklıklarını sürdürmeleri) şu se beple dir ki; gerçekten onlar (kelime-i şe hâdet okuyarak) iman etmiş (görüntüsü vermiş)ler, sonra (: “Muham med’in dedikleri haksa, biz eşekten beteriz!” gibi laflar konuştukları fark edilince bu) inkâr(larından herkesi haberdâr) etmişlerdir. Bu nedenle de kalpleri üzerine mühür vurul muştur! Artık onlar (ölünceye kadar gerçek iman hakkında) ince anlayışa sahip olamazlar!— M.Ustaosmanoğlu
63:3
4
وَاِذَا رَاَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ اَجْسَامُهُمْۜ وَاِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْۜ كَاَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌۜ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْۜ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَـكُونَ ٤
Ve izâ reeytehum tu’cibuke ecsâmuhum, ve in yekûlû tesma’, li kavlihim, ke ennehum huşubun musennedeh(musennedetun), yahsebûne kulle sayhatin aleyhim, humul aduvvu fahzerhum, kâtelehumullâhu ennâ yû’fekûn(yû’fekûne).
Sen o (münafık ola)nları gördüğün zaman, cisimleri(nin iriliği ve kılık-kıyafetlerinin güzelliği) seni hayran bırakır. Konuşacak olsalar, (dillerinin tatlılı ğından ve çok edebiyatlı konuştuklarından dolayı) sen bile onların sözünü dinlersin! Sanki gerçekten onlar (senin meclisinde yaslanarak otururlarken, tek başına duramayıp duvara) dayandırılmış birtakım kütüklerdir (, ruhsuz bedenlerdir, imandan ve hayırdan tamamen arınmış cisimlerdir)! Onlar (korkaklıkların dan ve dünyaya düşkünlüklerinden dolayı) her nârayı kendi aleyhlerine sanırlar! (Bir kayıp ilanı için bile bağırılacak olsa, “Acaba kanlarını ve mallarını mubah edecek bir vahiy mi geldi?” diye akılları başlarından gider.) Gerçek düşman ancak onlardır! Öyleyse (görün tülerine aldanmayı bırak da) onlardan sakın! Allâh onları katletsin (, kahretsin. Ey müminler! Siz de on lara böylece beddua edin)! Nasıl da (bile bile haktan bâtıla) döndürülüyorlar?— M.Ustaosmanoğlu
63:4
5
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللّٰهِ لَـوَّوْا رُؤُ۫سَهُمْ وَرَاَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ ٥
Ve izâ kîle lehum teâlev yestagfir lekum resûlullâhi levvev ruûsehum ve reeytehum yesuddûne ve hum mustekbirûn(mustekbirûne).
O (münâfık ola)nlara: “Gelin, Allâh’ın Rasûlü sizin için mağfiret talebinde bulunsun!” denildiği za man, (kibirlerinden dolayı) başlarını çevirirler. Bir de sen onları (bu sözü kendilerine diyenden) yüz çevirir oldukları halde görürsün. Üstelik onlar pek büyük lenen kimselerdir!— M.Ustaosmanoğlu
63:5
6
سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ اَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ اَمْ لَمْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْۜ لَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ ٦
Sevâun aleyhim estagferte le hum em lem testagfir lehum, len yagfirallâhu lehum, innallâhe lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).
Sen onlar için bağışlanma talebinde bulunmuşmusun, ya da onlar için istiğfar etmemişsin, (bir şey değişecek değildir, zira iki durum da) onlara karşı eşittir. Allâh asla onları bağışlayacak değildir! Çünkü şüphesiz Allâh (imanlarını gerektiren bunca açık delil gördükleri halde ve dilleriyle iman açıklamalarına rağmen, kalben iman etme dâiresinin dışına çıkmış olan) o fâsıklar toplumunu (gerçek imana) hidâyet etmez!— M.Ustaosmanoğlu
63:6
7
هُمُ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ لَا تُنْفِقُوا عَلٰى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ حَتّٰى يَنْفَضُّواۜ وَلِلّٰهِ خَزَٓائِنُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَفْقَهُونَ ٧
Humullezîne yekûlûne lâ tunfikû alâ men inde resûlillâhi hattâ yenfaddû, ve lillâhi hazâinus semâvâti vel ardı ve lâkinnel munâfikîne lâ yefkahûn(yefkahûne).
Ancak onlardır o kimseler ki (muhâcirlere yardım eden ensâra): “Rasûlûllâhın yanında bulunan (fakir ve muhâcir) kimselere infakta bulunmayın ki tamamen dağılsınlar!” demektedirler. Oysa, göklerin ve yerin hazineleri ancak Allâh’a aittir. (Dolayısıyla Medîne ehli, fakir muhâcirlere yar dımı kesse de, tüm rızıkların sahibi olan Allâh onların geçimini temin etmeye Kadirdir.) Lâkin, o münafıklar (Allâh-u Te’âlâ’nın bu üstün gücünü) iyice anlaya mazlar!— M.Ustaosmanoğlu
63:7
8
يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَٓا اِلَى الْمَد۪ينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْاَعَزُّ مِنْهَا الْاَذَلَّۜ وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِه۪ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ۟ ٨
Yekûlûne le in reca’nâ ilel medîneti le yuhricennel eazzu min hel ezell(ezelle), ve lillâhil izzetu ve li resûlihî ve lil mû’minîne ve lâkinnel munâfikîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Onlar: “Andolsun eğer (Benî Mustalık gazvesinden) Medîne’ye dönecek olursak, yemin olsun ki; elbette o en izzetli kişi, o en alçak olanı mutlaka oradan çıkaracaktır!” diyorlar. Oysa izzet (ve şeref) ancak Allâh’a mahsustur, Rasûlüne aittir ve mü minler içindir! Lâkin, o münâfıklar (aşırı cehâletlerinden ve aldanmışlıklarından dolayı bu gerçeği) bilmezler! Rivayete göre; Benî Mustalık gazası bitmişti ki; insanlar bir suyun başında toplanmışken, Ömer (Radıyallâhu anh)ın işçisi Cehcâh ibni Sa’îd ile münafıkların reisi olan İbni Übeyy’in antlaşmalısı Sinan el-Cühenî su kuyruğunda kapıştılar. Cehcâh muhâcirleri, Sinan da ensârı yardıma çağırınca, fakir muhacirlerden biri Cehcâh’a yardıma geldi ve Sinan’a bir tokat attı. O zaman ibni Übeyy ona: “Bunu sen mi yaptın? Zaten biz Muhammed’in yanına tokat yiyelim diye geldik! Vallâhi onlarla bizim durumumuz, ancak ‘Besle köpeğini yesin seni!’ dendiği gibidir! Ama, vallâhi Medîne’ye dönersek, en ulu olan kişi, en alçak olanı oradan çıkaracak!” dedi ve “En ulu” tabiriyle kendini, “En alçak” ifadesiyle de Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i kastetti. Derken, kendi adamlarına dönüp: “Vallâhi siz bu fakirlere artıklarınızı yedirmeseydiniz, şimdi boyunlarınıza binemeyeceklerdi! Öyleyse artık bunlara yardım yapmayın ki Muhammed’in etrafından dağılsınlar!” dedi. O sıra da yaşı genç olan Zeyd ibni Erkam (Radıyallâhu anh) bunu duyunca: “Vallâhi kavmi arasında sevilmeyen zelil ve fakir sensin! Muhammed ise, miraç tâcı başında olan, Rahmân’ın izzetiyle azîz ve Müslümanlardan güç almış biridir!” dedi. İbni Übeyy: “Sus! Ben ancak şaka yapıyordum!” dediyse de, Zeyd (Radıyallâhu anh) hemen Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e gidip duyduklarını anlattı. O sırada Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in yanında bulunan Ömer (Radıyallâhu anh): “Ya Rasûlallâh! Bırak beni de şu münafığın boynunu vurayım!” deyince, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “O zaman Medîne’de çok burunlar titrer (, herkes korkuya kapılır ve güven ortamı bozulur)!” buyurdu. Bunun üzerine Ömer (Radıyallâhu anh): “Onu bir muhacirin öldürmesini istemiyorsan, o zaman bir ensârîye bunu emret!” deyince, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Peki insanlar: ‘Muhammed adamlarını öldürüyor!’ diye konuşurlarsa ne olacak?” buyurdu. Sonra Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) İbni Übeyy’i çağırarak: “Bu sözleri sen mi konuştun?” diye sorunca, o: “Sana kitap indiren Allâh’a yemin ederim ki, bunlardan hiçbirini ben demedim! Zeyd yalancıdır!” dedi. Orada bulunanlar: “Ya Rasûlallâh! Bir çocuğun lafını bizim büyüğümüzün sözüne tercih mi ediyorsun? Belki o yanlış anlamıştır!” dediler. Bu hâdise üzerine Zeyd (Radıyallâhu anh) utancından bir süre evinden çıkamadı. Fakat bu sûre inince Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ona: “Ey genç! Gerçekten Allâh seni doğrulamış, münafıkları ise yalancı çıkarmıştır!” buyurdu. İbni Übeyy’in yalanı ortaya çıkınca, bazıları ona: “Senin hakkında çok şiddetli âyetler indi, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e gidip günahını itiraf et de, senin için istiğfar etsin!” dediler. O da bu görüşü reddetmek üzere başını çevirerek: “İman et dediniz, iman ettim, zekât vermemi söylediniz, onu da yaptım, artık bana Muhammed’e secde etmemi emretmenizden başka bir şey kalmadı!” dedi. Bu hal üzere birkaç gün daha yaşayıp geberdi. (Nesefî, Hâzin)— M.Ustaosmanoğlu
63:8
9
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ٩
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tulhikum emvâlukum ve lâ evlâdukum an zikrillâh(zikrillâhi), ve men yef'al zâlike fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Ey iman etmiş olan kimseler! Ne mallarınız(la uğraşmanız), ne de çocukları nız(a vakit ayırmanız, namaz, cihat ve Kur’ân okumak gibi) Allâh’ın zikrinden (ve ibadetinden) sizi alıkoymasın! İşte her kim bunu yaparsa; işte (değerli ve sonsuz olan bir şeyi, basit ve fâni bir hayat karşılığında sattıkları için) ancak onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridir!— M.Ustaosmanoğlu
63:9
10
وَاَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَٓا اَخَّرْتَـن۪ٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِح۪ينَ ٠١
Ve enfikû mimmâ rezaknâkum min kabli en ye’tiye ehadekumul mevtu fe yekûle rabbi lev lâ ahhartenî ilâ ecelin karîbin fe assaddeka ve ekun mines sâlihîn(sâlihîne).
Sizin birinize ölüm (emâreleri) gelmeden önce, Bizim size rızık olarak vermiş olduğumuz şeyle rin bir kısmını (âhirete bir hazırlık olarak, muhtaçlara) infakta bulunun ki, sonra (zoru görünce): “Ey Rab bim! Beni(m ölümümü) pek yakın bir süreye kadar geciktirseydin ya, bolca sadaka vereydim ve (Sana karşı vazifelerini yerine getiren) salih kimselerden olaydım!” deyiverir.— M.Ustaosmanoğlu
63:10
11
وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللّٰهُ نَفْساً اِذَا جَٓاءَ اَجَلُهَاۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ١١
Ve len yûahhırallâhu nefsen izâ câe eceluhâ, vallâhu habîrun bi mâ ta’melûn(ta’melûne).
Allâh eceli geldiği zaman hiçbir nefsi asla geciktirecek değildir! Allâh yapmakta olduğunuz şeyleri(n görünen-görünmeyen tüm yönlerinden) de (hakkıyla haberdâr olan bir) Habîr’dir.— M.Ustaosmanoğlu
63:11
Münafikun
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle