Talak 12 Ayet 28. Cüz الطلاق
65

Talak

— Boşanma
12 Ayet 28. Cüz
الطلاق
65
Talak
12 Ayet
الطلاق
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحْصُوا الْعِدَّةَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمْۚ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ لَا تَدْر۪ي لَعَلَّ اللّٰهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذٰلِكَ اَمْراً ١
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ tallaktumun nisâe fe tallikûhunne li iddetihinne ve ahsûl iddeh(iddete), vettekûllâhe rabbekum, lâ tuhricûhunne min buyûtihinne ve lâ yahrucne illâ en ye’tîne bi fâhişetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve tilke hudûdullâh(hudûdullâhi), ve men yeteadde hudûdallâhi fe kad zaleme nefseh(nefsetu), lâ tedrî leallallâhe yuhdısu ba’de zâlike emrâ(emren).
Ey Nebî(yy-i zîşan)! Kadınları boşa(mayı arzula)dığınız zaman onları (üç hayız müddeti olan boşan ma) iddetlerin(in birincisin)e doğru (temizlik halle rinde ve kendileriyle cima etmemişken) boşayın ve iddeti (hiç eksiksiz tamı tamına üç hayız müddeti ola rak) sayı(p hesap edi)n! Rabbiniz olan Allâh’tan hakkıyla sakının (da, yalan yere iddet süresini uzun tutarak onlara zarar vermeyin)! (Zina ve hırsızlık gibi) âşikâre pek çirkin bir iş yapmaları dışında (kendi mülkleri gibi oturmuş olduk ları) evlerinden (iddetleri bitinceye kadar) onları çı karmayın, onlar da (iddetlerinin bitimine kadar) çık masınlar! (Ancak had cezası îcap eden durumlarda bu cezanın tatbiki için çıkarılıp sonra evlerine geri dön dürülürler.)/ onlar da çıkmasınlar, ancak âşikâre pek çirkin bir iş (olan iddet müddetinde evden çıkma günahını) işlemeleri müstesnâ! (Zira budurumda siz mesul olmazsınız.)/ İşte bun(ca İlâhî kanun)lar Al lâh’ın sınır larıdır! Her kim Allâh’ın hu dûdunu geçerse, muhakkak o, kendi(sini azâba arz ederek, kimseye değil an cak) nefsine zulmetmiştir. (Ey hanımınıboşamaya ni yetlenen insan!) Bilemezsin; işte olur ki Allâh bu (boşama arzusu)nun ardından farklı bir iş meyda na getirir (de, nefreti sevgiye, yüz çevirmeyi yönelişe çevirebilir, o zaman siz pişman olup ric’at edersiniz).— M.Ustaosmanoğlu
65:1
2
فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَاَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَاَق۪يمُوا الشَّهَادَةَ لِلّٰهِۜ ذٰلِكُمْ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجاًۙ ٢
Fe izâ belagne ecelehunne fe emsikûhunne bi ma’rûfin evfârikûhunne bi ma’rûfin ve eşhidû zevey adlin minkum ve ekîmûş şehâdete lillâh(lillâhi), zâlikum yûazu bihî men kâne yû’minu billâhi vel yevmil âhir(âhiri), ve men yettekıllâhe yec’al lehu mahrecâ(mahrecen).
Sonra o (boşanan kadı)nlar (iddet bekleme) sü relerinin sonuna yaklaştıklarında, artık (dönüş ya pıp) onları (iyi niyet, güzel geçim ve uygun nafaka gibi) güzel bilinen bir tarzla tutun, ya da (iddetleri bitin ceye kadar kendilerine dönmeyip, zararsız ve) iyi (ol duğu) bilinen bir yolla salıverin (, zira iddetlerininbitimine yakın onlara ric’at edip sonra tekrar boşarsa nız, iddet süresini uzatarak kendilerine azap etmiş olur sunuz ki, bu gibi zarar verici davranışlardan sakının)! Bir de (geri döneceğiniz yahut tamamen ayrılaca ğınız durumlarda) içinizden adâlet sahibi olan iki ki şiyi şâhit tutun (ki, ilerde bir inkâr söz konusu olmasın)! (Ey şâhitler!) Siz de (ne lehine, ne de aleyhine şâ hitlik yapılanın kârını zararını gözetmeyip)şâhitliği Allâh için hakkıyla yerine getirin! İşte size! Bu ki, Allâh’a ve o son güne inanmakta bulunmuş olana bununla vaaz edilmektedir. (Çünkü imansızlar âhi ret azâbından korkmadıklarından, kendilerini bu gibi hükümlerle bağımlı saymazlar.) Her kim, Allâh’tan hakkıyla sakınır (da, boşamayı sünnet vechi üzere yapar, iddet bekleyen kadına zarar vermez, onu evinden çıkarmaz ve şâhit tutma hususun da ihtiyatlı davranır)sa, (ayrıca bütün haramlar husu sunda da takvâyı gözetirse,) O ona (dünyanın şüphele rinden, ölümün şiddetlerinden ve kıyâmet gününün zorluklarından) bir çıkış nasip eder;— M.Ustaosmanoğlu
65:2
3
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً ٣
Ve yerzukhu min haysu lâ yahtesib(yahtesibu), ve men yetevekkel alâllâhi fe huve hasbuh(hasbuhu), innallâhe bâligu emrih(emrihî), kad cealallâhu li kulli şey’in kadrâ(kadren).
Beklememekte olduğu bir taraftan da onu rızıklandırır! Her kim Allâh’a tevekkül ederse, ona yeterli olacak olan ancak O’dur! Şüphesiz ki Allâh (yapmak istediği) işine ulaşıcı dır (ki, hiçbir muradı asla geri kalmaz)! Gerçekten Allâh her bir şey(in ya şam süresi, ge çimi ve son bulması) için (daha var olmadan evvel) bir ayarlama yapmıştır.— M.Ustaosmanoğlu
65:3
4
وَالّٰٓئ۪ يَـئِسْنَ مِنَ الْمَح۪يضِ مِنْ نِسَٓائِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلٰثَةُ اَشْهُرٍۙ وَالّٰٓئ۪ لَمْ يَحِضْنَۜ وَاُو۬لَاتُ الْاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِه۪ يُسْراً ٤
Vellâî yeisne minel mahîdı min nisâikum inirtebtum fe iddetuhunne selâsetu eşhurin vellâî lem yahıdn(yahıdne), ve ulâtul ahmâli eceluhunne en yada’ne hamlehunn(hamlehunne), ve men yettekıllâhe yec’al lehu min emrihî yusrâ(yusren).
Kadınlarınızdan öyleleri ki; (yaşlılıklarından dolayı bir daha) hayız (olmak)dan ümit kesmişler dir; eğer (onların iddetinin hükmühakkında bir şey bilmediğiniz için) şüpheye düştüyseniz, işte onla rın da, o hiç hayız görmemişolanların da iddetleri üç aydır. Yük sahibi olan (hamile) kadınlar ise; on ların (iddet bekleme) müddetlerinin sonu (, doğum yaparak) yüklerini bırakmalarıdır! Her kim Allâh’tan hakkıyla sakınır (da, O’nun hükümlerini iyice korur)sa, O onun için işlerinde bir kolaylık yaratır (ve takvâsı sebebiyle bütün düğümleri çözerek onu rahata kavuşturur).— M.Ustaosmanoğlu
65:4
5
ذٰلِكَ اَمْرُ اللّٰهِ اَنْزَلَهُٓ اِلَيْكُمْۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِه۪ وَيُعْظِمْ لَـهُٓ اَجْراً ٥
Zâlike emrullâhi enzelehû ileykum, ve men yettekıllâhe yukeffir anhu seyyiâtihî ve yu’zım lehû ecrâ(ecren).
İşte bu (anlatılan hükümler), Allâh’ın emridir ki, onu size indirmiştir. Her kim (bu indirilen hükümlerle amel ederek) Allâh’tan hakkıyla sakınır sa, O, o (takvâ sahibi kulu)ndan (iyi amelleri sebebiy le) kötü işlerini tamamen örter ve onun için mükâ fâtı büyütür!— M.Ustaosmanoğlu
65:5
6
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ ٦
Eskinû hunne min haysu sekentum min vucdikum ve lâ tudârrûhunne li tudayyikû aleyhinn(aleyhinne), ve in kunne ulâti hamlin fe enfikû aleyhinne hattâ yeda’ne hamle hunn(hunne), fe in erda’ne lekum fe âtûhunne ucûre hunn(hunne), ve’temirû beynekum bi ma’rûf(ma’rûfin), ve in teâsertum fe se turdıu lehû uhrâ.
(Ey iddet bekleyen kadınlar hakkındatakvâya nasıl riayet edeceklerini soranlar!) O (boşadığınız kadı)n ları ikamet etmiş bulunduğunuz yerin bir kısmın da gücünüz nispetinde yerleştirin! (Kendileriyle geçinemeyecekleri insanları yanlarına yerleştirerek ya hut eşyalar koyup mekânı kısıtlayarak) kendilerine darlık yapasınız (da, evden çıkmaya mecbur olsunlar) diye onlara zarar vermeyin.Eğer o (boşana)nlar yük sahipleri olduysalar, kendileri (doğum yaparak) yüklerini bırakıncaya kadar (nafakalarını vererek) onlara harcama yapın! Şayet onlar (doğum yaptıktan sonra) sizin için (ço cuklarınızı) emzirirlerse, bundan dolayı onlara üc retlerini verin! (Ey anneler ve babalar!) Aranızda bir birinize iyi bilinen bir şeyi emredin! (Baba cimrilik yapmasın, anne de güçlük çıkarmasın.)/Aranızda iyi likle istişârede bulunun!/ Eğer (gereken ücret verilmeyerek yahut konuş u lan dan fazlası istenerek) birbiriniz yüzünden güçlüğe uğrarsanız, o zaman pek yakında diğer bir kadın onun için (çocuğunu) emzirecektir.— M.Ustaosmanoğlu
65:6
7
لِيُنْفِقْ ذُوسَعَةٍ مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْراً۟ ٧
Li yunfık zû seatin min seatih(seatihî), ve men kudire aleyhi rızkuhu fel yunfik mimmâ âtâhullâh(âtâhullâhu), lâ yukellifullâhu nefsen illâ mâ âtâhâ, seyec’alullâhu ba’de usrin yusrâ(yusren).
Genişlik sahibi olan kişi geniş imkânına göre (nafaka vererek) harcamada bulunsun! Kime de rız kı daraltıldıysa, artık o da Allâh’ın ona vermiş ol duğu şeylerden (gücü nispetinde) harcama yapsın! Allâh hiçbir nefsi kendisine vermiş olduğu şeyden başkasıyla yükümlü tutmaz. Muhakkak ki Allâh (karşılaşılan geçici) bir zorlu ğun ardından büyük bir kolaylık yaratacaktır.— M.Ustaosmanoğlu
65:7
8
وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِه۪ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَاباً شَد۪يداً وَعَذَّبْنَاهَا عَذَاباً نُكْراً ٨
Ve keeyyin min karyetin atet an emri rabbihâ ve rusulihî fe hâsebnâhâ hisâben şedîden ve azzebnâhâ azâben nukrâ(nukren).
Rabbinin ve rasûllerinin emrinden inadına geri durmuş olan nice memleket (halkı) vardır ki; Biz onları (küçük-büyük her suçları hakkında) çok şid detli bir hesapla muhasebeye tâbi (tutarak, yaptıkları hiçbir şeyi bağışlamayıp, her türlü kötü amellerinden sorumlu) tutmuşuzdur ve onlara (eşi benzeri) görülmedik pek büyük bir azap (olan; açlık, kıtlık, katliâm vesâir belâlar)la azap etmişizdir.— M.Ustaosmanoğlu
65:8
9
فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْراً ٩
Fe zâkat ve bâle emrihâ ve kâne âkıbetu emrihâ husrâ(husren).
Böylece onlar (kötü) işlerinin vebâlini tatmış ve işlerinin sonu çok büyük bir hüsrân (ve ziyân) olmuştur.— M.Ustaosmanoğlu
65:9
10
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَاباً شَد۪يداً فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْراًۙ ٠١
E addallâhu lehum azâben şedîden fettekûllâhe yâ ulîl elbâb(elbâbi), ellezîne âmenû, kad enzelallâhu ileykum zikrâ(zikren).
(Âhirette ise) Allâh onlara çok şiddetli pek büyük bir azap hazırlamıştır; öyleyse ey (his ve ve him karışıklıklarından arınmış) hâlis akılların sahip leri olan o iman etmiş kimseler! Allâh’tan hakkıyla sakının! Gerçekten Allâh size yüce bir zikir (ve çok etkili bir öğüt olan Kur’ân) indirmiştir!— M.Ustaosmanoğlu
65:10
11
رَسُولاً يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحاً يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقاً ١١
Resûlen yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtin li yuhricellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve men yû'min billâhi ve ya'mel sâlihan yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), kad ahsenallâhu lehu rızkâ(rızkan).
Pek değerli bir Rasûl (de göndermiştir) ki; Allâh’ın pek açık seçik olan âyetlerini üzerinize peş peşe okumaktadır. Tâ ki o (peygamber),iman (şartlarına şüphesiz bir şekilde itikat) etmiş olanları ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) salih ameller işlemiş bulunanları o (kâfirlik, sapıklık ve cehâlet) karanlık lar(ın)dan o (iman) nur(un)a çıkarsın! Her, kim Allâh’a iman eder ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) salih bir amel işlerse, O onu içerisinde sonsuza kadar ebedî kalıcı oldukları öyle kıymetli cennetlere girdirir ki, (köşklerinin ve ağaçlarının) altlarından sürekli ırmaklar akmaktadır. Gerçek ten Allâh ona ne kadar büyük ve güzel bir rızık vermiştir.— M.Ustaosmanoğlu
65:11
12
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً ٢١
Allâhullezî halaka seb'a semâvâtin ve minel ardı mislehunn(mislehunne), yetenezzelul emru beynehunne li ta'lemû ennallâhe alâ kulli şey'in kadîrun ve ennallâhe kad ehâta bi kulli şey'in ilmâ(ilmen).
Allâh’tır ancak O Zât ki; yedi (kat) göğü, yerden de onların mislini yaratmıştır! O (İlâhî) emir (; kaza ve kaderden ibaret olan yarat ma ve yönetme işi) o (yedi kat gökle yedi kat yeri)n (tabaka)lar(ı) arasında sürekli inmektedir. (Böylece Allâh’ın, hayat ve ölüm, zenginlik ve fakirlik, kuvvet ve acziyet gibi buyrukları tüm yaratıklarda geçerliliğini sürdürmektedir.) Tâ ki siz bi lesiniz ki, gerçekten Allâh her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir ve şüphesiz ki Allâh ilim bakımından her şeyi muhakkak çepeçevre kuşatmıştır. Bu âyet-i kerîmede yer, göğün misli olarak açıklanmıştır ki; bir şeyin bir şeye benzerliği, her bakımdan onunla eşit olması anlamına gelmez. Nitekim bazı vasıflardaki ortaklık bu benzerliği doğrular. Cumhûr ulemâya göre yerin göğe benzerliği; yedi kat olması, birbiri üstünde tabakalara sahip olması, her iki kat arasında gökle yer arasında olduğu gibi beş yüz senelik mesafe bulunması ve her birinde Allâh’ın birtakım yaratıkları bulunması gibi bazı özel konulardadır. İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)dan rivayete göre; yer tabakalarında bulunanlar ya melekler veya cinlerdir. Bazı âlimlerin yer tabakalarını yedi iklim yahut madenî tabakalar veya toprak parçaları gibi manalarla yorumlamaları, İmâm-ı Ahmed ve Tirmizî gibi muteber âlimlerin naklettiği hadîs-i şerîflerle çatışmaktadır. Zira Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) her iki yer tabakası arasında beş yüz senelik mesafe bulunduğunu açıkça beyan etmiş ve yedi kat yeri tek tek saymıştır. Dolayısıyla Âlûsî (Rahimehullâh)`ın da beyanı vechile; yer tabakalarının birbirinden ayrı yedi tabaka olduğu ve her birinin sakinleri bulunduğu görüşünü kabul etmekte, ne aklen, ne de dînen hiçbir engel bulunmamaktadır. Bu güne kadar yer tabakaların daki farklı mahlûkata rastlanmaması bizim bunu inkâr etmemizi gerektirmez. Zira iman ettiğimiz şeylerin ekseriyeti gaybî konu lardır. Allâh’ın mülkünün genişliğine ve kudretinin büyüklüğüne inanan kişilerin, âlimlerin çoğunluğunun görüşü üzere yedi kat yerin varlığını hiç duraksamadan tasdik etmeleri gerekir. (Âlûsî)— M.Ustaosmanoğlu
65:12
Talak
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle